06
AİLE ve SAĞLIK
09 July 2013
Ramazanda nasıl beslenmeli?
Uzun süre aç kalınacağı için daha çok yemek yeniliyor. Özellikle de yağlı ve kalorili yiyecekler tüketiliyor. Ancak bu durum bir takım sağlık sorunlarını da beraberinde getiriyor.
Erciyes Üniversitesi( ERÜ) Tıp Fakültesi Hastaneleri Beslenme ve Diyet Uzmanı Zeynep Caferoğlu, Ramazan a- yında beslenme alışkanlıklarının ö- nemli ölçüde değiştiğini kaydetti. Bu ayda 3 ana öğünden oluşan günlük beslenme düzeninin, iftar ve sahur olmak üzere iki öğüne düştüğünü belirten Caferoğlu, Ramazan ayında sağlık sorunlarının oluşmasını engellemenin sanıldığı kadar zor olmadığını belirtti. SAHURA MUTLAKA KALKILMALI Caferoğlu, sahurun bireyleri oruca hazırlayan en önemi öğün olduğunu ifade ederek,‘’ uyanamama’’ bahanesiyle sahurun asla atlanılmaması gerektiğini kaydetti. Akşam yenilen yiyeceklerle oruç tutulduğunda, açlık döneminin daha da u- zadığını ve kan şekerinin düşmesine neden olduğunu dile getiren Caferoğlu, şunları söyledi:‘’ Kan şekerinin dengeli gitmesi için sahura mutlaka kalkılmalı ve kan şekerinde ani değişiklik yaratmayacak, emilimi yavaş olup midede uzun süre kalacak protein ve lif içeriği yüksek besinler tercih edilmelidir. Çünkü, Ramazanda bireylerin günlük e- nerji, protein, vitamin ve mineral ihtiyacı değişmemekte ancak aç kalınan süre uzamaktadır. Bu nedenle sahurda çok yemek yerine daha yavaş sindirilen ve daha uzun süre tokluk hissi sağlayan proteinli ve lifli yiyecekler tercih edilmelidir. Bu besinler; tam tahıllı ürünler, süt ürünleri, et çeşitleri, yumurta, sebze ve meyvelerdir. Lifli yiyecekler tercih edilerek, Ramazanda en sık görülen sorunlardan biri olan kabızlık problemi de önlenebilmektedir. Beyaz undan yapılmış hamur işleri ve şekerli yiyeceklerden ise, insülin salgısını uyararak çabuk acıkmaya neden oldukları ve kabızlığı tetikledikleri için kaçınılmalıdır.’’ REFLÜ RAMAZANDA SIK GÖRÜLÜ- YOR Caferoğlu, Ramazanda en sık görülen sağlık problemlerinden birisi olan reflüden korunmak için kızartma ve kavurmalar, salam, sucuk, sosis gibi çok yağlı ve çok baharatlı, tuzlu yiyeceklerden uzak durulması gerektiğini vurgulayarak, bu tarz yiyeceklerin çok fazla susamaya neden olacağı için oruç tutmayı daha da güçleştireceğini anlattı. Tüm gün aç kalan kişilerin iftarda 3-4 çeşit yemeği bir arada ve hızlı bir şekilde tüketerek boş mideye biranda yüklendiklerini kaydeden Caferoğlu,
Müzik ve beyin gelişimi
Araştırma Concordia Üniversitesi’ nde, Prof. Virginia Penhune önderliğinde gerçekleştirildi. Bulgular, 6-8 yaşları arasında müzik eğitiminin beynin normal gelişimi ile bir araya gelerek motor yetenekler ve beyin yapısı üzerinde derin etkiler yarattığı dönemin özellikle hassas olduğu yönünde belirgin kanıtlar ortaya çıkardı. Penhune şu yorumu yaptı:“ Bir enstrüman çalmayı öğrenmek eller ile görsel ve işitsel uyaranlar arasında bir koordinasyon gerektiriyor. Yedi yaşından önce bir enstrüman çalmak büyük ihtimalle beynin motor ve duyulara ait bölgeleri arasındaki bağlantının normal olgunlaşmasını hızlandırarak devam eden eğitimin üzerine inşa edilebileceği bir temel oluşturuyor.” Araştırmacılar 36 yetişkin müzisyeni harekete dayalı bir görev sırasında test ederek beyin fonksiyonlarını gözlemledi. Katılımcıların yarısı müzik eğitimlerine yedi yaşından önce başlamıştı, diğer yarısı ise sonra. Her iki gruptaki müzisyenlerin de müzik eğitimi ve deneyiminin süresi aynıydı.
