Muğla Anadolu Lisesi Genç Kalemler Kulübü-PIRILTI DERGİSİ pırıltı 2018 | Page 41

fark etti. Derin bir nefes alıp kalktı. Artık bir yerden başlaması gerekiyordu. Saate baktı 09:30. Aşağı kahvaltı yapmaya indi. Yıllardır ilk defa anne babasıyla aynı masada kahvaltı ediyordu. Kimse Kamuran’ın ölümünü unutmasa da hayat devam ediyordu. Anne babasının ve Kamil’in yaptığı en güzel kahvaltıydı bu. Hepsi mutluydu. Saat 10:30. Kamil, annesinin kahvaltıyı toplamasına yardım etti. Annesiyle uzun zamandan beri ilk defa bu kadar yakındı. Saat 11:30. Kamil anne-babasının elini öpüp çıktı. Eğitimini tamamlamaya karar vermişti. Kayıt işlerini halletmeye gidiyordu. Saat 14:15. Kamil sahilde yürüyor, mis gibi deniz kokusunu içine çekiyordu. Saat 19:30. Kamil ve ailesi hayatlarının en güzel akşam yemeğini yedi. Saat 21:45. Sonunda Kamil odasına çıktı. Bileğindeki kol saatini çıkarıp masaya koydu. Saatin bileğinde çıkardığı ize baktı. Ardından üstünü değiştirip masanın başına oturdu. Günlük tutma alışkanlığı yoktu ama o günden sonra yaşadıklarını saatine anlatma gibi bir alışkanlık edinmişti. Saat onun en yakın arkadaşıydı. Sanki en doğru kararları onunla alıyormuş gibi hissederdi. Sanki saatin tik takları ona yol gösteriyordu. Bazen hayatındaki bu 10 yılın zamanın değerini anlaması için bir sınav olduğunu düşünüyordu. Kamuran’a uymasa belki güzel bir hayatı olurdu. Güzel bir iş, güzel bir eş. Ama zaman onun için mesai saati, yemek saati, yatma saatinden ibaret olurdu. Kamil gerçekten yaşamaya başlamıştı. Eğitimine devam ederken bir sevgilisi olmuştu. Ailesi ile arası çok iyiydi. Şekillenmeye başlayan eseriyle gurur duyuyordu. Ve biliyordu ki ancak son tik tak sesini duyduğunda eseri tamamlanmış olacaktı. Nur Hilal BAŞ