30 April 2013 Milliyet
AUSTRALIA
GÜNDEM 05
Mehmet Ağar tahliye oldu
SÜLEYMAN ÜNAL s. unal @ zaman. az
Uçakta rejim sorunu çıkaranlar
Londra’ yı ziyaret edenlerin en çok merak ettikleri yerlerden biri de, ilginç gösterilerle zaman zaman dünya medyasına haber olan, şehrin meşhur Trafalgar meydanıdır.
Geçtiğimiz hafta Trafalgar’ da“ elinde elektrikli testere” ile şov yapan bir gösterici, önce izleyiciler arasında küçük bir çocuğu çağırarak yere yatırdı. Testereyi ve sopayı gören çocuğun panik halinde kaçması, izleyenlerin korku dolu bakışları arasında gösteri yapan İngiliz Matthew Valentine’ nin daha sonra boynunun üstünden geçirdiği tenis raketiyle tehlikeli hareketleri dünyaya haber olmasını sağladı. Valentine, yaptığı işin tehlikeli ama“ insanları eğlendirdiğini” söylüyor.
Valentine’ nin yaptığı ve onları izleyenlerin korkusu kendi bilecekleri iş.
Bu haberi, Türkiye medyası verirken“ sadece şov” yumuşaklığıyla ve öylesinde hoşgörülü duyurdu ki, şaşmamak elde değil. Çünkü, böyle bir gösteri, Türkiye’ de veya herhangi“ doğu” ülkesinde olsaydı“ vahşet, cinayet, çocuk kesilme korkusu yaşadı, çocuk testerecinin elinden zor kurtuldu” gibi müthiş korku salan cümlelerle manşete çekerlerdi.
Testereci şov haberinin verildiği günlerde Türk Hava Yolları’ nın( THY) bazı uçuş hatlarında“ içki vermemesini” öylesinde tenkit ettiler ki sanırsınız“ krize giren bir hastaya ilaç verilmemesi gibi” bir durum yaşanıyor. Oysa, THY Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Topçu’ nun açıklamasına göre,“ 2012’ de 28 alkollü yolcu, diğer yolcuları rahatsız etmiş, taşkınlık çıkarmış ve uçuş güvenliğini aksatmış. Bu yolculara kelepçe takılmış” ve üstelik bu olaylar iç hatlarda yaşanıyor. Yani, Türkiye’ de en uzun uçuş süresi 1.5 saat olan yolculuklarda yaşanmış. Topçu,“ İlla uçakta içeceğim ısrarı nedir?” diye soruyor.
Türkiye’ deki medya mensuplarının bazılarının gayesinin“ içmek” değil, aslında başka üleklerin yaptığı benzer uygulamaları normal karşılayıp, kendi ülkesinde ise zararlı veya güvenlik için tehlikeli olduğunu bile bile“ rejim sorunu haline getirmek” çok eskiden bu yana devam eden zihniyet. Bu zihniyet mensubu bazıları için ülkesinin kazanması veya halkın huzuru önemli değil. Başka ülkelerdeki uygulamaları hiç görmek istemez. Mesela, dünyanın en büyük hava yolu şiketlerinden biri olan Qantas’ ın Birleşik Arap Emirlikleri’ ne yaptığı uçuşlarda domuz eti ve içkiyi kaldırmasını görmemezlikten gelir. Qantas’ ın Dubai üzerinden yapılacak uçuşlarda alkol yasağı dışında yolcuların diğer İslami ihtiyaçlarının karşılanacağı duyurulurken, hava yolu şirketinin temsilcisinin“ Hedef havalanının kültürel ve bölgesel özelliklerini dikkate alarak uçaklarımızda menüyü hazırlıyoruz” sözleri de bir ticaret kurumunun şartlara göre nasıl davrandığını ortaya koyuyor. Kaldı ki bu hususta dikkat eden sadece Qantas değil, aynı hatta uçan Virjin Australia daha önceden yiyeceklerinde“ helal” standardını uygulamaya geçmiş ve içki yasağını kaldırmıştı.
