bir sanat dalı olarak ele alındığını ortaya
koyar. Bu dönemin önde gelen Osmanlı
kağıt oyma sanatçıları arasında Benli Ali
Çelebi ile devrinin tanınmış şairlerinden
olup ‘Sa’i’ mahlasıyla şiirler yazan Ali
Çelebi’nin oğlu Abdülkerim Çelebi vardır.
Sa’i aynı zamanda seçkin bir hat sanatçısıdır. Mehmed Bin Gazanfer ve Mevlana
Kasım Arnavud gibi isimler de oyma tekniğinin inceliklerini eserlerine aksettiren
önemli katı’ ustalarıdır.”
Avrupa Etkisi
XVI yüzyılın ikinci yarısı ile XVII. yüzyılın ilk yarısının en önemli katı’ ustasının
Mevlevi Bursalı Fahri olduğunu belirten
Ünver, “Eserlerinde adı Fahri-i Bursavi
olarak geçen sanatkar çok önemli ve çeşitli eserler vermiştir. XVII. yüzyılda ülkemizi ziyaret eden batılı seyyahların satın
aldıkları albümler vasıtasıyla Avrupa’ya
götürülen bu sanat dalı, orada da benimsenmiş ve silhouette (gölge) adı altında
tanınmaya başlamıştır. Halen Avrupa’nın
birçok yerinde bu tarz ve kendi yaşantılarını tasvir eden yalın kat kağıt oymalar
yapılmaktadır. XVII yüzyılın bu dalda yetişen en önemli temsilcilerinden birisi de
Edirneli Mehmed Nakşi’dir” diyor.
XIX. yüzyıla ait 70 adet Darphane, Maliye, Hazine-i Hassa nezaretlerine ait defterlerin etiketlerinde de çok güzel katı’
örneklerinin olduğunu söyleyen Ünver,
“Deri ciltler üzerine kağıt oyma olarak
yapılan bu etiketlerdeki farklı kompozisyonlar ilgimizi çekecek kadar güzeldir.
Bu katı’ etiketler sadece dönemin güzelliklerini değil, güzellik anlayışını ve bunu
ifade eden tarzlarını da günümüze intikal
ettirmektedir. Ne yazık ki diğer katı’ örneklerinde olduğu gibi bu güzelliklerin de
kimler tarafından yapıldığı meçhuldür” diyor.
18. Yüzyılda Katı’ Canlılığını Kaybetti
Çarşı ressamları ve saray nakışhanelerinde yapılan muhteşem örnekleriyle çok
parlak dönemler geçiren kağıt oymacılığı XVIII. yüzyılın ikinci yarısından itibaren
gerilemeye yüz tuttuğunu belirten Ünver,
“XIX. yüzyıldan itibaren ekonomik, sosyal
ve askeri sebepler nedeniyle gerilemeye
başlamış, ciddi eserlerin ortaya konulamaması nedeniyle yavaş yavaş canlılığını kaybetmiştir.
XIX. yüzyılın ikinci yarısı ve XX. yüzyılın
başlarında dişi oyma tekniğiyle yapılan
daha çok yazı-resim tarzındaki hat levhaları ile sınırlı kalmış, Vahdeti Süleyman,
Osman Rıfkı ve Mehmet Rıfat bu dönemde katı’yı canlandırmaya çalışan sanatkarlar olmuşlardır. Bu şahıslara ait imzalı
eserlerden bir kısmı Türk Vakıf Hat Sanatları Müzesi, Antalya Şehir Müzesi, Konya
Mevlana Müzesi, Türk İslam Eserleri Müzesi, Konya Koyunoğlu Müzesi’nde bulunmaktadır” diyor. XIX. yüzyılın sonlarında
İzmir’de yaşamış olan Osmanlı Musevi sanatkarlarınca klasik katı’ tekniğinde yapılmış kağıt oymalar da bu dalın ilginç örneklerinden olduğunu ifade eden Ünver,
“Yosef Abulafia, Hayyim Abulafia, David
Algranati ve Hayyim Ye’uda Algranati bu
sanat dalının Osmanlı Musevi Cemaatindeki önde gelen temsilcileri olmuşlardır.
Onlara ait eserler halen İsrail Müzesi’nde
muhafaza edilmektedir” diyor.
Ord. Prof. Dr. A. Suheyl Ünver ve Katı’
XX. yüzyılın ikinci çeyreğinde unutulan bu
sanat, 1920’li yı