AVUSTRALYA Milliyet
02 09 July 2013
AUSTRALIA TURKISH NEWSPAPER
CÜNEYT ÖZDEMİR
Radikal
Herkesin bildiği büyük‘ sır’
Önceki gün meslek büyüğümüz Güngör Uras’ ı bu akşam yayımlanacak 5n1k programına davet etmek için ziyarete gittim. Torunu Ali’ yi seviyordu.“ Gel sana bir lahmacun ısmarlayayım özlemişsindir” dedi. Güngör Bey bildiğiniz gibi aynı zamanda Türkiye’ nin efsane gurmelerinden Ali Rıza Kardüz mahlası ile yazılar yazdığı için bir an tereddüt etmedim. Yanlış anlaşılmasın 50 liralık Bodrum’ un simgesi haline gelen meşhur sosyete lahmacunlarından bahsetmiyorum, bizim yediğimiz sitenin mutfağından çıkan mütevazı halk tipi lahmacun. Güngör Bey birazdan gelen lahmacunu eline alıp havada tutarak“ Bak lahmacunu böyle iki elinle tuttuğunda esneme yapmıyorsa çıtırdır, yoksa hemen geri göndermen gerekir” dedi. Gülerek‘ eyvallah’ dedim. Güngör Bey ile görüşmeyeli bir yıl olduğu için bayağı bir gazetecilik dedikodusu yaptık.( Aslına bakarsanız asıl güzel yazı konusu o konuştuklarımız ama hiç ısrar etmeyin yazamam!) Sonrasında söz Güngör Bey’ in Hakkâri ziyaretine geldi. Uzun yıllar sonra Hakkâri’ yi ziyareti sonrasında hem şaşkın hem de üzgün gözüküyordu.“ Girişte hâlâ kontrol noktası duruyor mu” diye sordum. Gülerek ve şaşkınlığını gizlemeyerek“ Hâlâ duruyormuş ne yazık ki” dedi.“ Düşünsene bir şehre girerken ve çıkarken ismini yazdırıyorsun, bu çok tuhaf” dedi. Nasıl tuhaf olmasın şehrin bazı önde gelenleri, Hakkâri’ nin dışındaki sosyal tesise giderken ve gelirken bile ha babam de babam isim yazdırıyorlarmış. Güngör Bey’ i ikinci etkileyen şey ise Hakkâri’ nin fakirliği olmuş.“ Herhalde Türkiye’ nin en fakir ili. Ben böyle fakirlik görmedim” dedi.
Güngör Uras gibi Türkiye’ yi karış karış dolaşan duayen bir ekonomi profesörünü hayrete düşürecek bir fakirliği gözünüzde canlandırmak kolay değil. Kapalı yollar Hatırlarsanız önceki yazılarımda bu fakirliği gözünüzde canlandırmanız için sizlere Kilimli Köyü’ nden bir örnekle anlatmaya çalışmıştım. Dağlıca baskınından sonra soluğu bölgede almıştım. Uzun bir yolculuktan sonra Dağlıca’ nın eteklerine gelmiştim ama yol kapalıydı. Mecburen Kilimli Köyü’ ne girip dolaşmaya başlamıştım. Gerçi Kilimli binlerce köy gibi devlet eliyle boşaltılmamıştı ama bölgedeki yaşam şartları Kilimli’ yi boşaltmaya yetmişti. Köyde hayata tutunmaya çalışan tek tük ailelerin bezgin bir hali vardı. Bir genç bana nasıl geçindiklerini anlatmıştı. Terör nedeni ile dağ tamamen bir askeri yasak bölgeye çevrilmişti, bu yüzden hayvancılık yapamıyorlardı. Köyün hemen ö- nünde başlayan geniş ova mayınlanmıştı, bu tarım da yapamayacakları anlamına geliyordu. Bahçeler uzaktaydı. Kontrol noktalarından git gel kolay olmuyordu.“ Peki nasıl geçiniyorsunuz” diye sorduğumda, derin sessizlik çökmüştü sohbetimize. Ne demek istediğini anladık.
