8 Haydarpaşa Kampüsü Reşat Kaynar Salonunda yapılan panel 500ü aşkın katılımcı için aydınlatıcı ve öğretici geçti. Gelecek için not alan katılımcıların, konuşmacılardan alıntıladıkları cümlelerden bir kaçı şöyle:
8 Haydarpaşa Kampüsü Reşat Kaynar Salonunda yapılan panel 500ü aşkın katılımcı için aydınlatıcı ve öğretici geçti. Gelecek için not alan katılımcıların, konuşmacılardan alıntıladıkları cümlelerden bir kaçı şöyle:
“ Ameliyat ortamında bir hastanın işemesini hiçbir cerrah istemez. Ama renal transplant ameliyatında hastanın işemesi büyük mutluluktur. Birine hayatına yeniden başlama fırsatı doğmuştur.”
“ Hep organ bağışı din ile çelişiyor denir, ancak diyanetin cevazı olduğu gibi, eğitim almış din görevlilerinin organ bağış oranı % 85tir. Peki, doktorların yüzdesi kaçtır? % 54. Neden? Biz çok biliyoruz, ondan!”
“ Organ nakil listesinde torpil geçmez! Yani benim bildiğim kadarıyla …”
“ Diyalizle 5 yıllık sürvey % 60, Renal Transplant ile 10yıllar sürveysi % 80nin üzerindedir!”
“ İkiz kardeşlerden 1954te böbrek nakli yapılmasa immünoloji nedir bilemeyecektik!”
“ Siklosporin hayatlarımızda yeni bir çığır açtı!”
“ Türkiye’ de uyandırırsak, çok duyarlı bir toplum uyanıyor, uyandırmak lazım, çünkü bize ilik lazım!”
Peki neden canlıdan canlıya değil de kadaverik bağışların artması için bu kadar uğraş veriliyor?
“ Canlıdan canlıya nakil, tıpta sağlıklı bir insana bilerek ve isteyerek zarar verdiğimiz tek durumdur.”
Gelişmiş ülkelerde % 80 organ nakli kadavradan olur, Türkiye’ de tam tersi, yalnızca % 20 si kadavradan, % 80i ise canlıdan canlıya oluyor. Rejenere olabilen bir organ olan karaciğerinin bir lobunu bir kişinin hayatını kurtarmak için bağışlayan kişi, transplant sonrası normal hayatına geri dönebiliyor olsa bile, operasyon sırasında veya sonrasında % 0.5 ölüm riski vardır. Tıbbın ilk kuralı“ Primum non nocere” yani“ Önce zarar verme” olduğu için, canlıdan canlıya nakil kimsenin istediği bir şey değildir aslında. Bir donörün ölmesi organ bağışını katil ilan eder. O zaman organ yetmezliği hastaları da ölür.
Etik açıdan canlıdan canlıya nakli irdelediğimizde, karaborsa ve ticaretin önüne geçmek için belli kriterlerin sağlanması gerekir. Yasal olarak, 4. Dereceye kadar akrabalık yahut çapraz yani karşılıklı organ nakli yahut etik kurulun karşılıksız ve gönüllülükle verildiği kesinleştirilen kişilerden canlıdan canlıya nakil yapılmasına izin verilir.
“ Maalesef organ nakli çocuklarda, beyin ölümü tanısı ve organ bağışındaki sıkıntılardan dolayı sıfıra yakın!”
“ Göz, önce gözü iste, verirlerse sonra solid organları da istersin.”
ÖBAK bu konuya organ yetmezliği hastalarının çaresiz yakarışlarını duyurmak için, hayata bir bağış yapılmasına destek olmak için önem vermiştir. Panel için yapılan röportajda son dönem böbrek yetmezliği hastasının hayali, durumu açık ve net bir şekilde ortaya koymaktadır.
+ Böbrek bağışı aldığınız ve sağlığınıza geri kavuştuğunuz takdirde ne yapmak istersiniz?”
-Bol bol su içerim, kana kana, öyle yarım bardak değil, sürahiyle.
Kadaverik organ bağışına ise; kişinin beyin ölümü, yoğun bakımda, bir kardiyolog, bir nörolog, bir nöroşirürjist, bir yoğun bakımcı tarafından doğrulandığı takdirde, kişinin vasiyetine uygun olarak veya mirasçıları tarafından karar verilir. Beyin ölümü gerçekleşince, organlar önce akciğer, ardından kalp, ardından karaciğer ve soğuk iskemiye en dayanıklı olan böbrekler olmak üzere belli bir sıra ile nakle uygun bir şekilde alınırlar ve özel çözelti içinde kurtaracakları hayatlara doğru yola çıkarlar. Saatler içinde 100den fazla kişinin emeği ile bir insan daha hayata dönmüş olur.