06
AİLE ve SAĞLIK
30 April 2013
Zencefilin faydaları
Zencefilin antibakteriyel, antioksidatif, antiviral ve antitümör etkisi bulmaktadır. Antioksidan: Zencefil, iyi bir antioksidan, toksin atıcıdır. Zencefilin kimyasal bileşiminde bulunan-gingerol,-paradol ve zingeronun lipit peroksidasyonundan koruyarak antioksidan etki gösterdiği pek çok hayvan deneyi ile gösterilmiştir. In vitro olarak gerçekleştirilen doza bağımlı bir çalışmada, zencefilin OH, O2 ve ABTS + serbest radikallerini süpürücü etkisi bulunduğu saptanmıştır. Zencefilin radyoprotektif etkisi de buna dayanmaktadır Kanser: ABD ' deki Michigan Üniversitesi ' nde yapılan bir dizi araştırma, zencefilin yakın gelecekte kanser tedavisinde de kullanılabileceğini ortaya koydu. Araştırmalarda, toz haldeki zencefil suda eritilerek kanserli hücreye uygulandı. Zencefilin kanserli hücreyi öldürdüğü ve kanserli hücrelerin kemoterapiye karşı direnç kazanmasını önlediği görüldü. ABD ' li uzmanlar, zencefilin, yumurtalık kanserinin tedavisinde kullanılabileceğini duyurdu Sindirim Sistemi: Zencefil ile ilgili yapılan çalışmalar sonucunda tedavi maksatlı kullanılmasını destekleyen ve olumlu sonuç vermiştir. Araştırmaların önemli bir kısmını, bulantı ve kusmayla seyreden hastalıklar o- luşturuyor. Antiseptik etkisi sayesinde, mide ve bağırsak enfeksiyonlarına iyi geliyor. Ameliyat sonrası görülen bulantı ve kusmalar, kemoterapide; mide bulantılarının azalmada çok etkilidir. Londra’ da St. Bartholomew hastanesinde yapılan bir klinik çalışmada, zencefilin hastaların anesteziden u- yanınca gösterdikleri bulantı ve kusma belirtilerini antiemetik ilaçlardan daha çok önlediği ortaya çıktı. Zencefilin insanlarda hastalık yapan çeşitli bakteriler ve mayalar üzerinde etkileri bulunduğu gösterilmiş. Etkili bulunduğu mikroorganizmalar i- çerisinde dikkati çeken, başlıca ülser etkenlerinden biri olan Helicobacteri pyloriye, bilhassa uçucu bileşenlerinin( gingeroller) çeşitli helikobakter tipleri üzerinde etkili olduğu tespit e- dilmiş. Zencefilin kaynatılması ile bu etkiler önemli ölçüde kaybolmuş. Deniz ve taşıt tutmasında ortaya çıkan bulantı ve kusmalara, hamileliğe bağlı bulantı ve kusmalarda da etkili. Hamilelere günde 3 taze dilim( 25 gr) zencefille demlenmiş çay ya da bu miktarın yemeklerine katılması önerilmektedir. Kolit gibi sindirim problemlerine karşı kullanıldığı biliniyor. İ- laçların mide ve bağırsaklara yaptığı yan etkileri de giderebilir. Mide üşütmelerini giderir. Kabızlığa karşı kullanılabilir. Sindirimi kolaylaştırır. Yemeğin daha iyi sindirilmesini sağladığından mide ve bağırsak gazı oluşmasını engellemekte etkilidir. Aşırı yenilen yemeklerden sonra ve özellikle et yemeklerinden sonra alınması uygundur. Sindirim sistemini rahatlatır. Karın ağrısını giderir. İştah açıcıdır, ishali keser. Zencefil yağının da hazmı kolaylaştırıcı ve gaz söktürücü etkisi vardır. Taze zencefil yemek