Güneydoğu yıllardır sadece PKK ve askeriyenin çarpışmalarını değil aynı zamanda bu sessiz fakirliği de bir kader gibi yaşıyor. Batının bu fakirliği duyması ise kolay değil. Mesela Uludere’ de Türkiye’ nin askeri uçakları ile yanlışlıkla vurulan ve bir faili meçhule kurban giden köylüleri karda kışta dağlara sürükleyen bu fakirlik hiç konuşulmadı. Ya da yemek yapmak için dağda ot toplayan Ceylan’ ı bir havan mermisi ile havaya uçuran şeyin arkasında yatan fakirlik hiç anlatılmadı.
Batıda bazılarının gevrek gevrek anlattığı kaçakçılık hikâyelerinin her birinin dönüp dolaşıp fakirlikle bittiği söylenemedi.
Bugün Güneydoğu’ ya yönelik kaç ekonomik paketin açıldığını bilen yok. Hepsi başarısızlıkla sonuçlandı. Bahane her seferinde PKK’ ya atıldı. Hakkâri Türkiye’ nin en fakir ilidir ama dünyanın en gelişmiş‘ Kalekol’ larının yapımı ilin dört bir tarafında hız kesmeden devam ediyor. Dünyanın en modern savaş teçhizatının dünyanın en fakir bölgesinde denendiği bir coğrafyada artık kimse buna şaşırmıyor. Kontrol noktaları Silah sesleri biraz susunca bugün Güneydoğu’ da biz gazeteciler dahil bölgede herkesin bildiği bir‘ sır’ ın perdesi aralanıyor. Emniyet güçlerinin ardı ardına başlattıkları uyuşturucu operasyonlarına pek çok kişi hayatında ilk kez duymuş gibi tepki göstermesine eminim benim gibi pek çok Güneydoğulu okurumuz bıyık altından gülüyordur. Güneydoğudaki esrar tarlaları bütün bölgenin askerinden polisine, gazetecisinden sokaktaki sıradan insanına kadar yakından bildiği bir‘ sır’ dır. Ve bu sır şimdi yapılan operasyonlarla ortaya çıkıyor.
Biliyorum konuşmaya henüz sıra gelmedi ama emin olun en az anadil kadar, seçim barajı kadar önemli bir diğer konu da Güneydoğudaki yaşam şartlarının iyileştirilmesidir. Bugün bazı işadamlarının Cizre’ ye cesurca yatırım yatığını görüyoruz nitekim şu aralar Gezi olayları nedeniyle karakedi ilan edilen TÜSİAD’ ın Cizre’ de toplanması arada kaynayıp gitse de bölge adına umut verici bir resimdir.
2013 yılında yaşadığınız ülkede bir şehrin girişinde ve çıkışında HÂLÂ kontrol noktaları varsa, dünyanın en çıtır lahmacununu da yeseniz o lokmalar boğazınıza takılacak demektir.
Rudd’ ın ilk yurtdışı gezisi Endonezya’ ya
Başbakan olduktan sonra yurtdışındaki ilk resmi temaslarını Endonezya’ da gerçekleştiren Kevin Rudd’ ın gündeminde sığınmacı sorunu ve canlı hayvan ihracatı vardı.
Birinci sayfadan devam
Tony Abbott’ ın gündeme getirdiği“ Avustralya’ ya gelen sığınmacı teknelerinin zorla geldikleri ülkelere gönderilmesi” projesine Endonezya’ dan yanıt geldi. Böyle bir uygulamanın kabul edilemez olduğunu açıklayan Endonezya, sığınmacılarla mücadelenin sadece Avustralya’ nın sorunu olmadığını belirtti. Başbakan Kevin Rudd ve Endonezya Cumhurbaşkanı Susilo Bambang Yudhoyono tarafından imzalanan bildiride, insan kaçakçılığı konusunda bölgesel çözümler üzerinde her iki ülkenin beraber çalışması vurgulandı. Ayrıca bu bildiride tek taraflı atılacak bazı adımların farklı problemlere neden olabileceği bu yüzden bu tür eylemlerden uzak durulması konusu üzerinde de duruldu. Cuma günü bir araya gelen liderler öncelikli olarak sığınmacı sorunu üzerinde fikir alışverişinde bulundular. Görüşmeler sonrası bir açıklama