şunları kaydetti:‘’ Bu ise, midede ağırlık, bulantı, gaz, yanma ve kabızlık gibi sorunlara neden olmaktadır. Bu problemleri önlemek için iftar, su veya hurma ile açıldıktan sonra yağ oranı az olan iftariyelikler ve 1 kase çorba ile birkaç dilim kepekli veya tam tahıllı ekmek tüketilmelidir. Yarım veya bir saat ara verildikten sonra akşam yemeğine geçilmelidir. Bu öğün için ızgara, haşlama veya fırında pişirilmiş et, tavuk veya balık yemekleri ile zeytinyağlı sebze yemekleri veya etli sebze yemekleri ve yanında salata, yoğurt ve birkaç dilim ekmekten oluşan menüler idealdir. Ekmek yerine makarna veya pilav gibi yiyecekler de tüketilebilir. Ancak ağır hamur işleri, kızartma ve kavurmalar, tatlılar gibi yiyeceklerden uzak durulmalıdır.’’ BOL BOL SIVI TÜKETİN, YÜRÜYÜŞ YAPIN Caferoğlu, bir yetişkinin günlük sıvı gereksinimin 1,5-2 litre olduğuna dikkati çekerek, bu nedenle iftar ile sahur arasındaki zamanın iyi değerlendirilmesi ve bol bol sıvı tüketilmesi gerektiğini söyledi. Caferoğlu, akşam yemeğinden 1 veya 2 saat sonra yapılan ve 30-45 dakika süren yürüyüşler ile metabolizmanın yavaşlamasının ve besinleri depolamasının önlenebileceğini de ifade etti.
Journal of Neuroscience’ ta yayınlanan yeni bulgular yedi yaşından önce müzik eğitimi görmenin beynin gelişiminde ciddi bir etkisi olduğunu ortaya koyuyor. Müzik eğitimine daha erken yaşlarda başlayanlarda beynin motor bölgeleri – hareketlerin tasarlanmasını ve uygulanmasını sağlayan bölgeler- arasında daha güçlü bağlar vardı.
Pratik bilgiler
Yumuşak Havlular: Eski havlularınızı yumuşatabilmek için, yıkadıktan sonra bolca mutfak tuzu dökülmüş sıcak suda bir saat bekletin. Havlularınızın ne kadar yumuşadığına inanamayacaksınız.
Kemik iliği nakli AIDS’ e çare mi?
