Muğla Anadolu Lisesi Genç Kalemler Kulübü-PIRILTI DERGİSİ pırıltı 2018 | Page 58
için çiftlikteki lokale ya da öğretmenevine gittiğimiz zamanlar
bayramım olurdu. Babamın halı saha maçları da ayrı bir
yerdeydi benim için. O maçlara gidebilmek için her şeyi feda
etmeye hazırdım. Havaların fazla soğuk olmadığı akşamlar,
kurulan büyük ekranlarda maç izlerdik. Soğuk kış
günlerindeyse genellikle maçın kapalı alanda izlendiği
öğretmenevine giderdik. Kendimizi yerlere atışımız dün gibi
aklımda.
Çiftlikteki lokale maç izlemek için gittiğimizi
söylemiştim. Çiftliğin önemi de çok büyüktü benim için.
Tozun, toprağın içinde bir hayat belirtisi gibiydi çiftlik.
Ceylanlar, deve kuşları… Hayvanat bahçesini andırırdı.
Merkezdeki yıpranmış parkların yanında çiftliğin parkları
mükemmeldi. Burada genellikle atama veya göç yoluyla
ilçeye gelmiş olan memurlar ya da işçiler otururdu. Evlerine,
lojman diyorlardı(ne demek olduğunu bilmiyordum o zaman).
Lojmanların içi küçük boyutta olduğundan bahçeleri daha
güzel ve kullanışlıydı. Bisiklet sürmek ya da futbol oynamak
için yapılmışlardı sanki.
Bizim ev, merkezdeydi. Okula gayet yakın konumdaydı.
Yürüyerek iki dakikamı alıyordu her sabah. Evimizin mutfağı
genişçeydi. Oturma odası, en fazla kullanılan yer olurdu. Kaç
senelik televizyonu, temizlikçi teyzenin kızıyla kırmıştık.
Yatak odasının darlığından hoşlanmazdım. Salonda ise depo
gibi kullandığımız için soğuk olma sıkıntısı vardı. Fakat en
güzeli, en değerlisi koridordu. O hafta sonu hangi takımların
maçı varsa kafamda tasarlar ve tek başıma uzun koridorda
oynardım. Hayal kurup salonun kapısını bir kale, mutfağın
kapısını da diğer kale olarak belirlerdim. Top olarak en
uygunu, yumuşak plastik bir toptu. Genelde bakkaldan
alırdım. O patlarsa (ömrü gayet kısaydı) sokaktan oynanabilir
bir top getirirdim. O da kazaya kurban giderse yuvarlak