Test Drive | Page 372

sonra da onu battaniyelere ve filikaları örten yelken bezine sardı. Ġki yanına iki denizci daha uzandı; çünkü Daly, ancak onların vücut ısısı sayesinde hayatta kalabilirdi. Yine de titriyor, diĢ diĢe vuruyor ve bilinçsizce sayıklamaya devam ediyordu. Buzun iniĢli çıkıĢlı zemini denizcilerin midesini bulandırmıĢtı ve içlerinden bazıları dayanamayıp kustu. Buz, üstündeki ağırlık yüzünden bazen çatırdıyor ve sağda solda aniden kırılmalar olabiliyordu. Doktor Goodsir denizcilere iskorbüt ilerledikçe yüksek sese karĢı hassaslaĢacaklarını aylar (nicesinde söylemiĢti. ĠlerlemiĢ iskorbüt hastası bir adamı silah sesi bile öldürebilirdi. Ve Ģimdi seksen dokuz denizcinin birçoğu kendinde bu belirtiyi görüyordu. Magnus ManĢon gibi bir budala bile kızaklardan birinin suya düĢmesi durumunda koĢumlarla ona bağlı olan adamlann kurtulamayacağını anlamıĢtı. Suya düĢenler de zaten donarak ölmeye fırsat kalmadan boğulurdu. Karadayken aralarındaki mesafenin çok az olması gereken denizciler Ģimdi birbirlerinden mümkün olduğunca uzak gnıplar halinde ilerliyordu. Fırtına çıktığı zamanlarda kimse birbirini göremez oluyordu ve yalnızlık hissi çok ürkütücüydü. Geride kalan iki filikayla üç tekneyi çekmek için döndüklerinde eski izlerini takip etmemeleri gerekiyordu; çünkü buzun onları taĢımama ihtimali vardı. Bazıları Back Nehrinin ağzına ulaĢan koyu kaybettiklerini düĢünmeye baĢlamıĢtı. Peglar, Crozier'ın teodolit okumalarına baktığında koyla aralarındaki uzaklığın en az elli kilometre olduğunu anladı ve oradan sonra nehir ağzına ulaĢmak için yüz kilometrelik yolları daha vardı. Eğer yiyecekleri olsa ve herkesin sağlığı bir anda düzelse bile ağustostan önce koya, eylül sonlarından önce de nehre varamazlardı. Açık su düĢüncesi, Harry Peglar'ın kalbini yerinden çıkartacak gibi oluyordu. Harry'nin kalp atıĢları zaten düzensizdi. Kalbindeki ritim bozukluğu çocukken geçirdiği kızıl hastalığından kalmaydı; ama annesinin tüm endiĢelerine rağmen Harry bunu önemsemiyordu. Annesine, eğer ciddi bir kalp rahatsızlığı olsaydı dünyanın en büyük gemilerinden birinde pruva subayı olarak çalıĢamayacağını söylüyordu. Harry, annesini iyi olduğuna ikna etse de kalp çarpıntısı yıllar geçtikçe arttı ve sıkıĢma hissinin yanı sıra sol koluna dayanılmaz ağrı vermeye baĢladı. Bazen pruva çanaklığına tek koluyla tırmanmak zorunda kalıyordu; ama arkadaĢları Harry'nin bunu gösteriĢ için yaptığını düĢünüyorlardı. Son haftalarda kalp çarpıntısı son raddesine ulaĢmıĢtı. Ġki hafta önce sol elinin parmaklarını kullanamamaya baĢladı. Ġshal yüzünden de ciddi sorunlar yaĢıyor ve tuvalete çıkabilmek için karanlığın çökmesini bekliyordu. Bu yürüyüĢ sırasında tuvalet ihtiyacını giderebileceği bir yer yoktu. Lanet bir çalılık ya da arkasına gizlenebileceği bir kaya bile bulamıyordu. Peglar'ın bu iĢ için gözden uzaklara gitmesine kızak takımındaki arkadaĢları çok gülüyordu; çünkü tuvaletini kimseye görünmeden yapabilmek uğruna Teröre yem olabilirdi. Bugünlerde Peglar'ın canını sıkan Ģey arkadaĢlarının onunla dalga geçmesi değil, onlann hızına yetiĢebilmek için gösterdiği anormal çabaydı. Ġç kanama, açlık ve kalp çarpıntısı yüzünden bitkin düĢüyordu. Bu yüzden seksen dokuz denizcini