Emine Seçeroviç (Kaşlı) ile Söyleşi
Hasna Para
Gazeteci olmaya nasıl karar verdiniz?
Daha liseyi okurken aklımda sadece iki meslek vardı, ya avukat ya da
gazetecilik. Yazmayı, araştırmayı, bir şeyler bulmayı seviyorum.
Üniversite dönemi geldiğinde Bosna’da hukuk fakültesini kazanmıştım.
Hatta kaydını da yaptırmıştım. Aynı zamanda da YTB bursları için
Türkiye’de Üniversite sınavına girmiştim. Oradan da gazetecilik
bölümünü kazandığım haberi gelince onu seçtim. Çok severek
okudum ve yaptığım işi de severek yapıyorum. İnsan mesleğini sevince
ne kadar çalışsa da daha az yoruluyor.
"Kurşunların Da Rengi Var" kitabınızın içeriğinden okurlarımıza
bahseder misiniz? Yeni çalışmalarınız var mı?
Orada savaşta gecen çocukluğumu anlattım. Bir edebi eser değil, çok
sade bir dille yazılmış gerçek bir hayat öyküsüdür. Kitabın amacı
yaşanılanları çocuk gözüyle aktarmaktı ve bir şekilde yaşanılan
gerçeğe dair ufacık da olsa bir iz bırakmaktı. Yazarken o döneme tekrar
gitmem gerekiyordu. Bu da yazmayı zorlaştırıyordu. Bugün gelen
tepkilerle iyi ki yazmışım diyorum, çünkü insanların savaşı çoğunlukla
büyüklerin anlattıklarıyla biliyorlar. Kitapta bir çocuğun neler
hissettiklerini görebiliyorlar.
Kitabı okuduktan sonra, Bosna’ya ilgisi artanlar oldu, tez için Bosna’yı
konu seçenler oldu, belki de günümüzde en önemlisi Suriyeli, Gazzeli
çocukları daha iyi anlayabilenler oldu. Bunlar da bana iyi ki dedirtiyor.
Aslında kitabın devamını yazmayı düşünmüyordum ama okuyanların
çoğu, sonrasında ne oldu diye merak ediyor. Daha da önemlisi Türkiye
bugün dünyaya büyük bir insanlık dersi veriyor.