Ukba’daki Kazancımız
Gülden Bayraktar
Saat gece yarısını çoktan geçmiş. Önümde
yapılması gereken işler listesi. Bakıyorum
da yapılacak daha ne çok iş var.
Ben ise yorgun... Ama bir yanımda yorgun
olduğu kadar huzurlu. Hatta kendime bir
keyif kahvesi bile yapabilirim... İnsanın
yorgunluğu bedeni ile alakadar olunca
bunu geçiştirebiliyor. Bir kahve, biraz uyku
veyahut da kısa bir mola ile... Benimki de
öyle bir yorgunluk, yorgunluğum...
Sızlıyor kemiklerim, burdayım diyor
romatizmam. Günüm yoğun, bedenim
yorgun, kısa bir mola veriyorum
dinlenmek için; o arada oturup,
yorgunluğumu yazıyorum. Bedenimin
yorulduğu doğru ama gönlüm bu
yorgunlukla huzurlu...
İnsan hem yorgun hem mutlu olabilir mi
peki..? Evet olur. Buraya bir tebessüm
iliştirerek devam ediyorum.
Mutluluk bedenimizi yoran işin ruhunda
saklı. Bir tebessüm için yorduysak
bedenimizi, su olduysak bir fidana,
omzuna omuz verdiysek yükünün altında
ezilmiş olana...
Mutlu olur yorulduğumuza sebep olan
işlerin ruhu, bize gülümser uzaktan. Bu
gülümsemedir işte bizi de mutlu eden,
yorgunluğumuzun içinde...
Dünya hiç de güzel bir yer değildir
diyenlere
sorun
bakalım,
dünya
güzelleşsin diye ne yapmışlar demişti, çok
sevdiğim bir hocam. Dünya güzel olur biz
güzel olursak diye de eklemişti.
Olduğumuz yeri güzelleştirmek bizim
elimizde ve mutlu olmak kalbimizin
niyetinde gizli.
49