RESTORAN DERGİSİ | Seite 86

KÜLTÜR duğu yerden görülebilir manzara 19. Yüzyılda daha farklı ve etkileyici idi. Sola dogru bakınldığında Kağıthane deresinin berrak suları görülüyordu.Yoğun ve çarpık yapılaşma bu rüya gibi görüntüyü yok etti. Piyer Loti tepesinden bakıldığında Haliç’in etkileyici görünümü birçok yabancı gezgini ve gravür sanatçısını bu tepeye çekmiştir. Piyerloti ismi 19. Yüzyıla kadar ‘Rabia Kahvehanesi’ olarak bilinen, daha sonraları ‘Piyerloti kahvehanesi’ adını almıştır, Türk dostu Fransız PiyerLoti’nin görevi gereği İstanbul’a geldiğinde bu kahvehane’ çok dikkatini çeker. Piyer Loti bu kahvehaneye çok gittiğinden bu adla anılmıştır. Kahvehane Ragıp Ağadan Seyfullaha, ondan Kambur Halid’e, Kambur Halid’den 1926 yılında Haşim Dağdeviren’e geçmiştir. 1964 yılında Sabiha Tansuğ tarafından alınmış 11 Eylül 1969 yılında tekrar açılmıştır. Eskiden olduğu gibi bugünde manzarası, sesizliği ile olağanüstü huzur mekanıdır. Eyüp Sultan ziyaretlerinin en önemli ve eski adetlerinden biri sünnet çocuklarının sünnet öncesi Eyüp Sultana götürülmesidir. Bu adeti yaşamış biri olarak; 84 KULTUR 6 o günün hatıralarını hala en sıcak haliyle hafızamda saklarım. “Sünnet düğünü için iki önemli aksesuardan olan başa giyilen özel takke ile çapraz olarak elbisenin önüne takılan “Maşallah” yazılı kumaş şerit, sünnet çocuğunun gururunun simgesidir. Sonra sünnet düğünü öncesi muhakkak Eyüp Sultan’a götürülmesi ve adak adanması sünnet olacak çocuğun olmazsa olmazıydı. Bu güzel gelene günümüzde artık pek yaşatılmamaktadır. Beni ve diğer arkadaşlarımızı ilgilendiren ise oyuncakçılarıydı. Evüp oyuncakcılarının geçmişi 18. Yüzyıla kadar dayanmaktadır. Eyüp deyince akla oyuncak gelirdi. Eyüp oyunca üretiminin merkeziydi. Sünnet çocukları sünnet öncesi Eyüp’e getirilir istediği oyuncağı seçmesine izin verilirdi. Eski bir İstanbullu bir ailenin çocuğu olan babam, aynı geleneğin Kendisinin de yaşadığını anlatırdı. 1950’li yıllarda hatırladığım kadarıyla Eyüp’de yapılan oyuncakları şöyle sıralayabiliriz: Üstüne ayna parçacıkları yapıştırılmış, pişmiş topraktan yapılma renkli küçük testiler, sürahiler, teneke zilleri olan bir karış çapında darbuka- lar, saplı davullar, küçük olarak yapılmış beşik ve salıncaklar, kırbaş ya da kaytan sarılarak döndürülen topaçlar, kırmızı tüylü kuzular, yeşil boyalı ahşap sandallar, tahta kılıçlar, düdüklü fırıldaklar, içine su konulup öttürülen toprak testiler, hacı yatmazlar… Bütün bu oyuncaklar çocuklar için el ve gözlerini kontrol etme yeteneğini geliştirdikleri için dönemin en iyi eğitici oyuncakları arasında yer almaktadır. Asırlık servilerin gölgelediği, içinden yılankavi yolların geçtiği, türbelerin, kemerli pencerelerini örten yaldızlı demir dantellerin arasından güneşin son ışığının parladığı Altınboynuz, karşıda Sütlüce, Halıcıoğlu, Piripaşa, Hasköy semtleri ve daha uzakta bu dünyanın renklerine bezemeyen belirsiz, solgun, sonsuz renk tatlılığı içinde kaybolmuş büyük Kasımpaşa semti ve hayal meyal Galata görülür. Edmondo de Amıcıs’ın kitabından hayranlıkla okuduğumuz dizelerinde ki Eyüp yok artık. Bugünkü Eyüp için söylenecek önemli bir şey de yok. Yeni apartman blokları ile betona bürünen Eyüp 40-50 sene önce çok önemli bir yerdi. Bugünse Sadece Eyüp ismi kaldı. MAYIS 2014 5/13/14 1:12 AM