sonra da onu battaniyelere ve filikaları örten yelken bezine sardı. Ġki yanına iki denizci
daha uzandı; çünkü Daly, ancak onların vücut ısısı sayesinde hayatta kalabilirdi. Yine de
titriyor, diĢ diĢe vuruyor ve bilinçsizce sayıklamaya devam ediyordu.
Buzun iniĢli çıkıĢlı zemini denizcilerin midesini bulandırmıĢtı ve içlerinden bazıları
dayanamayıp kustu. Buz, üstündeki ağırlık yüzünden bazen çatırdıyor ve sağda solda
aniden kırılmalar olabiliyordu. Doktor Goodsir denizcilere iskorbüt ilerledikçe yüksek sese
karĢı hassaslaĢacaklarını aylar (nicesinde söylemiĢti. ĠlerlemiĢ iskorbüt hastası bir adamı
silah sesi bile öldürebilirdi. Ve Ģimdi seksen dokuz denizcinin birçoğu kendinde bu belirtiyi
görüyordu.
Magnus ManĢon gibi bir budala bile kızaklardan birinin suya düĢmesi durumunda
koĢumlarla ona bağlı olan adamlann kurtulamayacağını anlamıĢtı. Suya düĢenler de zaten
donarak ölmeye fırsat kalmadan boğulurdu.
Karadayken aralarındaki mesafenin çok az olması gereken denizciler Ģimdi
birbirlerinden mümkün olduğunca uzak gnıplar halinde ilerliyordu. Fırtına çıktığı
zamanlarda kimse birbirini göremez oluyordu ve yalnızlık hissi çok ürkütücüydü. Geride
kalan iki filikayla üç tekneyi çekmek için döndüklerinde eski izlerini takip etmemeleri
gerekiyordu; çünkü buzun onları taĢımama ihtimali vardı.
Bazıları Back Nehrinin ağzına ulaĢan koyu kaybettiklerini düĢünmeye baĢlamıĢtı.
Peglar, Crozier'ın teodolit okumalarına baktığında koyla aralarındaki uzaklığın en az elli
kilometre olduğunu anladı ve oradan sonra nehir ağzına ulaĢmak için yüz kilometrelik
yolları daha vardı. Eğer yiyecekleri olsa ve herkesin sağlığı bir anda düzelse bile
ağustostan önce koya, eylül sonlarından önce de nehre varamazlardı.
Açık su düĢüncesi, Harry Peglar'ın kalbini yerinden çıkartacak gibi oluyordu.
Harry'nin kalp atıĢları zaten düzensizdi. Kalbindeki ritim bozukluğu çocukken geçirdiği kızıl
hastalığından kalmaydı; ama annesinin tüm endiĢelerine rağmen Harry bunu önemsemiyordu. Annesine, eğer ciddi bir kalp rahatsızlığı olsaydı dünyanın en büyük gemilerinden
birinde pruva subayı olarak çalıĢamayacağını söylüyordu. Harry, annesini iyi olduğuna
ikna etse de kalp çarpıntısı yıllar geçtikçe arttı ve sıkıĢma hissinin yanı sıra sol koluna
dayanılmaz ağrı vermeye baĢladı. Bazen pruva çanaklığına tek koluyla tırmanmak
zorunda kalıyordu; ama arkadaĢları Harry'nin bunu gösteriĢ için yaptığını düĢünüyorlardı.
Son haftalarda kalp çarpıntısı son raddesine ulaĢmıĢtı. Ġki hafta önce sol elinin
parmaklarını kullanamamaya baĢladı. Ġshal yüzünden de ciddi sorunlar yaĢıyor ve tuvalete
çıkabilmek için karanlığın çökmesini bekliyordu.
Bu yürüyüĢ sırasında tuvalet ihtiyacını giderebileceği bir yer yoktu. Lanet bir çalılık
ya da arkasına gizlenebileceği bir kaya bile bulamıyordu. Peglar'ın bu iĢ için gözden
uzaklara gitmesine kızak takımındaki arkadaĢları çok gülüyordu; çünkü tuvaletini kimseye
görünmeden yapabilmek uğruna Teröre yem olabilirdi.
Bugünlerde Peglar'ın canını sıkan Ģey arkadaĢlarının onunla dalga geçmesi değil,
onlann hızına yetiĢebilmek için gösterdiği anormal çabaydı. Ġç kanama, açlık ve kalp
çarpıntısı yüzünden bitkin düĢüyordu. Bu yüzden seksen dokuz denizcini