Muğla Anadolu Lisesi Genç Kalemler Kulübü-PIRILTI DERGİSİ pırıltı 2018 | Page 74

ŞİFACI, ŞİFA NE ACI
Hastane duvarları, hastane koridorları … Hastane kapısı, hastanenin kafesi: HASTANE!.. Belki de ne kadar güçsüz olduğumuzun en iyi gösteriminin bize sunulduğu bir tiyatro salonu gibidir hastaneler. Yaşarız sadece, yaşarız; yaşamaya devam ederiz öleceğimizi bilerek yaşarız. Bir saat, iki saat, üç saat, beş saat!...
Ne zaman bu dünyadan ruhumuzun kopup gideceğini bilmeden yaşarız. Ve sanırım Allah’ olan inancımız en çok buz zamanlarda devreye girer. Birini kaybetme korkusu yaşadığımızda, onun artık var olmayacağı, yanımızda olmayacağı fikrini düşünmek bile istemediğimizde, beynimizin patlayacağını hatta bütün soruların cevabını bildiğimiz halde;“ Neden?” diye zihnimizde acıları yaşarken beliriyor Allah’ a sığınma duygusu..
Allah’ ın sonsuz kudretine sığınma duygusu, mucize yaratmasını istemek, o anda öyle bir değer kazanıyor ki varlığın için; bunu kelimelere dökmek bile o kadar güzel ki..
Hastane duvarları, toplu katliamı izleyen bir dilsiz gibi. Can çekişen ruhlar, ölen bedenler, iyileşen, şifa bulan ruhlar … Hepsinin çığlığını her bir boya tanesine hapsedip yine de içine alan, yerleştiren ve de her seferinde susan hastane duvarları..
Gücümüzün yetemeyeceği onlarca isteği sıralarken bizi izleyen en samimi dost!.. İnançsızlık ekip inanç elde etmeyi çoğu kez denediğimizi gören en acı verici dost!.. Hastane duvarlarının da sınavı buydu, belki de.. İnsanların çaresizliğinden beslenen duvarlar müebbet cezasına çarptırılmış, sonucunda hükmüne dilsizlik biçilmişti. Biz de böyleydik, onunla birdik; birlikteydik işte. Biz Allah’ ı boş zamanımızda hatırlamış mıydık ki o bizi hatırlasın? Biz ne ekmiştik ki neyi biçecektik?..
Böyledir insanoğlu işte.. Hükümsüz hükümlere, hükümlerine.. Ektiğini biçmek istemez. Allah’ a inanmam der durur; vakti gelince hastane duvarlarıyla en acımasız dostluğun peşine düşmek zorunda kalır. Anı yaşar, anı paylaşır. Gücünün yetmediğini ister, kendi elindekinin kıymetini bilmeden!.. Şifacı, şifa ne acı!..
Yağmur ÖZTÜRK