Sophia gülümsedi. Ama Crozier'ın alıĢık olduğu sıcak gülümseme değildi bu. Sıcak
havada bir fısıldamadan biraz daha yüksek sesle Ģunları ekledi: Benim onurumun
sorumluluğunu taĢımıyorsun, YüzbaĢı."
"Bayan Cracroft..," diye söze baĢladı Crozier ve sustu. Gemisi karaya otursa,
dıĢarıya su atan pompalar çalıĢmazken güverteye bir metre yüksekliğinde su girince,
direklerde yırtık halde duran yelkenler birbirine karıĢınca hangi emirleri vereceğini çok iyi
bilirdi. Ne söyleyeceğini bilirdi. ġu anda aklına tek bir sözcük bile gelmiyordu. Ġçinde
sadece büyüyen bir acı ve ĢaĢkınlık vardı. Bu daha önceleri de çok iyi bildiği bir duygu
olduğu için duyduğu acı daha fazla katlanıyordu.
"Evlenecek olsaydım, bu kiĢi Kaptan Ross olurdu," diye devam etti Sophia,
Ģemsiyesini açarak ve havada çevirerek. "Gerçi ben kaptan karısı olacak bir kadın da
değilim, Francis. Mutlaka Ģövalye ilan edilmiĢ olması gerekir. Ama eminim kısa süre sonra
ġövalye ilan edilecektir."
Crozier kadının gözlerine baktı, bir tür iĢaret bekliyordu. "Kaptan Ross niĢanlı,"
diyebildi sonunda. Sesi günlerce su verilmeden bir yere bağlanmıĢ bir adamın sesi gibi
çıkmıĢtı. "James Ġngiltere'ye döner dönmez hemen evlenmeyi planlıyorlar."
"BoĢversene," dedi Sophia. ġimdi ayağa kalkmıĢtı ve Ģemsiyesini daha hızlı
çeviriyordu. "Bu yaz Ġngiltere'ye gideceğim, hem de John Amca'dan bile önce. Kaptan
James Clark Ross henüz son kozumu görmedi."
Hâlâ komik bir Ģekilde dizinin üstünde bekleyen Crozier'a baktı. "Ayrıca," diye ekledi
neĢeyle, "Kaptan Ross kendisini bekleyen gelin adayıyla evlense bile -James'le onun
hakkında sık sık konuĢuyoruz ve seni temin ederim ki kadın bir aptal— evlilik her Ģeyin
sonu değildir. Evlilik ölüm değil. Herkesin gidip de kimsenin dönmediği Hamlet'deki
'Bilinmeyen Ülke' değildir. Evlenip, daha sonra boĢanıp kendine uygun kadını bulan pek
çok adam var. Bu sözlerimi bir yere yaz, Francis."
Sonunda Crozier ayağa kalktı. En iyi üniformasına bulaĢan tozu sildi.
"ġimdi gitmem gerek," dedi Sophia. "Jane Hala, Kaptan Ross ve ben bu sabah Van
Diemen ġirketi'nin ithal ettiği damızlık hayvanları görmek için Hobart Town'a gideceğiz.
Ġstersen bizimle gelebilirsin Francis. Ama Tanrı aĢkına eğer geleceksen üniformanı ve Ģu
yüz ifadeni değiĢtir."
Hafifçe Crozier'ın koluna dokundu, Ģemsiyesini çevirerek valilik konağına doğru
yürüdü.
Crozier saatin dört olduğunu belirtecek Ģekilde sekiz kere çalan çan seslerini duydu.
Normalde tayfalar yarım saat sonra hamaklarından kalkar, güverteleri ve her yeri
temizlemeye baĢlarlardı. Ama bu karanlıkta, buzda ve rüzgârda -Crozier direkleri sallayan
rüzgârın sesini duyuyordu ve burada geçirdikleri üçüncü kıĢın henüz baĢı, 10 Kasım
olmasına rağmen bu rüzgâr bir fırtınanın habercisi olabilirdi- tayfaların daha geç
kalkmasına, saat altıya kadar uyumalarına izin veriliyordu. Sonra çavuĢların bağrıĢları,
adamların botlarının yerlere çarptığında çıkardığı sesler ve çavuĢların tayfalara 'eğer