AŞK, KİME NİYET KİME KISMET
Aşk, kime niyet kime kısmet. Hayallerimiz aynıdır bizim. En güzelini, en yakışıklısını, en karakterlisini isteriz hep. Enlerde kaybolup gitmek, birazcık övünmek, çokça da mutlu olmak isteriz. Yaşantılarımız ise daha farklıdır bizim. Önceleri hep arayış içine gireriz. Sevdiklerimizin yanlışlarında doğru ararız durmadan, kötülüklerinde iyilik, gülümsemelerinde yaşanmışlık. Sonra ya vazgeçeriz sevdiğimizden ya da yanlışlarla yaşamanın arayışı içine gireriz. Çok güzel diyordu hikâyede‘’ Birisinin ibriği varmış, fakat suyu elde edememiş. Suyu bulunca da ibrik kırılmış.’’ Günümüz ilişkileri de böyle değil mi zaten. Elimizdekinin kıymetini bilmeden yitirip gidiyoruz. Çeşitli bahaneler üretip kopuyoruz‘’ seviyorum’’ dediğimiz insandan. Sonra kedere vuruyoruz kendimizi, ötesi gösteriş. Âşık mı olduk sanıyoruz, yoksa yüreğimizin kıpırdamasını mı diliyoruz içten içe. Belki de hikâyelere özeniyoruz. Bilinmezlik denizinde boğuluyoruz işte böyle. Her boğulmamak için verdiğimiz çaba da daha çok çekiliyoruz derinlere. Biz her delirdiğimizde, gücümüz yetmediğinde sakin kalmak yerine kendimizi batırıyoruz, aynı sevdiğimizde batırdığımız gibi, aynı Padişah’ ın da yaptığı gibi. Çok seviyordu, aşıktı. Bütün hekimler elinin altındaydı fakat iyileştiremedi canından çok sevdiğini. Çünkü aklına gelmedi hiç gönül sevdasının, abrus tohumunun ruhuna ekilmiş olduğu. Padişah canından da çok sevdiğini hasta etti. Aynı bizim gibi. Biz, sevdiğimiz için dua edemeyecek kadar mı bencileştik? Allah’ ı mı unuttuk, Dünya’ nın yalanlarına mı kanarak? Bir inşallah sözüne çok mu uzak kaldık yoksa gönülleriniz mi uzaklaştı inşallahtan? Oysaki bir inşallah sözü bir de Allah inancı yeterliydi halayıkı iyileştirmek için; tıpkı bizim yarını belli olmayan günlerimizde adım atmak için, yaranın hayallerini kurabilmek için. Aynı hikâyedeki gibi biz de her inşallahı unuttuğumuzda yüreğimize dökülen su bile patlayıcı misali yangın yerine çevirir ortalığı. Bundandır; sıkkınlığımız, ruhumuzun eksik bir şekilde gezmesi ve bundandır geceleri başımızı yastığa koyduğumuzdaki o yılmışlık. Son olarak; Aşk, Doğuştan gelen fıtrat inancı gibidir. Aşk, Yunus Emre’ nin Allah’ a olan sevgisidir. Aşk, Baki olanı sevmektir. İşte bu yüzden herkes âşık olamaz. Tıpkı halayıkla kuyumcu gibi.
Yağmur ÖZTÜRK