hazmı kolaylaştırarak şişkinliğine iyi geliyor. Yatıştırıcıdır. Mide için ve kuvvet verici olarak, 10gr toz zencefil 500gr süzme bal ile karıştırılıp yenilir. Zencefilin, safra söktürücü etkisi nedeniyle de safra kesesi çıkarılmış hastalarda böbrek ağrısına benzer ağrılar görülebilmektedir. Bu gibi durumlarda endişelenmeye gerek yok, zencefil kullanımı kesilince bu ağrı da kaybolur. Tabiİ safra taşı olan kişilerde de safra söktürücü etkisine bağlı olarak taşın kanala düşerek tıkanmasına yol açabileceği göz önüne a- lınmalıdır. Karaciğer tıkanıklılığı ve karaciğer ü- şütmelerinde kullanılır. Kan Şekeri: Diabette kan şekerinin dengede tutulmasında etkili. Zayıflama tedavisinde kan şekerini dengede tutmakta olan etkisinden dolayı tok tutucu ve metabolizmanın yavaşlamasını engelleyici etkisi ile rahat kilo verimesini sağlıyor. Zencefil üzerinde yapılan hayvan deneylerinde diyabetik yapılmış sıçanlarda kan şekeri seviyesinin düştüğü gözlenmiş. Hayvanların şekerli gıdasına bir miktar zencefil ilave edildiğinde kan şekeri seviyesinin fazla oynamadığı, yükselmediği tespit edilmiş. Ama şeker hastalarının zencefil kullanırken kan şekeri seviyesini( kullanılan miktara bağlı) kontrol etmeleri yararlı olacaktır. Bir çalışmada zencefilin etkisini, şekeri glukoza dönüştüren enzimi baskılayarak gösterdiği( alfa glukozidaz enzimi inhibitörü), dolayısıyla kan şekerinde tehlike oluşturacak seviyede a- ni bir düşme sağladığı görülüyor. Uyarı: Yetişkinlerde zencefil tüketiminin günlük 4 gramı geçmemesi gerekir. Zencefilin aşırı dozda tüketilmesi halinde göğüste hafif yanma hissedilebiinir.( Yiyecekler genellikle % 0.5 kadar zencefil içerir)-Zencefili kesinlikle 2( iki) yaşından küçük çocuklare verilmez.-Bir yetişkin ağırlığının 70 kg olarak alınıp, çocuklarda yetişkin ağırlığına göre doz düşürerek verilir. Örneğin 20 kg bir çocuk için hesap şöyle olmalıdır 70 / 20 = 3 bu durumda yetişkine hazırlanan doz 3 e bölünür ve kullanılır.-Kan sulandırıcı ilaç alınıyorsa, ülser varsa kullanılmaz. Zencefilinde kan inceltici etkisi vardır. 6 yaş altı çocuklarda kullanılmaz.-Safra kesesi taşı olan kişiler zencefil kullanmadan önce bitkiler konusunda uzmanlaşmış kişilere danışmalıdırlar zira safra akımını artırdığı bilinmektedir.
Pratik bilgiler
Yeni bir tava satın aldığınızda ilk önce içinde bir miktar sirke kaynatın. Bu işlem ilerde kızartmalarınızın tavaya yapışmasını önleyecektir.
Unlarınızın böceklenmemesi için, un kavanozunun içerisine bir adet defne yaprağı koyun.
Doğru beslenme kuralları
Sayısız işlemlerden geçtikten sonra, ambalajlanmış olarak önünüze gelen yiyecekleri tüketmeyin. Bu tür yiyeceklerin besin değerinin çok düşük olmasının yanısıra, içerdikleri sayısız katkı maddesi nedeniyle sağlığınızın ciddi anlamda zarar göreceğini unutmayın. Özellikle“ MSG“ ve“ suni tatlandırıcı” içeren besinler merkezi sinir sistemini ciddi anlamda tehdit ederler.