Uzun uçuşlarda içki teklifi yapılmazsa ısrarla isteyenlerin olmadığı biliniyor. Fakat, Türkiye’ de bazı kimselerin kısa veya uzun fark etmeden uçağa bindikten sonra“ içme krizine” girmesinin sebebini sorduğum ve alanında uzman bir dostum bana“ Türkiye’ de bazılarına has özelliklerden” yani ilginç davranışlardan örnekler vererek şöyle diyor:
Şirketinin arabasının arkasına,“ hatalıysa şu numaradan ara” diye yazdırıp numarayı vermeyen, uçağa bindirdiği dostlarına uçak havalandıktan sonra görmeyeceği halde el sallayan, konuşma yeteneği olan hayvanlara küfür öğreten, hijyen gerektiren bir işe başlamadan önce elini yıkamasını tavsiye edene“ ellerim kirli değil ki” diyen, kimsenin bilgisi olmadığı bir konuda anlaşılmaz ifadelerle biliyormuş havasında olan, otobüs durağa yanaşınca ön kapıdan inme ısrarında bulunan, meşhur birisini görünce ona el sallayan ve fotoğraf çektirmek için çabalayan ve samimiymiş gibi davranan, yaşanmamış bir olayı yaşanmış gibi anlatan ve üstelik buna inanan, kafasına kuş pislediğinde gidip şans oyunları oynayanların ve“ içki ve laikliğin birbirinden ayrılmaz ikili” olduğunu sananların olduğu yerde … Başka ülkelerdeki gibi uçaklarda yeme, içme veya izletilen filmlere kadar tüm uygulamaların bir ticari tercih olduğunu bazılarına kabul ettirmek atomu parçalamaktan zordur.
Susurluk davasında 5 yıl hapis cezasına mahkum edilen ve bir yıldır cezaevinde olan eski Emniyet Genel Müdürü, eski İçişleri ve Adalet Bakanı Mehmet Ağar, cezaevinden çıktı. 3’ üncü Yargı Paketi’ nde yer alan ve şartlı tahliyesine bir yıl kalanlara, yarıaçık cezaevine gitmeden‘ denetimli serbestlik’ olanağı tanıyan düzenlemeden Mehmet A- ğar da yararlandı. Ağar’ a, cezasının kalan 1 yılı için denetimli serbestlik hükümleri uygulanacak. Tahliye olan Susurluk davasından hükümlü eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar,“ Bunu bir devlet görevi olarak gördüm, tamamladım. Devlet‘ gel’ dedi geldik,‘ git’ dedi gittik” dedi. Ağar, şöyle konuştu:“ Hepsine şükran borçluyum, gönülden teşekkür ediyorum. Dediğim gibi başlangıçta girerken, bunu bir devlet görevi olarak gördüm, tamamladım. Devlet‘ gel’ dedi geldik,‘ git’ dedi gittik. Şu anda yapacağımız 76 milyon gibi sade bir vatandaş gibi ailemle, çocuklarımla, torunumla yaşamaktır.” Ağar,“ Umudumuz odur ki, Türkiyemizin geleceği bugününden daha iyi olacaktır” diye konuştu.
Karayılan PKK’ nın çekileceği tarihi açıkladı
Aralarında yabacı basın mensuplarının da bulunduğu çok sayıda gazeteci Erbil’ den karayoluyla Kandil Dağı yakınlarındaki Kandil beldesinde. Kandil’ den ilk açıklama geldi. PKK, Mayıs’ ın ilk haftasında çekileceğini açıkladı.
