25 June 2013
Milliyet
AUSTRALIA TURKISH NEWSPAPER
DÜNYA 07
İBRAHİM KARAGÜL
YeniŞafak
Alman Ergenekonu Türkiye’ yi vuruyor!
Almanya’ nın dahil olduğu, elinin değdiği, etkisinin hissedildiği gelişmelerin büyük bölümünü bir tür‘ derin devlet operasyonu’ olarak görürüm. Özellikle böyle düşünmeye çalışmıyorum.
Ama bu konuda o kadar çok örnek var ki, ister istemez‘ ne oluyor, ne iş’ demek zorunda kalıyor insan. Türkiye’ ye karşı sessiz ve derinden bir Alman müdahalesi her zaman vardır ve bu çoğu zaman hissedilemez.
Bu yüzden de uzun süredir ısrarla‘ Alman Ergenekonu’ diye bir kavram ü- zerinden sorgulama yapıyorum.
Bugünlerde, Gezi eylemleri kamuflajı altında Türkiye’ de olup bitenlerle ilgili Almanya’ yı, Alman vakıflarını, Deutsche Bank operasyonunu tartışmazsak olmaz. Türkiye’ deki toplumsal kalkışma girişiminde Almanya’ nın duruşunu sorgulamazsak olmaz.
‘ Ev kundaklama’ operasyonları ile, Deutsche Bank’ ın 2001 krizinde milyarlarca dolarlık operasyonunu hatırlatıyorum. Ardından, Gezi eylemlerinin en yoğun olduğu gün yapılan borsayı çökertme, milyarlarca doları Türkiye’ den çıkarma operasyonunu, yine Almanya’ da bazı dernek ve vakıflarla birlikte organize edilen Türkiye karşıtı gösterileri dikkatinize sunuyorum.
Gezi Parkı olaylarının en yoğun şekilde yaşandığı 7 Haziran’ da Borsa İstanbul’ un en çok işlem gören hisse senetlerinde, yabancı aracı kurumlar ü- zerinden gerçekleştirilen alım satımları bugün Yeni Şafak’ ta okuyacaksınız.
Milyarlarca dolar değerindeki hissenin bir günde el değiştirdiğini göreceksiniz. Daha önce milyarlarca doları ülke dışına çıkarıp ekonomiyi çökerten Deutsche Bank’ ın aynı yöntemi bir kez daha denediğini, Türk ekonomisini çökertmeye yönelik büyük bir müdahalenin söz konusu olduğunu ama yeterince başarılı olamadığını okuyacaksınız.
Dönerci cinayetlerinden Türklerin oturduğu yüzlerce evin kundaklanmasına kadar bir karanlık proje yürütüldü
Almanya’ da. Hemen her eyalette hatta Avusturya’ da bile evler yakıldı, insanlar öldürüldü, Türkiye’ ye cenazeler getirildi. Bu saldırılarda bazen Neonazi örgütler kullanıldı ama büyük çoğunluğu aydınlatılamadı. Hayır, aydınlatılmadı, üstü örtüldü.
Ortada bir derin devlet yapılanması vardı. Türklere, Müslümanlara yönelik sistematik saldırıları organize ediyordu. Alman istihbaratı ile bütçesi örtülü ödenekten ayrılan derin vakıflar, organizasyonlarla bağlantılı saldırıların her alanında vardı.
İşte o zamanlar,‘ Alman Ergenekonu’ na dikkat çekmiş, derin devlet yapılanmasının, sistemik bir o- dağın, Alman ulusal iç ve dış politikası ekseninde örtülü operasyonlar yaptığını, bu operasyonları da aşırı sağ çetelerle kamufle ettiğini ifade etmiştim. Pek kimse oralı olmadı. Başbakan Tayyip Erdoğan’ ın‘ Alman vakıflarının faaliyetleri ve terör finansmanı’ na ilişkin sözleri bile, bu organizasyona, Türkiye’ de etkin faaliyet gösteren bu yapılara dikkat çekmeye yetmemişti.
Konu Almanya olunca Türkiye’ de herkesi, özellikle de entelektüel camiayı ve sivil toplum örgütlerini bir sessizlik kaplıyordu çünkü.
Dönerci cinayetlerinin Alman istihbaratıyla bağlantıları daha sonra ortaya çıktı. Cinayetleri işleyenlerin muhbir olduğu kesinleşti. Şimdi soruşturma ve yargılama devam ediyor. Ama hiçbir şey çıkmayacak, emin olun.