Tek bir beslenme stilinin, herkes için doğru olmayacağını hatırlayın. Hepimiz farklı genetik mirasa, fizyolojik işleyişe, duygusal ve hormonsal yapıya sahibiz. Bu yüzden kendinizi başkalarıyla karşılaştırmaktan kaçının. Hedefinizi“ ideal kiloya ulaşmak” olarak belirlemek yerine“ sağlıklı bedene ulaşmak” olarak değiştirin. Yanlış dizayn edilmiş bir rejim sonunda geri dönülemez şekilde sağlığını kaybeden insanlar zincirine katılmayın. Diyet endüstrisinin milyarlarca dolarlık cebini, sağlığınız pahasına doldurmayı reddedin. Beslenme stiliniz ve duygusal gel-gitleriniz arasındaki ilişkiye dikkat edin. Alışkanlık nedeniyle bazı besin maddelerini ne kadar çok tükettiğinizin farkına varın. Herhangi bir alışkanlığı değiştirmenin en kolay yolu, olan bitenin farkına varmak ve alışkanlık zincirinin çok küçük bir noktasından küçük bir değişiklik yapmaktır. Israrcı olduğunuz sürece değiştiremeyeceğiniz hiçbir şeyin olmadığının farkına varın.“ Böyle gelmiş, böyle gider” düşüncesinin, sadece düşünce olduğunu hatırlatın kendinize.
İnce bel ve hindistan cevizi yağı ilişkisi
Bilim dünyası son 60 yıldır, hayvansal kaynaklı katı yağların kalp hastalığı riskine yol açtığını çığırıp duruyor. Bu durum büyük yiyecek firmalarının cebini çok uzun süre doldurdu çünkü maliyeti çok daha ucuz ve doğada çok daha bol bulunan bitki yağlarını“ hidrojene” ederek, tamamen plastik olan margarini tüketicilerin mutfağına sokmayı başardılar. Son yıllarda yapılan pek çok a- raştırma, yüksek oranda doğal doymuş yağla( tereyağ, hayvan yağları) beslenen toplumlarda kalp hastalığı riskinin aslında oldukça düşük olduğunu gösterdikten sonra; bilim dünyası dikkatini bu sefer doğal olmayan yöntemlerle katılaştırılmış margarinlerdeki“ trans yağ” a çekti. Ve anlaşıldı ki, hidrojene edilmek suretiyle katılaştırılan bitkisel yağlarda üretim sırasında oluşan trans yağlar, kalp damarlarını tıkamakla kalmıyor, aynı zamanda vücutta ciddi anlamda oksidasyona neden oluyor. Yani sorun doğal katı yağlarda değil, katılaştırılmış bitki yağlarında yatıyor. Hindistan cevizi yağı, bitkisel kaynaklı olmasına rağmen“ doymuş yağlar” kategorisine giren nadir yağlardan biridir. 24 derecenin altındaki oda ısısında katı, üstünde ise sıvı hale gelir. Hindistan cevizi yağı, ortalama uzunlukta yağ asidi zinciri denilen“ medium chain fatty acid- MCFAs” lerden oluşur. Pek çok bitki kaynaklı yağlar ise uzun yağ asidi zincirlerinden yani“ long chain fatty acid – LCFAs” lerden oluşur. Bitkisel kaynaklı yağlarda bulunan uzun zincirli yağ asitleri, aşağıdaki nedenlerden ötürü sağlık için daha sakıncalıdırlar: Uzun zincirli yağ asitlerinin vücutta sindirilmesi ve parçalanması çok daha zordur. Sindirimleri için özel enzimlere ihtiyaç duyarlar. Pankreas, karaciğer ve sindirim sistemine büyük yük getirirler.
Vücutta büyük oranda yağ olarak depolanırlar. Oksidasyona uğradıklarında, kan damarlarının çevresinde toplanarak, enflamasyona neden olurlar. Hindistan cevizinde bulunan orta zincirli yağ asitleri vücut için daha yararlıdır çünkü: Daha kısa olmaları nedeniyle, hücre zarından kolaylıkla geçtiklerinden vücut tarafından daha kolay absorbe edilirler. Sindirimleri daha kolay olduğundan, metabolik rahatsızlığı ya da sindirim sorunu olan kişiler için faydalıdırlar. Doğrudan karaciğere gönderilerek enerji kaynağı olarak kullanıldıklarından, vücudun yağ depolarını arttırmazlar. Metabolizmayı hızlandırarak kilo verilimine yardım ederler. Pek çok araştırma sonucuna göre hindistan cevizinde bulunan orta zincirli yağ asitleri, insülin hassiyetini arttırrarak, vücudun yağ depolarını eritirken; bitkisel kaynaklı u- zun zincirli yağ asitleri tam tersi etki göstererek yağ depolarının artmasına neden oluyor. Obez erkekler üzerinde yapılan bir deneyde, orta zincirli yağ asitleriyle beslenenen kişilerin uzun zincirli yağ asitleriyle beslenen kişilere oranla daha fazla yağ dokusu kaybettikleri görüldü. Hindistan cevizi yağı özellikle bel çevresindeki istenmeyen yağları a- zaltır. Araştırmacılar, 20 obez erkeği hindistan cevizi yağıyla 4 hafta besledikten sonra, bel çevresi ölçümlerinin önemli oranda( ortalama 2.86 cm) azaldığını gördüler. Kadınlar üzerinde yapılan benzer 12 haftalık başka bir deneyde ise, günde 2 yemek kaşığı hindistan cevizi yağıyla desteklenen, rejim ve fiziksel aktivite programına dahil edilen kadınların bel ölçüleri, soya yağıyla desteklenen kadınlara oranla daha fazla azalma gösterdi. Bunun yanısıra, hindistan cevizi tüketiminden sonra, kadınların kötü kolesterol dediğimiz LDL kolesterolü düşerken, i- yi kolesterol olarak adlandırılan HDL kolesterolleri arttı.