yapan Endonezya Cumhurbaşkanı Dr Yudhoyono sığınmacı sorununun sadece Avustralya için geçerli olan bir sorun olmadığını vurguladı. Dr Yudhoyono“ Her yıl Endonezya’ ya teknelerle binlerce kişi yasadışı yollarlar geliyor. Bu sorunun çözülmesi için bölge ülkeleri olarak ortak bir çözüm üretmeliyiz. Bunun haricinde yapılacak tüm eylemler adil olmayacaktır” dedi. Öte yandan Cumhurbaşkanı Susilo Yudhoyono artan sığınmacı trafiği ve kaçakçılık sorununun detaylı olarak görüşülmesi için bölgedeki tüm ülkelerin katılacağı bir konferans önerdi. Bu öneriye Başbakan Kevin Rudd olumlu yanıt verdi. Konferansın bu ay sonuna kadar yapılması planlanıyor. Konferansa bölge ülkelerinin haricinde İran, Afganistan ve Myanmar gibi ülkelerde davet edilecek. Bu ülkelerden gelen yasadışı sığınmacıların teknelerle önce Endonezya’ ya, oradan da Avustralya’ ya gelmeye çalıştıkları bilinmekte. Avustralya ile Endonezya arasındaki 500 milyon dolarlık
canlı hayvan ithalatının yeniden istikrarlı bir düzeye getirilmesi Başbakan Kevin Rudd’ ın Endonezya gezisindeki diğer ö- nemli bir gündem maddesiydi. 2 yıl önce Avustralya’ nın Endonezya kesimhanelerinde hayvanlara yapılan“ insanlık dışı eziyetleri” gerekçe göstererek 5 hafta boyunca askıya aldığı canlı hayvan ihracı, iki komşu ülke arasındaki ticari ilişkilerin felç olmasına yol açmıştı. Şimdi iki ülke bozulan ilişikleri yeniden onarma çabasında. Avustralyalı yetiştiriciler hükümetin tavır değişikliğinden memnun. Endonezya hükümeti de canlı hayvan siparişlerini arttırmak üzere arayışlarını sürdürüyor. Bu konu hakkında yapılan görüşmelerde Cumhurbaşkanı Susilo Yudhoyono Endonezya’ da et ihtiyacının her geçen gün arttığını ve ülke i- çindeki hayvan sayısının bu ihtiyacı karşılamaya yetmediğini açıkladı. Avustralya’ dan gelecek sığırlar için herhangi bir kota koymayacaklarını söyleyen Yudhoyono, kapılarının A- vustralya etlerine açık olduğunu belirtti. Başbakan Kevin Rudd’ ta Endonezya endüstrisinin kalkınması için ellerinden gelen desteği vereceklerini açıklayarak Endonezya-Avustralya Kırmızı Et Forum’ u için önümüzdeki 10 yıl için 60 milyon dolarlık bir fon a- yırdıklarını söyledi. Sydney
Rudd: Kesintiler en çok bekar anneleri etkiledi
Sörfçüye 10 metrelik balina çarptı
” Bekar annelere ödenen sosyal yardımların İşçi Partisi tarafından kesintiye uğraması en çok bekar anneleri etkiledi” diyen Başbakan Rudd bu konunun yeni kabinede yeniden ele alınacağını söyledi. Hükümet bekar annelerden kesilen parayı yeniden onlara vermenin planını yaparken öte yandan da bu nedenle bütçede oluşacak 728 milyon dolarlık açığı hangi kaynakla kapatacağını düşünüyor. Yeni kabinede görev alan birçok bakan Julia Gillard döneminde yapılan bu kesintinin yanlış olduğunu fikrinde ve bu kesinti nedeniyle en az 84.000 kişinin olumsuz etkilendiği düşünülüyor. Geçtiğimiz hükümet döneminde bu kesintiyi yaparken Julia Gillard’ a seslenen Rudd konu bekar anneler olduğundan biraz daha hasas davranması yönünde tavsiyelerde bulunmuştu. Başbakan Yardımcısı Anthony Albanese geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada bu konuda görüşmelerin sürdüğünü ve bütçeyi olumsuz etkilemeden bu konuya bir çözüm getirmek istediklerini belirtmişti.
