Muğla Anadolu Lisesi Genç Kalemler Kulübü-PIRILTI DERGİSİ pırıltı 2018 | Page 13
Aşina:
-Hiçbir devlet tarafından gönderilmedim, Sultan’ım. Ben Türk’üm; Türk’ün kızı Aşinayım bu
bir iftiradır. Eğer dilerseniz sizi durumu açıklamak isterim. Zaten huzurunuza gelmeme az
kalmıştı.
Padişah, bu kendinden emin durup, konuşan kıza az önce nefretle bakarken şimdi biraz daha
yumuşamış ve konuşması için başıyla onay vermişti.
Aşina:
- Babam ölmeden evvel emrinizde çalışan emir-i şîkarlarınızdan* biriydi. Ona da atasından
kalmıştı bu görev. Bu yüzden çok önem verirdi. Bir gün evden dönerken, ormanın
derinliklerinde bir sandık bulmuş; hazine sandığı gibi görünen işlemeli, eski bir sandık. Eve
döndüğünde sandığı açtık ve içinden bir tür harita çıktı. Üzerindeki şifreler devletimizin
egemenliğini korumak için diğer devletlerin sınırları ile ilgili. Eğer ki belirli noktaları surlarla
çevirip askerlerimizi dikersek sağlam bir savunmamız olacaktı. Lakin sandık bir gün
evimizden çalındı, nasıl olduğunu anlayamadık. Sonradan farkına vardık ki bizi gözetleyen
Yahudi bir tüccar varmış. Sandığın içinde altın olduğunu düşünüp çalmış. Geri getirdiğinde
söylemiş bunları. İşte bu yüzden etrafımızdakiler bu sandığı bilir oldu. Uydurdukça
uydurdular, çeşitli masallarla birbirlerini aldattılar. Sandığı size getirecektik ama son bir
işimiz kalmıştı ve devletimiz için bir şeyler yapmalıydık lakin ben bu işe yalnız devam etmek
zorunda kaldım. Babam rahatsızlandı, ölümüne engel olamadım. Benden tek isteği vardı, bu
işi habersizce bitirmek...
Şimdi karşınızdayım Sultan’ım, en büyük hazinem de işte burada, en büyük dayanağım adım,
söylediklerime ister inanın ister inanmayın ama ne olursunuz beni bu acımasız , aç gözlü,
merakına yenik düşmüş insanlardan kurtarın!
*Emir-i Şîkar: Emir’in avcısı, kuşcusu
AYBÜKE ÇAKMAK