talihsizlikler yüzünden aramızda bir şey yaşanmadan
bitmişti.
Liseye başladığım ilk günlerdi, benimle aynı sınıfta
olan bir çocuk vardı. Düşündüğüm zaman hâlâ aklımı
kaçıracak gibi olsam da zaman yine imdadıma yetişmiş,
o kötü günleri unutmamı sağlamıştı.
Bana çıkma teklif etmişti, oraya kadar her şey güzel
ve de yolundaydı. Gölgeyi yok sayıp onunla eğlenceli
günler geçirmiştik, fakat sadece okulda. Dışarı
çıkacağımız ilk gün kapı çaldığında kapıda onun yerine
polisleri gürünce nutkum tutulmuştu. Ablalarım neyse
ki evde yoktu, tabii olay duyulduktan sonra hem hasta
hem de doğal olarak uğursuz yakıştırmasını bana layık
görmüşlerdi. Babam beni polis merkezine götürürken
neler olup bittiğine dair en ufak bir fikrim yoktu, ama
sevgilim olacak çocuğun düşmanca bakışları eşliğinde
içeri girdiğimde olayı anlamam pek de uzun
sürmemişti.
Karsa'nın evine bir paket gitmişti, paketin içinde bir
çift hayvan gözü vardı. İçinde de kana bulanmış bir
zarf. İşin tuhaf yanı ise zarfta yazanlardı: Fegel'den
uzak durmazsan senin gözlerini de bu şekilde evine
postalarım.
Peki, bunu yapan kimdi, neden böyle psikopatça
davranmıştı? Bir şakaysa ki ben şaka olduğunu hiç
sanmıyordum, neden bu kadar iğrenççe düzenlenmişti?
Herkes ne kadar merak etse de kimse o paketi
göndereni bulamamıştı. Olay kapanmış, hatta Karsa
şehirden taşınmıştı. Onu defalarca aramama rağmen
telefonlarıma bir kez olsun çıkmamış, ailesi ondan daha
7