Abdullah Öcalan ' ın Diyarbakır Nevruz ' unda okunan mesajı ve Kandil-İmralı arası mektup trafiğiyle başlayan süreçte PKK, sınır dışına çekilme tarihini açıkladı. PKK ' nın Kandil Dağı ' ndaki kampında düzenlenen basın toplantısında kararı, örgütün Öcalan ' dan sonraki lideri Murat Karayılan duyurdu. Konuşmasına, Time dergisine yazdığı Öcalan portresi için Sinn Fein lideri Gerry Adams ' a teşekkür ederek başlayan Karayılan ' ın açıkladığı takvime göre PKK militanları 8 mayıs itibarıyla kademeli olarak sınır dışına çıkmaya başlayacak. Murat Karayılan, bu aşamada PKK ' lılara saldırı olması durumunda geri çekilmeyi durduracaklarını ve karşılık vereceklerini söyledi. ÖCALAN’ IN TALİMATI“ Türk devleti ile Başkan Apo a- rasında devam eden görüşmeler ve müzakereler önemli bir düzeye ulaşmış bulunmaktadır” diyen Karayılan’ ın açıklamasında Öcalan’ ın Nevruz mesajında yer alan“ Silahların yerine demokratik siyaset” vurgusu hakimdi. Öcalan’ ın 14 nisan tarihli mektubundaki“ çekilin” çağrısını“ talimat” olarak ele aldıklarını söyleyen Karayılan’ ın açıkladığı altı maddelik takvim şöyle:- GERİLLA güçlerimiz çatışmaya mahal vermeyecek şekilde, öteden beri kullandığı güzergâhları kullanarak, bir disiplin içinde geri çekilme işlemini pratikleştirecektir.- DEVAM eden hazırlıklar temelinde geri çekilme, 8 Mayıs 2013’ te başlayacaktır. Çekilme, kademeli gruplar halinde mümkün olan en kısa sürede tamamlanması hedeflenecektir.- GERİ çekilmede güçlerimizin gelip üsleneceği yer Irak Kürdistanı’ dır. Çekilecek olan gerilla güçlerinin resmi varlığına gereken anlayışı göstermelerini, başta Federe Kürdistan Hükümeti olmak üzere ilgili güçlerden beklemekteyiz.
- TÜRK ordu güçlerinin de aynı duyarlılık ve ciddiyetle hareket etmesi zorunluluktur. Geri çekilen güçlerimize herhangi bir saldırı, operasyon olması halinde geri çekilme derhal durdurulacak ve güçlerimiz misilleme hakkını kullanacaklardır.- ÇEKİLİRKEN, Türk devlet güçlerinin de buna paralel olarak, Kürdistan’ da herhangi bir askeri aktivitede bulunmaması gerekmektedir.- BAĞIMSIZ heyetlerce sürecin izlenmesi, her iki taraftan da engel olabilecek hatalı yanları tespit etmesi, sürecin sağlıklı gelişmesine imkan sunacaktır.
Bir Can daha Hakka yürüdü
Melbourne’ de toplumumuz tarafından tanınan Gümüşhaneli Hüsnü Aydoğan bir süredir tedavi gördüğü hastanede kansere yenik düşerek 25 Nisan günü vefat etti.
BAŞSAĞLIĞI
Toplumuzun yakından tanıdığı Gürcü Aydoğan teyzemizin eşi
‘ ÜÇ AŞAMALI PLAN’ Açıklamada çözümün“ üç aşama” dan oluşacağını ifade e- den Karayılan’ a göre ilk aşama çekilmeyle tamamlanacak. Karayılan şöyle devam etti: İkinci a- şamada kalıcı çözüm için, daha çok devlet yükümlülüklerini yerine getirecek. Koruculuk ve özel tim gibi tüm yapıların devre dışı edilmesi ve demokratik sivil toplum zihniyeti oluşturulması gereklidir. Sonra ise üçüncü aşama“ normalleşme” başlayacak. Apo dahil herkesin özgürleşeceği bu sürecin pratikleşmesi paralelinde silahın tümden devre dışı kılınması gündeme girecek.
