Ocak 2019 ocak2019 | Page 115

Şeyhim, Yoldaşım ve Ben Büşra Nur Yılmaz Şeyhim anlatmış idi onun İslam’ın ilk öğretmeni olduğunu. Hamdolsun İslam’ın öğretmenleri hala Okçular Tepesinde beklemekteler. Müslüman bir delikten iki kere sokulmayandı. Allah’ın izniyle boş kalamayacak Okçular Tepesi. Ben kendi kendime bunları düşünürken Derviş Efendi yavaş yavaş vedalara başladı. Her ne kadar ısrar etseler de o daha çok insana ulaşmalıydı. Tohumu ekti, can suyunu verdi gerisi ise kulun gayreti Allah Teâlâ’nın takdiriydi. Kalanlar gideni Allah’a ısmarladı, giden kalanları Allah’a emanet etti. Geldiğimiz yer yol idi gittiğimiz yer yine yol oldu. Böylece gide vara, kâh konaklaya, kâh yollara düşe iki ayı ardımızda bırakmıştık. Birçok insan gördük, Derviş Efendi çok kimseye tebliğ etti. Allah ondan razı olsundu. Ama son günlerde onu bir başka görmeye başlamıştım. Sanki bu hâl bir başkaydı işte. Sonra anladım ki meğer vazife bitmiş. Hem şeyhimin verdiği vazife hem de Rabb’imin verdiği vazife. Secdelerinde daha uzun kalmaya başladı, elleri artık semaya daha da yakındı. Burası Dünya burada çok kalınmaz derdi şeyhim. Şeyhimin iman terbiyesiyle, güzel ahlak makasıyla Derviş Efendi’ye biçtiği yamalı hırka onun bu dünyaya ait yegâne mirasıydı. O ardında ona her dem hayır dua edecek gönüller bıraktı. Hem ne diyordu Yunus Emre Efendim: ‘’Ben gelmedim davi için / Benim işim sevi için / Gönüller dost evi için, / Gönüller yapmaya geldim.’’ Bu dünya’ya aldanmayanlar ne ev, ne bağ, ne bahçe değil gönüller yapıp gittiler.