Natura November - December 2010 | Page 87

zarın üzerinden yansıyarak sergi alanına yayılmış homojen bir form halinde nüfuz ediyor. Her ışık, spesifik kıvrım ve duvar yüzeyine göre birbirinden farklılıklar gösteriyor. Bu eşsiz ışık efektleri aşamalı ışık karakteristikleri olarak karşımıza çıkıyor, bu durum da yalnızca ziyaretçilere değil sanatçı ve küratörlere de ilham verecek mekanlar ortaya koyuyor. Birinci kattaki giriş salonu, alçak bahçenin üzerindeki giriş köprüsüne direkt olarak bağlanıyor. Salon, müzenin en yüksek tavanlı mekanı, dolayısıyla büyük enstalasyonlar, resimler ve heykellere ev sahipliği yapması düşünülüyor. Mekan içinde farklı kotlardan farklı izleme açıları bulunuyor ve sanat eserlerini en iyi şekilde izlemek için gerekli optimum noktalar belirleniyor. Özel durumlarda salon seremoni ya da resepsiyonlara ev sahipliği yapacak şekilde düzenlenebiliyor, dolayısıyla içinde asansör boşluğuna konsol olarak uzanan küçük bir sahne barındırıyor. İkinci katın sürekli sergi salonu çoğunlukla CAFA’nın kendi sanat koleksiyonunn sergilenmesi için ayrılmış durumda. Geleneksel Çin çizim ve resimlerinden oluşan koleksiyonu öne çıkarmak adına mekan içinde işlenmiş ahşap paneller, taş, kumaşlar ve brüt beton gibi doğal dokulara yer veriliyor. En geniş hacimli sergi alanları üçüncü ve dördüncü katlarda konumlanıyor ve güncel sanat sergi ve enstalasyonlarına ev sahipliği yapıyor. Kenarsız ve çevreyi saran eğri duvarlar sanat eserlerinin arka planı ya da sanatçının kendi sanat ve tasarımını yansıtacağı tuval olarak işlevlendir