Doğum kilosu yaşam boyu etkili
Doğduklarında 4 kilodan fazla olan bebeklerin ileri yaşlarında şişmanlıkla karşılaşma riski, normal kiloda doğan bebeklere oranla yüzde 50 daha fazla.
26 ülkede yapılan 66 farklı araştırma, kişinin doğumunda sahip olduğu kilonun hayatının sonraki dönemlerini de etkilediğini ortaya koydu. Araştırma sonuçlarına göre, kişinin doğumundaki kilosu i- le hayat boyu karşı karşıya olduğu şişmanlık tehdidi arasında doğrudan bir bağlantı bulunduğu tespit edildi. 640 binden fazla hastanın verilerini inceleyen uzmanlar, doğduklarında 4 kilodan fazla olan bebeklerin ileri yaşlarında şişmanlıkla karşılaşma riskinin, normal kiloda doğan bebeklere oranla yüzde 50 daha fazla olduğunu ortaya koydu. Bebeklerin doğum kilosunun normalden fazla olması fetüsün anne rahminde gereğinden çok beslendiği anlamına geliyor. Hamilelik sırasında annenin fazla kilo sorunu olması, hamilelik diyabeti gibi rahatsızlıklar yaşaması, aşırı beslenme ve hareketsizlik de bebeğin doğum kilosunu doğrudan etkiliyor. Uzmanlar bu nedenle anne adaylarını hamilelikleri sırasında sağlıklı ve dengeli beslenmeleri yönünde uyarıyor. Sanılanın aksine hamile kadınların iki kişilik yemek yemesi gerekmediğini, enerji ihtiyacının hamilelikte sadece kısıtlı oranda ve o da dördüncü aydan itibaren arttığını kaydeden bilim insanları, anne adaylarını düzenli yürüyüş ve hafif egzersizler yapmaya davet ediyor.
MALZEMELER
Kral köftesi
• 750gr. kıyma
• 2 adet soğan
• 3 dilim ufalanmış ekmek içi veya 3-4 yemek kaşığı galeta unu
• 500gr. mantar( yıkanıp biçak sırtı kalınlığında dilimlenmiş)
• 10 dilim kadar kaşar
• 2 silme tatlı kaşığı tuz
• karabiber
• sıvıyağ
YAPILIŞI
1. Soğanın birini soyup rendeleyin ve yoğurma kabına alın. 2. Kıymayı, ekmek, tuz ve karabiber ile birlikte i- yice yoğurun. 3. Diger soğanı yemeklik doğrayıp biraz sıvıyağda soteleyin. Mantar, tuz ve karabiberi ilave edip soteledikten sonra altın kapatın. 4. Köfteleri yaklaşık çay tabağı büyüklüğünde şekillendirin. Hafif sıvıyağda ızgara veya tavada kızartın. 5. Kızarttığınız köfteleri fırın tepsisisne dizip üzerine mantarlı sosu dökün. 6. Her köfteye bir dilim kaşar yerleştirip peynirler eriyinceye kadar fırında tuttuktan sonra sıcak o- larak servis yapın.