29
olarak hesaplanmıştı. Ölüm sayılarında da
benzer olumlu trend söz konusu; mülteci
uzlaşısının ardından gerçekleşen ölümlerin
sayısı 11. Yani 11 göçmen düzensiz yollar
kullanarak Türkiye üzerinden Yunan adalarına geçiş yaparken hayatını kaybetti.
Üçüncü Raporun yayımlandığı dönemde
komisyon değerlendirmelerine yansıyan bir
diğer olumlu değişiklik AB’nin, Türkiye’deki
Suriyelilerin durumlarının iyileştirilmesi ve
Türkiye’deki göç yönetimi kapasitesinin
artırılması için ayırdığı bahsi geçmekte olan
3 milyar avronun artık ciddi bir şekilde
projelendirilip aktarılmaya başlaması. Komisyon verilerine göre, 2016-2017 dönemi
için 2 milyon 239 bin avroluk tutar pay
edilmiş bile. Burada önemli olan şüphesiz
ki fonlanan projelerin en etkin, başarılı ve
şeffaf şekilde gerçekleşmesi, fonların idaresi
ve paylaştırılması aşamasında ise bütün
paydaşların en hesap verebilir şekilde
süreçleri yönetmesi. Nihayetinede bahsi
geçen miktarların, yakın tarihin en büyük
krizlerinden birinin aşılması için kullanılacağını unutmamak gerekirken sivil topluma
önemli bir gözetim rolü düşüyor.
SINAİ
Öte yandan geçtiğimiz dönemde mülteci
alanında Türkiye-AB işbirliğini olumsuz
etkileyen gelişmeler de yaşandı. Bunların
başında şüphesiz 15 Temmuz 2016 gecesi
Türk demokrasisine karşı gerçekleştirilen
başarısız darbe girişimi geliyor. Darbe
girişiminin ardından girilen OHAL dönemi,
Yunan adalarında görevli irtibat birimlerinin
Türkiye’ye geri çağırılması, bürokratik süreçlerin ve uzlaşının uygulama aşamasının
yavaşlaması gibi birtakım değişimlere sahne
oldu. Nitekim son raporda bu yavaşlama ve
aksaklıkların azalmakta olduğu ve işleyişin
olağan seyre dönüyor olduğu değerlendirildi.
Sorunlu alanlarda
üç maymunu oynarken
Birtakım sorunlu alanlara bakıldığı zaman,
her şeyin aynı kaldığı da malesef ki bir
gerçek. Türkiye ile AB’nin bu uzlaşıya vardığı
dönemde özellikle BMMYK ve sivil toplum
çevrelerinin en temel eleştirileri, teknik ve
kurumsal altyapı kurulmadan, fazla acele
edildiği, iki tarafta da mültecilerin haklarının
garanti altına alınması noktasında yetersiz-
MAKALE
liklerin meydana gelebileceği yönündeydi.
Bu endişeler doğru da çıktı ve kapasitesizlik,
yavaşlık, mevcut tesislerin yetersizliği gibi
sebeplerle hem Yunan adalarında geri
gönderilmeyi bekleyen mülteciler hem de
Türkiye’ye geri gönderilenlerin temel haklara erişimde çeşitli sıkıntılar yaşadığı raporlara yansıdı. Uzun bir süredir bu şikayetler
gündemde olsa da özellikle Yunan adalarında göç yönetimini sağlayacak ve mültecilik
kararını verecek uzman yetersizliği hala tam
anlamıyla giderilmiş değil.
İkinci değişmeyen durum ise 1:1 mekanizması çerçevesinde halen daha Türkiye’ye
geri gönderilen her mülteci karşılığında
AB’nin Türkiye’deki kamplardan bir Suriyeliyi
kabul edeceği yönündeki sistemin etkin işlemiyor oluşu. Bu noktada en temel sıkıntı,
AB ülkelerinin Suriyelilere ev sahipliği yapmak konusunda aynı hevesi paylaşmaması.
Komisyon verilerine göre Türkiye’den AB’ye
1:1 mekanizması çerçevesinde yerleştirilen
Suriyelilerin sayısı bin 614. İdeal senaryoda
bu sayının 50 bini aşması planlanıyor. Dolayısıyla alınması gereken çok yol olduğu açık.