Profil 2013
Sinema, temeline insan beynini ve gözün yanılsama
özelliğini almıştır. Yanılsama dediğimiz olay Ana Britannica Ansiklopedisi’nde, “Beynin, gözün ağ tabakası üzerine
düşen görüntüyü kaybolmasından sonra da kısa bir süre
algılanmayı sürdürmesi ve ardışık ağ tabaka görüntülerinin, hareket eder biçimde algılanması olayıdır.” şeklinde
tanımlanmıştır. Aslında gözün bu özelliği sinemanın
oluşmasında en büyük etken olmuştur. Bu özellik fotoğrafın bulunmasından çok önce biliniyordu. Bu nedenle
insanlar her sayfasına hareketin farklı karelerini çizerek kitaplar oluşturuyor ve sayfaların hızla çevrilmesiyle sürekli
bir hareket etkisi elde ediyorlardı.
ÖR
Diyalogları olmayan sessiz filmler, bir döneme damgasını vurdu ve o dönem ‘Gümüş Ekran Dönemi’ olarak
adlandırıldı. Sessiz filmler hiçbir diyalog içermeden bize
anlatılmak istenen olayı ve duyguyu kelimelerle değil de
sadece hareketlerle aktarması sebebiyle 3D teknolojisinin
olduğu bir dönemde bile hala izleyenleri büyüleyebiliyor.
NE
KT
İlk ciddi sahne tecrübesini ‘The Eight Lancashire Lads’ adlı
bir grupla yaşayan Chaplin kendisini bekleyen gelecekten
habersizdi. Sdney’in ardından 1908’de katıldığı Fred Karno
Kumpanyası onun için bir dönüm noktası olacaktı. 1913
yılında turnede bir gösteri sırasında Marck Sennett’in dikkatini çekecek ve onun desteğiyle Keystone Stüdyoları’yla
bir anlaşma imzalayacaktı. Attığı bu imzanın ona getireceği
büyük şöhretten habersizdi. Henry Lehrman’ın yönetmen
koltuğunda oturduğu ‘Making A Life’ adlı tek makaralık
filmi ile 1914 yılında hayatının geri kalan her dakikasını
geçireceği sinemaya adım attı. Sonraki bir yıl içinde Keystone ile birlikte tam 35 filmde rol alacak ve hızla ünlü olacaktı. Bu sırada çektiği ‘Kid Auto Races in Venice’ filminde
yarattığı bol pantolonlu, melon şapkalı, bastonlu, sakar ve
komik karakter Charlot (Şarlo) ile özdeşleşecek ve Charlie
Chaplin isminden çok Charlot lakabıyla anılmaya başlayacaktı.
İR
Chaplin’in sağlık durumu bozulmaya başladığında tarihler
1960’ların sonlarını gösteriyordu. İnsanlarla iletişim kurmakta zorlanıyordu. Yıl 1977’ye geldiğinde ise tekerlekli
sandalye kullanıyordu artık ve 25 Aralık 1977’de uykusunda hayata gözlerini yumdu. Ölümü filmleri aratmayan
Chaplin’in naaşı, 1 Mart 1978’de İsviçreli bir grup tarafından fidye istenmek üzere kaçırıldı. Ancak hırsızlar fidyeyi
alamadan yakalandılar. Chaplin’in bedeni 11 hafta sonra Cenevre Gölü açıklarında 1,8 m derinliğindeki sudan
çıkarılıp mezarına defnedildi.
41