ĠĢareti koyduktan sonra çıktıkları koyun birkaç yüz metre ilerisindeki geniĢ
buzdağına doğru kürek çekerek suya açıldılar.
Terörün denizcilerinden Henry Sait, "Eğer buraya kamp kurup eĢyaları bırakırsak
tekneyi büyük ölçüde boĢaltmıĢ oluruz," decli.
Teğmen Little pruvadan seslendi, "Kamp yapmak istemiyoruz. Yeterince kamp
yaptık zaten. Biz eve gitmek istiyoruz."
Herkes sevinç çığlıkları attı. Dümen yekesinin baĢındaki Peglar bir Ģarkı
mırıldanmaya baĢlayınca diğer denizciler de ona eĢlik etti, aylardır ilk kez Ģarkı
söylüyorlardı.
Üç saat boyunca yol aldılar. Geri dönmeleri gereken süreyi de kullanmıĢlardı; ama
emin olmaları gerekiyordu.
"Açık su" bir yanılsamadan ibaretti: Ġki buçuk kilometre uzunluğunda ve yaklaĢık bir
buçuk kilometre geniĢliğinde, düzinelerce koyu olan bir göldü.
Gölün güneydoğu kıyısında tekneyi bir buzula bağladılar ve kazmalarla iki metre
kalınlığındaki buzu basamak basamak kırarak yapay bir iskele oluĢturdular. Sonra bütün
denizciler tekneden inip baĢka bir açıklık aramaya baĢladı.
Yassı, yekpare bir beyazlık. Buz bacaları. Bulutlar gelmeye baĢlamıĢtı, sis olacaktı.
Kar yağmaya hazırlanıyordu.
Teğmen Little her yöne bakıyordu. Denizciler, gruptaki en kısa boylu adamı,
Berry'yi, en uzun boylu adamın, otuz üçlük Billy Wentzall'ın omuzlarına çıkarıp eline
dürbünü verdiler. Berry "Lanet penguenlerden baĢka bir Ģey yok," dedi. YüzbaĢı Crozier'ın
eski kutup gezisine gönderme yapan bir Ģakaydı. Kimse gülmedi.
Teğmen Little, "Gökyüzünün kapalı olduğu bir alan görebiliyor musun?" diye sordu,
"Açık suyun üstünde olduğu gibi. Ya da çok büyük bir buzdağı?"
"Hayır, efendim. Bulutlar yaklaĢıyor."
Little kafasını salladı. "Haydi, dönelim çocuklar. Harry, tekneye ilk sen bin ve onu
sabitle tamam mı?"
Dönerken doksan dakika boyunca kimse tek bir kelime etmedi. Hava kararmıĢtı ve
büyük buzdağı belli belirsiz görünüp onlara doğru yolda olduklarını gösterdikten sonra da
sis çökmüĢtü. Little "Geldiğimiz yola girmek üzereyiz," d VF