“O ayakkabının sana olacağını sanmıyorum tatlım,
baksana Feg'in deve gibi ayakları var, oysa seninkiler
kibar ve narin.”
Sonra Lelis'e bakıp göz kırptı. Lelis de Defi'ye bakıp
teşekkür etti. Desenli çoraplarıma baktım, ayaklarım o
kadar da büyük değildi, otuz dokuzdu numarası. İtici ve
iğrenç durduklarını da sanmıyordum.
Ardından aptal aptal birbirlerine iltifatlar
yağdırmaya başladıklarında doğru yerde olmadığıma
bir kez daha inandım. Ayakkabıları zaten sevmezdim,
evin içinde çorapla dolaşmak en güzeliydi, hatta ben
abartır evin dışında, bahçede de çorapla gezerdim.
Dizimin üzerine kadar çıkan uzun ve desenli çoraplarım
vardı. Çoraplarımı şortlarımla kombin etmeyi de çok
severdim. Bir gün Defi benimle alay etmek için onları
saymıştı. “Tam kırk sekiz tane.” demişti. O günden
sonra çok fazla çorap almamaya özen gösterdim. Ama
onlar alay edecek şeyler bulmaya devam etmişlerdi,
durmaya da pek niyetleri yoktu.
“Hayır.” dedi Lelis o çarpık gülümsemesiyle
“Fegciğime bugün hakaret etmeyelim, o artık on
sekizine girmiş kocaman bir kız.”
“Sahi.” diye atıldı Defi “O artık kocaman bir kız.”
Bense sessizliğimi korumaya devam ettim. Lelis
yatağına oturdu, Defi de onu takip edip kendi yatağına
atladı. İkisi de büyük bir dikkatle bana bakıyorlardı.
“Hediyemizi açmadığını fark ettik Feg, ne o yoksa
görmeden beğenmezlik mi ediyorsun?”
Lelis'e cevap vermek için hazırlanıyordum ki
pencereden hızla geçen bir şey gördüm. Bu o gölgeydi,
hayır dedim kendi kendime, olamaz, bugün olmaz.
12