Eşi Gürcü Aydoğan Anzak gününde şehitlerimizi andığımız bir günde vefat etmesinin hoş bir tesadüf olduğunu söyledi ve sözlerine şöyle devam etti:“ 56 yıllık evlik hayatımızda çok güzel günlerimiz geçti, 3 çocuk sahibi olduk, eşim çok kıymetli, şakacı, güler yüzlü bir insandı, vefatı alevi canları derinden üzdü.” Hüsnü Aydoğan’ ın cenazesi Coburg’ da bulunan Hallaci Mansur Cemevine 29 Nisan Pazartesi sabahı erken saatlerde getirildi. Cemevinde Aşık Veysel’ den“ benim sadik yarim kara topraktır” türküsü çalındı, salonda Hüsnü Aydoğan ve ailesine ait sinevizyon gösterisi yapıldı. Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Nasuh Baldemir yaptığı konuşmada Hüsnü Aydoğanla ilgili ilgili bilgi verdi. Kendisinin değerli, toplumumuza faydalı biri olduğunu bildiklerini, bu vefatın ailesinden sonra yakınlarını ve alevi canları derinden üzdüğünü dile getirdi. Sözlerine şöyle devam etti:“ Canlar biliyorsunuz alevi inancında ölüm yoktur çünkü can ölmez ölen tendir, bu can Hakka yürüdü, Hak’ tan gelen canlar tekrar Hakka yürümüştür, Hakla bir olmuştur. Toprağı bol olsun ışıklar içinde yatsın.” Konuşmalardan sonra eller omuzlarda ve cenaze tabutunun etrafında toplanıldı.“ Ya Muhammed Ya Ali sana sığındık, ya Hacı Bektaşi Veli, biz ona hakkımızı helal ettik, canımızı size yolluyoruz, canımızın pirlerini dergahına kabul et ya Hacı Bektaşi Veli” diyerek dua ettiler. Cenaze saat 11.00 de Cemevinden alınarak Fowkner mezarlığa götürüldü, orada yapılan dualardan sonra son yolculuğuna uğurlandı. Yücel Erbaşı- Melbourne
HÜSNÜ AYDOĞAN
amcamızın vefatını üzüntü ile öğrenmiş bulunuyoruz. Merhuma Allah’ tan rahmet, kederli ailesine ve sevenlerine başsağlığı dileriz. Makamı Cennet olsun
Şehzade Kebab And Bakehouse
İSMAİL BAKKAL ismailbakkal @ milliyet. com. au
Ölüm gerçeği
Sevgili okurlarım, her gün etrafımızda nice ölümler görüyoruz. Tanıdık-tanımadık, bildik-bilmedik niceleri göçüp gidiyor, ama biz yinede ölüm gerçeğine teğet geçip, bizi ve ölümü aynı karede görmemeye çalışıyor, bizim de kapımızı bir gün çalacağını aklımıza getirmemeye çalışıyoruz.
Haliyle öleceğiz, bizde bu dünyadan göçüp gideceğiz, bütün elde ettiklerimiz, malımız, mülkümüz, şanımız, şöhretimiz, eşimiz, dostumuz, makamımız, evimiz, barkımız hep geride kalacak. Oysa ki ne kadar da uğraşmış, gecemi gündüzüme katmıştım, dur-durak bilmeden çalışıp-çabalamıştım, böylemi olacaktı. Tabiki öyle olacak, başkalarına olduğu gibi, sanada gelecek bir gün sıra.
Bütün bunları düşününce insanın ağzının tadı kaçıyor. Eli varmıyor ki bir şeyler yapsın. Ama ölümü unutanlar yüzünden de dünyamız her geçen gün biraz daha yaşanmaz hale geliyor. Yaptıklarının yanlarına kar kalacağını düşündüklerinden, olanca güçleriyle her türlü yanlışı, zulmü, günahı işliyorlar. İşte insan şunu hatırlıyor“ Dünya ve içindekilerin sevgisi her hatanın başıdır.” Sevince ve aşkla bağlanınca dünyaya ve içindekilere, elde etmek veya elde tutmak için neler yapıyor insan. Geçen gün bir haberde okudum, bir an önce mirasına kavuşmak için yaşlı babasını öldürmüş oğlu.
Nice zulümler, ölmeler-öldürmeler, haksızlıklar, rüşvet, iltimas, savaşlar, soykırımlar, sürgünler, babanın oğluna, kardeşin kardeşe yaptığı akla hayale sığmaz hileler, düzenbazlıklar ve daha niceleri sizce niye yapılıyor?. Ölümü unutup, dünyaya bağlanmaktan, hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamaktan.
