Kurtuluş Savaşını yöneten Mustafa Kemal Paşa, savaşın en hararetli döneminde 15 Temmuz 1921 tarihinde maarif yani eğitim kongresini toplayarak yeni kurulacak devletin eğitime ne kadar önem vereceğini daha o dönemden belli eder. Nitekim cumhuriyetin ilanıyla birlikte Türkiye’ de hızlı bir okullaşma sürecine girilir. Pek çok temel bilim alanında ve uygulamalı disiplinlerde yetişmiş eleman eksiğinin farkında olan ilk cumhuriyet hükümetleri bu konuda atılacak adımların başında yurt dışına öğrenci göndermeyi görür. Dönemin Millî Eğitim Bakanı Mustafa Necati Bey’ in şu sözleri konuyu özetler niteliktedir:“ Mekteplerimize kıymetli muallim bulmak için gençlerimizi kabil olduğu kadar fazla Avrupa’ da tahsil ettirmek ihtiyacında olduğumuza şüphe yoktur.”
Cumhuriyet döneminde ilk kez 1923 yılında yurt dışı eğitim bursu için sınav açılır. 150 kişinin katıldığı sınavda başarılı olan on üç öğrenci yurt dışında eğitime hak kazanır. Bu isimler arasında yer alan, Türkiye’ ye tıp alanındaki katkılarının yanı sıra milletvekili, senatör, bakan ve başbakan olarak da hizmet eden Ord. Prof. Dr. Sadi Irmak’ ın anlattığı şu anı dönemin atmosferini çok güzel yansıtır:
“ Benim ismimin yanına Atatürk,‘ Berlin Üniversitesine gitsin’ diye yazmış. Yola çıkacağımız gündü. Berlin’ e Balkanlardan ve Polonya’ dan geçen bir trenle gidilirdi. Vakit geldi, Sirkeci Garı’ ndayım ama kafam çok karışık. Gitsem mi, kalsam mı? Beni orada unuturlar mı? Para yollarlar mı? Tam gitmemeye karar verdiğim, geri döndüğüm sırada bir postacının sesini duydum:‘ Mahmut Sadiiii!... Mahmut Sadiii! Bir telgrafın var.’
Elime bir telgraf tutuşturuldu. İmza Millî Eğitim Bakanınındı. Atatürk’ ün emri ile çekilmişti. İçinde hatırımdan çıkmayan şu cümle vardı:‘ Sizleri bir kıvılcım olarak yolluyorum, alevler olarak geri dönmelisiniz. Mustafa Kemal.’
Telgrafı okuyunca düşündüklerimden olağanüstü utandım. Şimdi gel de gitme, git de çalışma, dön de bu ülke için canını verme, dedim. Düşünün... 1923’ te o kadar işinin arasında 11 öğrencinin nerede ne zaman, ne hissettiğini sezebilen, ona göre telgraf çeken bir liderin önderliğinde bu ülke için can verilmez mi?”
1924 yılında 22 öğrenci doğa bilimleri, resim, müzik ve beden eğitimi alanlarında
Bir Kıvılcımdan Doğan Umut
Eğitimin bir ülkenin kaderini değiştirecek en güçlü araç olduğuna inanan Mustafa Kemal Atatürk’ ün önderliğinde, 1928 yılında kurulan Türk Eğitim Derneği, Cumhuriyetin eğitim vizyonunu toplumun her kesimine ulaştırmak için yola çıktı. Kurulduğu günden bu yana binlerce çocuğun hayatına dokunan TED, burs sistemiyle yalnızca bireylerin değil, ülkenin geleceğini de aydınlatıyor. Her çocuğun içinde bir kıvılcım taşıdığına inanıyor, bu kıvılcımı eğitimle alevlendirmeyi sürdürüyoruz.
38