Bondi Beach’ te sörf yapan 38 yaşındaki sörfçü Bishan Rajapakse belki de hayatının en ilginç ve tehlikeli kazasını atlattı. Pazar günü sörf yapan sörfçü kendisine yaklaşan balinayı fark etmedi. Su yüzüne çıkan balinanın kuyruğu sörfçüye çarptı ve Bishan Rajapakse baygınlık geçirdi. St Vincent ' s Hastanesine kaldırılan talihsiz adamın sağlık durumunun iyi olduğu açıklandı. Vücudunda herhangi bir kırık olmayan sörfçü tedbir amaçlı bir gün hastanede müşahede altında bekletildi. Olaya şahit olan bir görgü tanığı balinanın kayalıklara 75-100 metre kadar yaklaştığını ve burada sörf yapan bir grup insanın altına geldiği söyledi. Daha sonra sanki ağır çekimdeymiş gibi balinanın su üstüne çıktığını ve bu sırada kuyruğu ile bir sörfçüye çarptığını ifade etti. Sydney
CAN DÜNDAR
Milliyet
İşte vurulma anı
Kahire’ de Cuma namazı sonrası... El Mustafa Camii’ nden çıkan kalabalık, ellerinde Mursi fotoğrafları, dillerinde“ Defol Sisi“ sloganlarıyla yürüyüşe geçiyor.
Siyah çarşaflı kadınların ellerinde beyaz kefenler var. Cihada, ölüme, cenazeye gider gibiler.
Az önce, gözyaşları içinde müthiş ajitatif bir vaaz veren hocadan,“ Bu darbenin Mursi’ yi değil, İslam’ ı hedef aldığını“ dinlemişler. İslam’ ı savunmaya gidiyorlar. Havaalanında son bulan Salah Salih Caddesi üzerindeki Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı binasının ö- nünde duruyorlar.
Burası, devrik Cumhurbaşkanı Mursi‘ nin getirildiği iddia edilen binalardan biri... Tel örgülerle korumaya alınmış. Örgünün hemen ardında zırhlı birlikler, tanklar ve silahlı askerler var. Tanıdık kavşak Birkaç bin kişilik kalabalık, kaldırımda toplanıyor ve karşı kaldırımdaki askerlere doğru bağırmaya başlıyor:“ Başkanımızı istiyoruz!” Asker, silahını kalabalığa doğrultuyor. Bu, kalabalığı hepten kızdırıyor.“ Devrimimizi koruyacağız“ diye haykırıyorlar. Şimdi geniş caddenin iki yanında, birkaç metre a- rayla, Mısır’ ın tarihine damga vuran ve bize çok tanıdık gelen iki karşıt akım var: Ordu ile İslamcılar... Kışla ile cami... Sisi ile Mursi... İlk ateş havaya Mursi‘ ye yönelik darbeden sonraki ilk Cuma bu... Herkes Müslüman Kardeşler’ in tepkisini bekliyor. Havada patlama öncesinin elektriği... Kaldırımın herhangi bir tarafından yapılacak en ufak bir taşkınlık, gerilimin patlamasına yol açacak.
Kalabalık kaldırımdan taşıp kışlaya yönelince, güneş gözlüklü genç komutan bir tankın üzerine çıkıyor, askerlere“ Doldur, boşalt” emri veriyor.
Namlular aniden gökyüzüne dönüyor ve asker, darbe sonrasının ilk uyarı ateşini açıyor. Kalabalık hafifçe geri çekiliyor, ama sonra daha güçlü bir sesle geri dönüyor:“ Sisi defol!” Tel örgüdeki çiçek Asırlık bir çatışmanın, bir cadde üzerinde somutlaşmış halini izliyoruz. Mısır’ ın geleneğinde orduyla halk arasında çatışma çok nadir. Göstericiler askere saygılı, asker göstericilere... O sırada komutan göstericilere dönüyor, iki elini önce ileri doğru uzatıyor, sonra havada birleştiriyor. Bu,“ Sizinle birlikteyiz“ mesajı... Sonra da megafonu alıp barışçıl gösterilere izin verildiğini hatırlatıyor, kaldırımın üzerine çıkmalarını, trafiği tıkamamalarını rica ediyor.
Kalabalık bu iyi niyet ifadesini alkışlarla karşılıyor. Kaldırıma çekiliyor.
O sırada göstericilerden biri, koşarak caddeyi geçiyor, tanklara doğru koşuyor. Herkes pürdikkat...
Ama tahmin edilenin aksine, elindeki çiçeği tel örgülerin arasından uzatıp komutana veriyor. Karşılıklı gerginlik, karşılıklı temkinlilikle yatıştırılmaya çalışılıyor.