Amerika Birleşik Devletleri ' nde HIV virüsü taşıyıcısı olan iki hastaya yapılan kemik iliği naklinin ardından hastaların vücutlarındaki virüsün temizlendiği tespit edildi. Doktorlar ilaç açmadan dört ay geçiren hastalardan birinde virüsün tekrar görülmediği tespit etti. Brigham and Women ' s Hastanesi ' ndeki doktorlar, uygulanan tedavinin kesin çözüm olarak sunulması için henüz erken olduğunu belirtti. Bulgular, Uluslararası AIDS Topluluğu Konferansı ' nda sunuldu. HIV bulaşmasından kurtulmak son derece zor, virüs insan DNA ' sı içine gizlenerek vücutta dokunulmaz " rezervuarlar " oluşturuyor. Antiretroviral ilaçların virüsün kan dolaşımı içinde kontrol altında tutulmasını sağlıyor, ancak ilaç kullanımına son verilmesi ile birlikte virüs de geri geliyor. Kemik iliği nakli yapılan ve isimleri açıklanmayan iki erkek, 30 yıldır HIV ile yaşıyor. Kemik iliği HIV’ nin asıl olarak depolandığı yerlerden biri. İki hastada da lenfomaya rastlanması ü- zerine kemik iliği nakli yapıldı. Hastalardan birinde nakilden iki, diğerinde ise dört yıl sonra bile HIV virüsü tespit edilmedi. Hastaların bu yıl başlarında antiretroviral ilaçlar kullanmayı bıraktığı belirtiliyor. Doktor Timothy Henrich, BBC’ ye yaptığı açıklamada, sonuçların oldukça ilginç olduğunu ancak henüz kesin tedavi bulunduğunun ilan edilmesi için erken olduğunu söyledi. Dr Henrich,“ Ancak, virüsün tedavi durdurulduktan bir ya da iki yıl sonra dahi geri gelmediğini söyleyebiliriz” dedi. Son derece pahalı olduğu belirtilen ilik naklinden sonraki birkaç yılda ölüm riski yüzde 15 ila 20 a- rasında seyretmeye devam ediyor. Dr Henrich, virüsün beyin dokusunda gizlenmeye devam ediyor olabileceğini söyledi.
Her iki grup da müzik eğitimi hiç alamamış ya da çok az almış kişilerle karşılaştırıldı. İki grubun motor becerileri analiz edilirken yedi yaşından önce müzik eğitimine başlayan müzisyenler sadece iki günlük antrenmandan sonra dahi daha uygun zamanlama sergiledi. Müziğe ne kadar erken başlanırsa motor becerilerin o kadar çok geliştiği ancak yedi yaşından sonra başlayanlar ile hiç eğitim almayanlar arasında bir fark olmadığı gözlendi. Penhune aynı zamanda ölçülen becerilerin müzikal yetenekten bağımsız olduğunu, erken müzik eğitiminin mevcut dehayı sergilemeyi sağlayabileceğini ancak kimseyi dahiye dönüştürmeyeceğini belirtti.
Diyabet çocukları tehdit ediyor
Dünya Diyabet Federasyonu’ nun 2012 verilerine göre dünyada 371 milyondan fazla diyabet hastası var ve yanlış beslenme alışkanlıkları nedeniyle rakam her geçen gün artıyor. Endişe veren nokta ise tip 2 diyabetin çocuklarda giderek daha fazla görülmesi.
Avrupa Diyabet Çalışmaları Birliği( EASD) Diyabet & Kardiyovasküler Hastalıklar Çalışma Grubu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Eberhard Standl günümüzün en önemli ve yaygın kronik hastalıklarından biri olan diyabetteki artışa dikkat çekti. Dünyada her yıl 471 milyar dolardan daha fazla maddi kaynağın diyabet hastalığı için harcandığına değinen Prof. Standl, diyabet hastası bireylerin yarısına tanı konulamadığını söyledi. Erken teşhisin önemine vurgu yapan Prof. Standl, değişen beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzının tip 2 diyabetin eskisine göre
daha erken yaşlarda görülmesine neden olduğunu ve buna bağlı o- larak diyabet komplikasyonlarının da daha erken yaşlarda ortaya çıktığını söyledi.“ Diyabet sinsi bir hastalıktır” diyen Dr. Standl, diyabetin farklı sistem ve organlar üzerinde yarattığı ciddi hasarları şöyle anlattı:“ Bu komplikasyonlar arasında hem hasta hem de yakın çevresini fiziksel ve psikolojik açıdan olumsuz etkileyen inme / kalp krizi riskinde diyabeti olmayanlara göre 2 kat artış, körlükle sonlanabilen ilerleyici görme kaybı, cinsel fonksiyon bozuklukları, depresyon, nakil gerektirebilen böbrek yetmezliği, dolaşım bozukluğuna bağlı uzuv kayıpları( uluslararası diyabet federasyonu verilerine göre yılda 1 milyondan fazla hastanın bacağı kesilmekte) yer almaktadır. Bu nedenle erken tanı ve etkin hastalık kontrolü giderek daha önem kazanmaktadır.” Prof. Dr. Eberhard Standl, ömür boyu süren kronik bir hastalık olduğu düşünüldüğünde diyabete bağlı komplikasyonların önlenmesi için hastaların tedavilerini benimsemelerini kolaylaştıracak yaklaşımların son yıllarda giderek ön plana çıktığını da sözlerine ekledi.
