zarın üzerinden yansıyarak sergi alanına yayılmış homojen bir form halinde nüfuz ediyor. Her ışık, spesifik
kıvrım ve duvar yüzeyine göre birbirinden farklılıklar
gösteriyor. Bu eşsiz ışık efektleri aşamalı ışık karakteristikleri olarak karşımıza çıkıyor, bu durum da yalnızca ziyaretçilere değil sanatçı ve küratörlere de ilham
verecek mekanlar ortaya koyuyor.
Birinci kattaki giriş salonu, alçak bahçenin üzerindeki
giriş köprüsüne direkt olarak bağlanıyor. Salon, müzenin en yüksek tavanlı mekanı, dolayısıyla büyük enstalasyonlar, resimler ve heykellere ev sahipliği yapması
düşünülüyor. Mekan içinde farklı kotlardan farklı izleme açıları bulunuyor ve sanat eserlerini en iyi şekilde izlemek için gerekli optimum noktalar belirleniyor.
Özel durumlarda salon seremoni ya da resepsiyonlara
ev sahipliği yapacak şekilde düzenlenebiliyor, dolayısıyla içinde asansör boşluğuna konsol olarak uzanan
küçük bir sahne barındırıyor. İkinci katın sürekli sergi
salonu çoğunlukla CAFA’nın kendi sanat koleksiyonunn sergilenmesi için ayrılmış durumda. Geleneksel
Çin çizim ve resimlerinden oluşan koleksiyonu öne çıkarmak adına mekan içinde işlenmiş ahşap paneller,
taş, kumaşlar ve brüt beton gibi doğal dokulara yer
veriliyor. En geniş hacimli sergi alanları üçüncü ve
dördüncü katlarda konumlanıyor ve güncel sanat sergi
ve enstalasyonlarına ev sahipliği yapıyor. Kenarsız ve
çevreyi saran eğri duvarlar sanat eserlerinin arka planı
ya da sanatçının kendi sanat ve tasarımını yansıtacağı
tuval olarak işlevlendir