POWERBOATS&YACHTS MAGAZINE | Page 127

chart plotter bozulursa ciddi problem. Bir de invertor aldık. Teknede aynı bizdeki gibi standart ekipmanlar zaten var. Bu konuda gayet profesyoneller ve çok yardımcılar, bizim ekip olarak tekneci olduğumuzu anlayınca, doğrusu hoşlarına gitti. Tipik marina işletmesi, bu tip yerlerden 1 haftalık seyahatin alışverişini bence marina marketinden alınmaması gerektiğini düşünürüm, keza Hırvatistan’da da aynen geçerli. İlk gece sırf bizi kurtarsın diye satın aldığımız malzeme fiyatına neredeyse, bize bir hafta yetecek malzemeyi, en yakın büyük marketten taşıdık, neredeyse aynı fiyata geldi. Teknede, Evren gibi yaratıcı bir ‘chef de cuisin’ olunca insan cidden dışardaki yemeği beğenmiyor! Nihal ve Evren alışverişi tamamen üstlendi. Ben tekne detaylarına konsantre oldum. Marketten aldığımız plastik bardak ve tabaklar oldukça kaliteli çıktı. Hem su harcamasını çok azalttı, hem de bulaşık derdinden kurtardı. Cumartesi günü itibarıyla hava oldukça sıcaktı, biz alışveriş merkezinden gelene kadar millet teknede ciddi pişmiş. Bayağı sabırsızdılar. Suyu doldurmuşlar, tekne eksikleri tamamlanmış. Malzemeleri yüklerken zaten marinadaki tekneler üçer-beşer ayrılıyorlar marinadan. Bu arada malzeme yüklemek de başlı başına bir husus. Elden ele ediyoruz biz. Ama asıl konu buzdolabına nasıl yerleştirileceği. Biz şöyle yapıyoruz mantık olarak, mümkün mertebe soğuk şeyler alıyoruz hep. Mutlaka buz. Bulunabilirse kalıp buz çok daha uzun süre dayanıyor ama kötü tarafı içilmeyen sulardan yapılıyor. Böyle buz konulursa buzdolabı tahliyesini açmamak gerekiyor. İçerde biriken su ısı konservasyonunu maksimal sağlıyor, dikkat edilecek husus, su içinde koku yapacak malzemeleri aynı yere koymamak. Meyveler, sebzeler, yumurtalar falan hep diğer tarafa. Buzdolabını dolu tutmak, ısı korunması için önemli bir husus. Mümkün mertebe, dolabı soğuk malzemeler ile dolu tutmak lazım. Akülerin durumunu bilmiyoruz ama voltmetre güvenilir gibi. Gerekirse akşamları kapatabiliriz. Zaten nispeten soğuk bir iklimden bahsediyoruz. Her şeyi koyduktan sonra, çok da vakit kaybetmeden yola çıkmaya karar verdik. Rüzgar pek yok, ekip zaten iyi, pontonlar Ataköy veya Turgutreis Marina gibi parmak pontonlardan oluşuyor. Çıkışı kolay. Çift dümenli Dufour 455 ile kolaylıkla çıktık. Rota 1,5-2 saatlik yolda yakın adalar. Zaten uzak dediklerimiz 20 mil yolda falan. Sibenik şehri (Şibenik olarak okunuyor) civarın önemli ve güzel bir şehri. Ancak ona uğramadan direkt açık denize çıkacağız. Ante kanalı denilen dar bir kanalla çıkış yapılıyor, neredeyse birkaç yüz metre genişliğinde bir kanaldan geçiliyor, gayet iyi işaretlenmiş. Açık denizde, bir adadan oluşan büyük bir kale ile korunuyor, belli ki tarihte önemli roller üstlenmiş. Her yer ağaçlarla çevrili, balıktan zengin bir coğrafyadayız, olta suda. Etrafımız yelken yapma sevdasıyla suya salınmış yelkenlilerle dolu. İlk durak sırf merak itibarıyla, Zlarin. Küçük bir liman, çok beğenmedik, yola devam. Nispeten kuzeyde gitmek istediğimiz rotada, harika bir rüzgarla ilerliyoruz. Teknemiz gayet performanslı bir tekne, Dufour genel olarak beğendiğimiz bir marka. Model itibarıyla Grand Soleil tarafından üretilen bir seri. Zaten bir diğer alternatifimiz GS 46 idi. Daha performanslı, ancak nispeten kullanımı zor. GS’lerin benim gördüğüm en büyük eksikliği boyuna göre küçük bir kokpiti ve birçoğunda olmayan ve ya varsa da çok yetersiz bir kokpit masası gerçeği! Yoksa performans itibarıyla Dufour’lardan bir düzey ilerde olduğu kesin, yalnız fiyatı da aynı oranda pahalı. Biz her şey dahil Dufour 45 için 2900 euro ödedik, GS olsa idi 3400 euro istenecekti. ŞUBAT - MART 2014 POWERBOATS&YACHTS dergi.indd 125 125 7.02.2014 00:55