Crozier, Goodsir'ün düĢüncelerini okurcasına sordu: "Büyük Esir Gölü'ne gitmemiz
için gereken üç ay boyunca iskorbüt ve zayıflığa karĢı hayatta kalmamız için ne gerekiyor,
Doktor?"
"Taze et," dedi cerrah basitçe. "Taze et bulabilirsek bazı tayfaların hastalığını
yenebiliriz. Sebze ve meyve olsaydı çok daha kolay üstesinden gelirdik hastalığın. Ama
bunları bulmak olanaksız. O yüzden taze et, özellikle de yağlı et gerekiyor bize."
"Neden taze et ya da yağ bu hastalığı önlüyor, Doktor?" diye sordu OnbaĢı
Pearson.
"Hiçbir fikrim yok," dedi Goodsir, baĢını iki yana sallayarak. "Ama taze et bulmazsak
hepimizin öleceğine emin olduğum gibi taze etin iskorbüte iyi geldiğine eminim. Ġskorbüt,
bizi açlıktan ölmeden önce öldürecek güçte."
"Hickey ve diğerleri Terör Kampına ulaĢırlarsa," dedi Des Voeux, "bozulmamıĢ
konserve yemekler de aynı iĢlevi görür mü?"
Goodsir yine omuz silkti. "Belki. Ama meslektaĢım cerrah yardımcısı McDonald'la
taze etin konserveden daha iyi olduğu konusunda aynı fikirdeyim. Ayrıca, Goldner'ın
konservelerinde iki çeĢit zehir olduğuna eminim. Biri yavaĢ ve sinsice yayılıyor. Diğeri ise,
YüzbaĢı Fitzjames ve diğerlerinin baĢına gelenlerden bildiğimiz gibi ani ve korkunç bir etki
gösteriyor. Sonuç olarak taze et ya da balık avlamak, eski konservelere ulaĢmaya
çalıĢmaktan daha akıllıca."
"Umarım, kıĢ gelmeden önce koyun açık sularına ulaĢtığımızda, suda yüzen buz
kütlelerinin arasında bol bol fok balığı ve deniz ayısı buluruz," dedi Crozier. "Nehre gelince
zaman zaman karaya çıkıp tilki, deniz ayısı ya da geyik avlamaya çıkarız ama balık
avlama umudumuz da var. George Back ve Sör John Franklin gibi kâĢifler böyle bir
olasılığın bulunduğunu yazmıĢlardı."
"Sör John ayakkabılarını da yemiĢti," dedi OnbaĢı Pearson.
O anda kimse açlık çeken deniz piyadesini kınamadı ama söylediğine gülen ya da
yanıt veren de olmadı. Crozier sert ve ciddi bir ses tonuyla devam etti: "Yanımızda
yüzlerce fazladan bot getirmemin nedeni de bu. Sadece tayfaların ayaklarını kuru tutmak
amacıyla getirmedim. Zaten, sizin de gördüğünüz gibi Doktor, bu olanaksız bir Ģey.
Güneye doğru yapacağımız yolculuğun son günlerinde bunları yemek zorunda kalabiliriz."
Goodsir öylece kaldı. "Yanımıza sadece bir fıçı su alıyoruz ama yemek için
Donanma'ya ait yüzlerce bot götürüyoruz, öyle mi?"
"Evet," dedi Crozier.
Bir anda sekiz adam birden kahkahalar atmaya baĢladı. O kadar çok kahkaha
atıyorlardı ki kendilerini tutamıyorlardı. Herkes sustuğu zaman birisi gülmeye baĢlıyor,
sonra herkes ona katılıyordu.
"ġiĢĢttt!" dedi Crozier sonunda. Çocukları susturmaya çalıĢan ama kendi de gülen
bir öğretmene benziyordu.