Kök hücreden karaciğer yapıldı
Japon bilim insanları kök hücreden insan karaciğeri yaptı. Araştırma karaciğer hastalıklarıyla mücadelede umut veriyor ancak uygulanabilir sonuçlar için 10 yıl kadar beklemek gerekiyor.
Bir ilke imza atan Yokohama Üniversitesi ' nde görevli bilim insanları, araştırma sonucunda kök hücreden karaciğer elde etmeyi başardı. Araştırmada, kök hücreler farklı iki tür hücreyle birleştirilerek bir farenin kafasına nakledildi. Gelişimi gözlenen bu hücrelerin, bir süre sonra üç boyutlu bir yumru haline dönüştüğü görüldü. Hücrelerin aldığı bu şekil karaciğerin gelişim aşamasını temsil ediyor. Buluş, karaciğer ve diğer organların laboratuvarlarda üretilebilmesi için önemli bir aşama olarak değerlendiriliyor. A- ma işlevsel bir insan karaciğeri oluşturulmasının vakit alacağına dikkat çeken Yokohama Üniversitesi’ nden Hideki Taniguçi, " Kök hücrelerden organ elde etme üzerine 10 yıldır çalışıyorum. Ve nihayet daha ilk aşamada olsak da bunu başarabildik. Önümüzdeki 10 yıl içinde insan organlarını laboratuvar ortamında elde etmeyi umuyoruz " diye konuştu. Araştırma, karaciğer nakli için sırada bekleyen hastalara şimdiden umut ışığı olmuş durumda.
Rokoko
MALZEMELER
• 2 su bardağı dövülmüş fındık
• 2 çorba kaşığı toz şeker
• 3-4 paket kakaolu bisküvi
• 1,5 bardak süt
• 2 paket krema( 400 gr)
• 3 yemek kaşığı pudra şekeri
• 500 gr. kaymaklı dondurma
• 1 paket vanilya
• 20-25 adet beze
• 1 çorba kaşığı tereyağı
• 150 gr bitter çikolata
YAPILIŞI
Fındıkları teflon tavada 2 çorba kaşığı toz şekerle kavurun. Bisküvileri toz haline getirip1 bardak süt ile ıslatın. Bisküvileri aklaşık 10 cm derinliğindeki yuvarlak kalıbın dibine bastırarak taban yapın. Bezeleri ufalayın. Çukur bir kapta 2 paket kremayı 3 yemek kaşığı pudra şekeriyle çırpın. Bezeleri ve vanilyayı karışıma ekleyip tekrar karıştırın. Bisküvilerin bulunduğu kalıba yavaşça dökün. Kavurduğunuz fındıklarla kremanın üzerini kapatın. Fındıkların üzerinede hafifçe yumuşattığınız kaymaklı dondurmayı yayın. Buzlukta 3 saat bekletin Daha sonra kalıptan çıkarıp, servis tabağına alın. Çikolatayı kısık ateşte tereyağıyla eritin. Dolaptan çıkardığınız karışımın üzerine bıçak yardımıyla sürün. Tekrar buzluğa koyup en az 1 saat daha dondurun, sonra çıkarın. Servis yapacağınız zaman buzluktan çıkarın dilimleyin.