kafatasına ulaĢıncaya kadar karĢınıza çıkacak parçalar yumuĢak olacaktır. Onlara
ulaĢmak için bir bıçak kullanmanız yeterli. Hatta isterseniz, kafatasını ters çevirip onu
gerçek bir tas niyetine kullanabilirsiniz. Böylece, arkadaĢlarınızın beynini Noel pudingi gibi
kaĢıklarsınız artık."
Bir süre hiç kimseden ses çıkmadı. Sadece rüzgârın uluması, buzun inlemesi,
çatlaması ve kırılması duyuluyordu.
"Yarın gitmek isteyen baĢka kimse var mı?" diye sordu YüzbaĢı Crozier.
Reuben Male, Robert Sinclair ve Samuel Honey -sırasıyla Terör3 ün güverteden
sorumlu çavuĢu, Erebııs'un direklerden sorumlu çavuĢu ve Terör'ün nalbandı- öne çıktılar.
"Siz de mi Hickey ve Hodgson'la gidiyorsunuz?" diye sordu Crozier. ġaĢkınlığını
belli etmedi.
"Hayır, komutanım," dedi Reuben Male baĢını iki yana sallayarak. "Onlarla
gitmiyoruz. Ama Terör'e doğru yürümek istiyoruz."
"Tekneye ihtiyacımız yok, komutanım," dedi Sinclair. "Yürüyerek gitmek istiyoruz.
Ada boyunca. Belki iç kısımlarda, sahilden uzakta bir tilki çıkar karĢımıza."
"Yönünüzü bulmanız zor olacak," eledi Crozier. "Burada pusulalar hiçbir iĢe
yaramıyor. Ölçüm aletimi de size veremem."
Male baĢını iki yana salladı. "Sorun değil, YüzbaĢım. Hislerimize dayanarak
ilerleyeceğiz. Çoğu zaman lanet olası rüzgâr yüzümüze çarpıyor - affedersiniz komutanım.
Rüzgâr sayesinde doğru yolda olduğumuzu anlayacağız."
"Ben nalbanttan önce denizc