“Bugün belde dışına çıkan Bursalıların, dönene kadar şehri özleyişi belki de bu yüzdendir.”
Velisi çoktur Bursa'nın. Üftâde Hz., Aziz Mahmud Hüdâyi, Eşrefoğlu Rûmi, Süleyman
Çelebi, Abdal Murad, Okçu Baba, Karaca Ahmed, Emir Sultan Buhari, Molla Fenari, Şeyh
Hamid-i Veli...
Hepsi Bursa'nın maddî ve manevî fethi için buradaydı zamanında. Amaçları ve gâyeleri
tekti. Allah'ın arzusunu yerine getirmek, rızasını kazanmak... Bursa'yı rûhaniyetli bir şehir
yaptılar ki, Evliya Çelebi “rûhaniyetli bir şehir” diye bahsetti Bursa'dan.
Her sokağının tarihe tanık olduğu bir memleket burası. Siz hiç “sadelikle süslenen” bir
şehir gördünüz mü? Görmediyseniz yolunuz henüz Bursa'ya düşmemiş, düşmüşse de
Bursa'yı doğru kişiyle gezmemişsiniz demektir. Ben neden mi bu kadar iddialı
konuşuyorum? Çünkü iflah olmaz bir Bursalıyım...
Ama zaman zaman şunu da sorguladığım olmuştur. Böyle bir şehre Mimar Sinan, niçin
eser bırakmadı? Cevabını sizler sayesinde öğrendim. Mimar Sinan, hürmeten Bursa'ya bir
cami yapmamış. Evet evet, bizim Tokiler adı altında diktiğimiz ucubelerin bulunduğu
şehre, Mimar Sinan hürmeten eser bırakmamış.
Yapacak olsa bir Süleymaniye, bir Selimiye yapamaz mıydı? Yapardı elbet. Evvelki
yapıların oldukça sade, küçük ve alçak boyda olmasından, kendi eserlerinin gölgesinde
kalırlar diye, ceddine hürmeten bir eser bırakmamış. Biz ise bugün, şehrin göbeğine
bilmem kaç katlı apartmanlar, üçgen piramit şeklinde Avm'ler dikiyoruz. Üstelik bunu
marifet sanıyoruz. Galiba farkımız bu. Umarım neleri kaybettiğimizi hatırlar ve bir an
evvel betonlara hapsolan dünyamızdan kurtuluruz.
Ezcümle, yazarının anonim kalmasını istediği uzunca bir şiirden, mütevazi iki mısra
armağan ediyorum Bursa'ya...
“Yazmak olsun diye yazsam süslü cümle çok aklımda,
Arzuhâlim anlatsam bir tek cümle yok aklımda...”
Yani diyor ki şair, yeşillikler kifâyetsiz kalıyor Bursa'yı anlatmaya...
Hâsılı, bir gün Bursa'da görüşmek dileğiyle... :)
39