Müslüman Kardeşler de onu deviren Silahlı Kuvvetler de Mısır’ ı iç savaşa sürükleyecek bir ortam yaratmamak konusunda hassas görünüyor. Vurulma anı Bu gözlemi yazmak üzere, Alay’ ın hemen yanındaki binanın önündeki kaldırıma oturup laptopumu açıyorum.
O sırada göstericiler hareketleniyor, askerlerin tüfekleri kalabalığa dönüyor, önce biber gazları ateşleniyor, ortalık dumana boğulduğu anda, bir silah sesi duyuluyor.
Herkesin kaçıştığı anda, tel örgülerin önünde, 30 yaşlarında sakallı bir genç, kaldırımın dibine devriliyor. Panik. Göstericiler kaçışırken yerde can çekişen gencin hemen önünde Bünyamin‘ i fotoğraf çekerken görüyorum.
Birkaç kişi cesaretini toplayıp genci yerinden kaldırıyor, adeta sürükleyerek benim altına sığındığım binaya doğru getirip avluya yatırıyor.
Durumu korkunç; başının ardındaki kanlı yaradan, beyni dışarı akıyor. Çevredekiler çıldırmış halde bağırıyor. Yaralı, artık kımıldamıyor. Kimse müdahale edemiyor. Asker, ateşe devam ediyor. Herkes siperde... Az sonra bir çarşaf getirilip genç ölünün üzerine seriliyor. Öfke... panik... gözyaşı... Devrimin ilk günü Gencecik bir çocuk, düzgün bir İngilizceyle ve müthiş bir öfkeyle yanıma gelip“ İslam devriminin ilk günü bu... Bu gördüğünüzü unutmayın” diyor.
Belki de çok uzun sürecek bir çatışma sürecinin ilk kıvılcımı, tanık olduğumuz an...
Seçilmiş bir Cumhurbaşkanı’ nı deviren ordu, barışçıl bir gösteriye silahla müdahale ederek cana kıyıyor. Yangına benzin dökmek bu... Bundan sonrası karanlık... Ve korkutucu... Mısır dün, demokrasiden biraz daha uzaklaşıyor.
Milliyet
AUSTRALIA TURKISH NEWSPAPER
Sahibi: SSN Trading Pty Ltd Adres: 4 / 9 Foundry Rd. Seven Hills NSW 2147 Sydney Tel: 02 8971 2206 Email: info @ milliyet. com. au
|
Editor in Chief: Zeynel Engin E: z. engin @ milliyet. com. au
Wollongong Temsilcisi ve Reklam: Şenol Hoşgörür T: 0410 833 784 E: wollongong @ milliyet. com. au
|
Director: Sait Moniri E: sait @ milliyet. com. au
Brisbane Temsilcisi ve Reklam: Yıldıray Aslantaş T: 0401 398 922 E: brisbane @ milliyet. com. au
|
Sydney Reklam: T: 0412 896 091 E: info @ milliyet. com. au
Grafik & Tasarım: Ixir Design Studio E: info @ ixir. com. au
Basım Merkezi: New Age Printing Pty Ltd. A: 25 Clyde St. Rydalmere NSW 2116
|
Melbourne Temsilcileri: Recep Şakar T: 0409 309 842 E: recepsakar @ milliyet. com. au
Müjgan Kim E: mujgankim @ milliyet. com. au
Ali Kurt E: alikurt @ milliyet. com. au
|
Milliyet Australia Turkish Newspaper gazetesinde yayınlanan köşe yazılarından ve çizimlerden doğabilecek her türlü hukuksal sorumluluk tamamen yazar ve çizere aittir.
Milliyet Australia Turkish Newspaper gazetesinde yayınlanacak her türlü reklam bilgilerinin doğruluğu ve sorumluluğu yasal olarak reklam veren kişi veya kuruma aittir, Milliyet Australia Turkish Newspaper gazetesi hiç bir sorumluluk taşımaz.
Milliyet Australia Turkish Newspaper gazetesinde yayınlanmak istenen okuyucu mektubu ve duyurularda açık adres ve telefon numarasının bulunması zorunludur, bu yazılar gazetemizin değerlendirmesi sonucu yayınlanabilir.
|