Peki ne yapmalı?. Ölüm düşüncesi yaşamımızın bir parçası olmalı. Ölümü unutmadan ve zaman zaman hatırlayarak, bir gün öleceğimizi bilerek ve farkında olarak yaşamalı insan. Hal böyle olunca zamanla kişi daha faziletli olmaya, daha az hata yaparak yaşamaya başlar.“ Ölüm ve sonrasının hatırlanması bütün faziletlerin başıdır.”
Kişi kendisine yaşam kadar yakın olan ölüm gerçeğine nasıl bu kadar uzak durmaya çalışır?. Oysaki unutmaya çalışsanda, görmezden gelsende, yokmuş muamelesi yapsanda o gelip hiç beklemediğin anda seni yakalayacak.” Korkunun ecele faydası yok” demiş atalarımız. Korkma ondan, belki de kanka ol ölümle. İç içe yaşa onunla. Çıkarma aklından, hazır ol geleceği zamana. Mevlana gibi sevgiliye kavuşma anı olarak değerlendir, yok olma olarak değil.
“ Ölmeden önce ölmek” tavsiye ediliyor bize. Yani hayatı daima bize verilmiş ikinci bir şans olarak yaşamımızı istiyor. İyi değerlendir, kıymetini bil diyor sanki. Boşa geçirme, boş işlerle uğraşma. Dolu dolu yaşa, doldur sepetini sonraları için.
Anlatılır kitaplarda, Hz. Süleyman söz almış Azrail’ den, ölüm gelmeden önce kendisine haber vermesi için. Hazırlık yapmayı istemiş belliki. Bir gün Azrail gelmiş Süleyman’ a ve hadi demiş sıra sana geldi. Süleyman hiddetlenmiş, hani demiş önceden haber verecektin. Azrail, babanın, ananın, karının, evlatlarından bazılarının, komutanların ve askerlerinin, daha nice sevdiklerinin canlarını aldım gün be gün. Bütün bunlar hatırlatma değilde neydi?. Bizler için her ölüm bir hatırlatma olmalı. Sıra sana geliyor şeklinde. Ve hazırlıklara hız vermeliyiz ölümden sonrasına. *** Bir hafta-on gün önce eski Redfern Cami imamı Murat Hocamızı ebedi yolculuğa uğurladık. Mevlam rahmet eylesin. Hazırlıklı bir yaşamı vardı, ansızın gelecek ölüme. Ölüm gerçeğini göz ardı etmeden yaşardı. 38 yaşında yakaladı hayırlı bir iş yolundayken. Hayırla geçmiş bir hayattan sonra ölüm hayırlı olur kişi için. Kısa ama verimli bir ömürdü onunki. Dersler çıkarmalıyız, her ölüm gibi O’ nunkinden de. Yaşamı gibi ölümü de nasihat olmalı kimilerine. Mekanı cennet olsun. *** Merhum Murat hocanın son anlarını kaydeden bir haber ajansı, ahlaksızca, düşüncesizce ve zalimce yayınladı bu kayıtları.” insaf” yahu denecek bir durum. İnsanlığın bittiği yerler vardır ya, işte bu haber ajansının da yaptığı da öyle. Hiç mi sevdiklerinin, ailesinin, akrabalarının veya o nu seyredecek çocukların ne hissedeceklerini düşünmediler bunu yayınlamadan önce. Bu kadar da mı insanlıktan yoksun bunu yayınlayanlar. Aynısı size yapılsa ne hissederdiniz? Hani size yapılmasını istemediğinizi sizler başkalarına yapmayacaktınız. Sözde mi kaldı bu hayati tavsiyeler.
İnsaf yahu, edeb yahu, vicdan yahu.
Avustralya Türk toplumuna ulaşmanın en etkili yolu Milliyet Australia
Reklamlarınız için
0412 896 091 0404 485 066