Test Drive | Page 149

Sophia gülümsedi. Ama Crozier'ın alıĢık olduğu sıcak gülümseme değildi bu. Sıcak havada bir fısıldamadan biraz daha yüksek sesle Ģunları ekledi: Benim onurumun sorumluluğunu taĢımıyorsun, YüzbaĢı." "Bayan Cracroft..," diye söze baĢladı Crozier ve sustu. Gemisi karaya otursa, dıĢarıya su atan pompalar çalıĢmazken güverteye bir metre yüksekliğinde su girince, direklerde yırtık halde duran yelkenler birbirine karıĢınca hangi emirleri vereceğini çok iyi bilirdi. Ne söyleyeceğini bilirdi. ġu anda aklına tek bir sözcük bile gelmiyordu. Ġçinde sadece büyüyen bir acı ve ĢaĢkınlık vardı. Bu daha önceleri de çok iyi bildiği bir duygu olduğu için duyduğu acı daha fazla katlanıyordu. "Evlenecek olsaydım, bu kiĢi Kaptan Ross olurdu," diye devam etti Sophia, Ģemsiyesini açarak ve havada çevirerek. "Gerçi ben kaptan karısı olacak bir kadın da değilim, Francis. Mutlaka Ģövalye ilan edilmiĢ olması gerekir. Ama eminim kısa süre sonra ġövalye ilan edilecektir." Crozier kadının gözlerine baktı, bir tür iĢaret bekliyordu. "Kaptan Ross niĢanlı," diyebildi sonunda. Sesi günlerce su verilmeden bir yere bağlanmıĢ bir adamın sesi gibi çıkmıĢtı. "James Ġngiltere'ye döner dönmez hemen evlenmeyi planlıyorlar." "BoĢversene," dedi Sophia. ġimdi ayağa kalkmıĢtı ve Ģemsiyesini daha hızlı çeviriyordu. "Bu yaz Ġngiltere'ye gideceğim, hem de John Amca'dan bile önce. Kaptan James Clark Ross henüz son kozumu görmedi." Hâlâ komik bir Ģekilde dizinin üstünde bekleyen Crozier'a baktı. "Ayrıca," diye ekledi neĢeyle, "Kaptan Ross kendisini bekleyen gelin adayıyla evlense bile -James'le onun hakkında sık sık konuĢuyoruz ve seni temin ederim ki kadın bir aptal— evlilik her Ģeyin sonu değildir. Evlilik ölüm değil. Herkesin gidip de kimsenin dönmediği Hamlet'deki 'Bilinmeyen Ülke' değildir. Evlenip, daha sonra boĢanıp kendine uygun kadını bulan pek çok adam var. Bu sözlerimi bir yere yaz, Francis." Sonunda Crozier ayağa kalktı. En iyi üniformasına bulaĢan tozu sildi. "ġimdi gitmem gerek," dedi Sophia. "Jane Hala, Kaptan Ross ve ben bu sabah Van Diemen ġirketi'nin ithal ettiği damızlık hayvanları görmek için Hobart Town'a gideceğiz. Ġstersen bizimle gelebilirsin Francis. Ama Tanrı aĢkına eğer geleceksen üniformanı ve Ģu yüz ifadeni değiĢtir." Hafifçe Crozier'ın koluna dokundu, Ģemsiyesini çevirerek valilik konağına doğru yürüdü. Crozier saatin dört olduğunu belirtecek Ģekilde sekiz kere çalan çan seslerini duydu. Normalde tayfalar yarım saat sonra hamaklarından kalkar, güverteleri ve her yeri temizlemeye baĢlarlardı. Ama bu karanlıkta, buzda ve rüzgârda -Crozier direkleri sallayan rüzgârın sesini duyuyordu ve burada geçirdikleri üçüncü kıĢın henüz baĢı, 10 Kasım olmasına rağmen bu rüzgâr bir fırtınanın habercisi olabilirdi- tayfaların daha geç kalkmasına, saat altıya kadar uyumalarına izin veriliyordu. Sonra çavuĢların bağrıĢları, adamların botlarının yerlere çarptığında çıkardığı sesler ve çavuĢların tayfalara 'eğer