DEDEMİN SONSUZLUK UYKUSU Gözlerimi balkondan gelen kalabalık kadın sesleri yüzünden açmıştım. Uyumakta olduğum çekyatın yanından sürekli olarak hararetli insan trafiği vardı. Eski tahta taban aceleci ayaklar altında acı acı inliyordu. Sırt üstü bir şekilde gözlerimi tavana dikmiş uzanıyordum. Ardından yanımdan gelip geçen insanları izlemeye başladım. Önce annemi fark ettim. Ağlıyordu. Ardından tanımadığım fakat akrabam olduğunu tahmin ettiğim birkaç yüz gördüm. Annem aceleci bir şekilde evin odalarına girip çıkıyordu. Evde anlayamadığım bir şeyler oluyordu. Ardından en büyük ikinci amcamı gördüm. Sanki saçları geceden beri daha çok seyrekleşmişti. Gözlerinin altı şişmiş ve morarmıştı. Rengi de iyi gözükmüyordu, solmuştu. Sanki bir gecede üç dört kat yaşlanmıştı. Soran ve şaşırmış gözlerle ona baktığımı fark edince bana döndü ve konuştu. Sesinde anlayamadığım bir hüzün vardı sanki.
- Hadi yavrum içeri git. Orada uyu, dedi. Soruma cevap alamamıştım. Neden balkondan kalabalık kadın sesleri geliyordu? Neden annem ağlıyordu? Nadan salonda tanımadığım insanlar vardı? Amcama ne olmuştu? Hiçbir şey anlayamamıştım. Ama amcamın isteğine uydum ve genelde annem, babam ve ablamın kaldığı içerdeki odaya gittim. Bu odada iki divan, duvara dayanmış büyük bir dolap, yine duvara ancak dolabın karşısındaki duvara dayanmış büyük bir yemek masası vardı. Hemen kapının yanında olan divanın üstüne diğer odalarda kalan amcalarım ve ailelerinin kullandığı yer yatakları, yorganlar, çarşaflar ve yastıklar üst üste dizilmişti. Hepsi sıra ile büyük dolaba konulmaya bekliyorlardı. Çocukça bir içgüdü ile bu yastık ve yorgan dağının zirvesine tırmanıp bozmadan ve düşmeden yüz üstü uzandım. Birkaç dakika sonra odaya annem girdi ve hızla yorgan dağını dolaba taşımaya başladı. Anneme engel olmamak için karşıda duran divana geçtim çevik bir hareket ile. Anneme neden ağladığını ve evde neler olduğunu sordum. Annem burnunu çeke çeke ve zorlukla;
- Deden ölmüş oğlum. Dün gece hastanede vefat etmiş. Hadi üstünü giy, dedi ve valizlerden birinden kot bir pantolon ve ince bir kazak çıkarıp kucağıma bıraktı. Ardından aynı hızla işini bitirip odadan çıkmıştı. Ancak ben bunun farkına varamamıştım. Birkaç dakika boyunca ayaklarımı divandan sallandırarak oturdum. Boş ve ne yapması gerektiğini bilmeyen gözlerle odayı seyrettim. Sonunda kendime geldiğimde annem tekrar odaya girmişti. Beni kolumdan tuttu ve divandan indirdi. Hızla giydirmeye başladı.
- Üstünü giydikten sonra mutfağa git bir parça çörek var onu ye, elini yüzünü yıka ve Baran’ ın yanına git, dedi. Baran benden iki yaş büyük olan, bana salondan iç odaya geçmemi söyleyen amcamın en büyük çocuğuydu. Annem evde benim gibi iki küçük çocuğun daha