Profil 2015 Sayı:12 Jun. 2012 | Página 41

Profil 2013 Sinema, temeline insan beynini ve gözün yanılsama özelliğini almıştır. Yanılsama dediğimiz olay Ana Britannica Ansiklopedisi’nde, “Beynin, gözün ağ tabakası üzerine düşen görüntüyü kaybolmasından sonra da kısa bir süre algılanmayı sürdürmesi ve ardışık ağ tabaka görüntülerinin, hareket eder biçimde algılanması olayıdır.” şeklinde tanımlanmıştır. Aslında gözün bu özelliği sinemanın oluşmasında en büyük etken olmuştur. Bu özellik fotoğrafın bulunmasından çok önce biliniyordu. Bu nedenle insanlar her sayfasına hareketin farklı karelerini çizerek kitaplar oluşturuyor ve sayfaların hızla çevrilmesiyle sürekli bir hareket etkisi elde ediyorlardı. ÖR Diyalogları olmayan sessiz filmler, bir döneme damgasını vurdu ve o dönem ‘Gümüş Ekran Dönemi’ olarak adlandırıldı. Sessiz filmler hiçbir diyalog içermeden bize anlatılmak istenen olayı ve duyguyu kelimelerle değil de sadece hareketlerle aktarması sebebiyle 3D teknolojisinin olduğu bir dönemde bile hala izleyenleri büyüleyebiliyor. NE KT İlk ciddi sahne tecrübesini ‘The Eight Lancashire Lads’ adlı bir grupla yaşayan Chaplin kendisini bekleyen gelecekten habersizdi. Sdney’in ardından 1908’de katıldığı Fred Karno Kumpanyası onun için bir dönüm noktası olacaktı. 1913 yılında turnede bir gösteri sırasında Marck Sennett’in dikkatini çekecek ve onun desteğiyle Keystone Stüdyoları’yla bir anlaşma imzalayacaktı. Attığı bu imzanın ona getireceği büyük şöhretten habersizdi. Henry Lehrman’ın yönetmen koltuğunda oturduğu ‘Making A Life’ adlı tek makaralık filmi ile 1914 yılında hayatının geri kalan her dakikasını geçireceği sinemaya adım attı. Sonraki bir yıl içinde Keystone ile birlikte tam 35 filmde rol alacak ve hızla ünlü olacaktı. Bu sırada çektiği ‘Kid Auto Races in Venice’ filminde yarattığı bol pantolonlu, melon şapkalı, bastonlu, sakar ve komik karakter Charlot (Şarlo) ile özdeşleşecek ve Charlie Chaplin isminden çok Charlot lakabıyla anılmaya başlayacaktı. İR Chaplin’in sağlık durumu bozulmaya başladığında tarihler 1960’ların sonlarını gösteriyordu. İnsanlarla iletişim kurmakta zorlanıyordu. Yıl 1977’ye geldiğinde ise tekerlekli sandalye kullanıyordu artık ve 25 Aralık 1977’de uykusunda hayata gözlerini yumdu. Ölümü filmleri aratmayan Chaplin’in naaşı, 1 Mart 1978’de İsviçreli bir grup tarafından fidye istenmek üzere kaçırıldı. Ancak hırsızlar fidyeyi alamadan yakalandılar. Chaplin’in bedeni 11 hafta sonra Cenevre Gölü açıklarında 1,8 m derinliğindeki sudan çıkarılıp mezarına defnedildi. 41