35
35
Tıp ve Edebiyat
“ The poem springs from the half spoken words of such patients as the physician sees from day to day”( 1) William Carlos Williams
Uğraş alanları insan ve yaşam olan, birbirlerinden çok uzak olarak düşünülen fakat aslında aralarında o kadar da büyük sınırlar olmayan iki disiplini konu olarak belirledim yazımda; Tıp ve Edebiyat. Gelin sizinle ufak bir yolculuğa çıkalım. 19. Yüzyılın sonlarına doğru gidiyoruz. 1879 yılında Moskova Tıp Fakültesine giren, hekimliğe başladığı yıllarda ilk hikaye kitabını yayınlayan, dünya edebiyatının ustalarından biri Anton Çehov’ la tanışıyoruz.“ Tıp nikâhlı karım benim, edebiyat ise metresim” diyor yazarımız. He-kimlikten gelen gözlem gücünü kullanarak tıp, hastalar, hastalıklar üzerine öyküler de ele almıştır. Gözlem gücü bence dikkat edilmesi gereken bir konu o halde yolculuğumuza İngiltere ile devam edelim. Karanlık bir odaya giriyoruz. Kapı açıldığında ağır bir nem kokusu bizi karşılıyor. Perdelerin arasından sızan küçük bir ışık demeti odayı aydınlatmış ve uçuşan toz taneleri bu ışık demeti sayesinde farkediliyor. Hemen yanımızda güçlükle seçilebilen bir kitaplık, diğer tarafımızda ufak bir yer kaplayan koltuk, karşımızda ise karmakarışık bir çalışma masası. Karşı duvarda dondurulmuş hayvan figürleri odada yabancı olduğumuzu anlamış bir edayla gözlerimizin içine bakıyor. Bir türlü dikkatimizi nereye vereceğimizi bilemiyoruz ve işte tam o anda bir ses duyuyoruz;
“ Not invisible but unnoticed, Watson. You did not know where to look, and so you missed all that was important.”( 2)
İyi güzel de tüm bunları neden anlattın bize diyebilirsiniz. Bu anlattıklarım aslında kullandığımız-kullanacağımız materyaller hakkında kısa birer bilgiydi. Kullanacağımız materyal? Ne yapıyoruz ki? Maalesef günümüzde pek dikkat etmediğimiz“ süre kısıtlılığı” maskesi altında göz ardı ettiğimiz çok önemli bir ayrıntıdır empati. İkili ilişkilerin
olmazsa olmazı olan empati hasta-doktor ilişkilerinde de hastamızın iç dünyasına açılacak pencere görevi görmektedir. Kim zaman öyle insanlarla karşılaşacağız, öyle olaylara tanık olacağız ki karşımızdaki kişi söylemek istediği şeyleri söyleyemeyecek, derdini anlatamayacak ya da farklı şeyler anlatacak bizim işimize yarayan kısımlarını seçmemizi bekleyecek.
Doktorlar olarak hastalık tedavi etmeyeceğiz, hastalığı ortadan kaldırıp hasta tedavi etmeye çalışacağız. Bunun için hastalıkla aramızdaki tek bağlantı olan insan ile aramızdaki köprüleri sağlam atmak ilişkinin de sağlam olması açısından olmazsa olmaz faktörlerdendir. Bakalım kahramanımız Sherlock Holmes ne demiş;
“ I see no more than you, but I I have trained myself to notice what I see.”( 3)
İşte tam da bu sözdeki gibi“ training” kısmı, bazı yabancı üniversitelerde bizden çok daha