2 Şubat 2008’ de Ludwigshafen’ da bir evin kundaklanması ve sonrasında yüze yakın evin yakılması ile ilgili soruşturmaları hatırlayın. Komisyonlar kuruldu, soruşturmalar yapıldı. Hiçbir kanıt bulunamadı! Kameralarla donatılan şehirlerde bile bir kare görüntü ya da bir görgü tanığı tespit edilemedi. En sonunda Alman Federal Savcılığı soruşturmayı tamamladı. Ne mi oldu? Savcı;‘ kanıt bulunamamıştır’ dedi ve dosya kapatıldı.
Derin devlet operasyonları böyle o- luyor işte.
Yıllardır Türkiye’ ye insan hakları baskıları yapan, adalet, özgürlük söylemleri pazarlayan Almanya, Türkiye’ nin etnik ve mezhep haritasını tahrik eden eylemlerine, derin devlet cinayetlerini de katıyordu.
Maalesef bugünlerde tekrar başladı. İstanbul’ daki gösterilerde Almanya merkezde yerini aldı. Vakıfları üzerinden, fonları üzerinden, Türkiye toplumundaki bazı çevreler üzerinden toplumsal çatışma senaryolarına imzasını attı.
Çok garip, bu hafta sonu Almanya’ nın değişik kentlerinde benzer gösteriler yapılacak. Mesela Köln’ de yapılacak gösterilerin afişleri alabildiğine rencide edici. Alman Ergenekonu, kendi içindeki bazı kuruluşları da harekete geçirmiş görünüyor. Deutsche Bank operasyonu ile Alman vakıflarının girişimleri ve hafta sonu yapılacak gösteriler belli merkezlerden yönetiliyor. Tıpkı yüze yakın evin sistematik biçimde kundaklanması gibi.
Hatırlatayım-1:
Alman Ergenekonu’ nun ev kundaklamaları, Türkiye’ deki Ergenekon operasyonlarıyla aynı tarihte başlatıldı. Tuhaf değil mi?
Hatırlatayım-2: 28 Şubat’ taki büyük finans operasyonunda Deutsche Bank vardı ve Türk ekonomisi çöktü. Bu sefer de, aynı operasyon yapıldı. Tuhaf değil mi?
Hatırlatayım-3: Bir zamanlar, Alman örtülü ödeneğinden aldığı paralarla terörü fonlayan vakıflar, şimdi bir başka toplumsal kesimi harekete geçiriyor, fonluyor. Etnik çatışma biter bitmez bir başka‘ kimlik çatışması’ nı besliyor.
Almanya’ daki gösterilerin özellikle Alevi kardeşlerimiz üzerinden organize edilmesi ibretlik değil mi? Tuhaf değil mi?
Türkiye bunların farkında olsun. Ö- zellikle de Almanya’ daki vatandaşlarımız, insanlarımız bu tehlikenin farkında olsun …
KKTC Meclisi’ nde rüşvet skandalı
Kuzey Kıbrıs’ ta Demokrat Parti-Ulusal Güçler milletvekili Aslanbaba, güvenoyu yoklamasında‘ evet’ oyu vermesi için Serdar Denktaş’ ın kendisine 7 bin 700 dolar teklif ettiğini öne sürdü.
KKTC’ de Başbakan Sibel Siber hükümetinin güven oylaması sırasında söz alan Demokrat Parti-Ulusal Güçler( DP-UG) Milletvekili Ejder Aslanbaba, DP-UG Genel Başkanı Serdar Denktaş ile Milletvekili Ahmet Kaşif’ in kendisine“ güven oylamasında evet demesi ve milletvekilliğinden istifa etmesi karşılığında 7 bin 700 dolar rüşvet teklif ettiğini” iddia etti. Aslanbaba’ nın Meclis kürsüsünden dolarları sallaması üzerine ortalık karıştı. Aslanbaba,“ Bana rüşvet verdiler, işte kanıtı işte CD’ si” diye bağırdı. Ejder Aslanbaba’ nın“ bana rüşvet verdiler” iddiaları DP- UG Genel Başkanı Serdar Denktaş i- le seçimlerde aday olmaması nedeniyle yaptıkları tartışma ile başladı. Aslanbaba, 2 hafta önce Ulusal Birlik Partisi’ nden( UBP) DP-UG’ ye geçmişti. UBP’ den“ aday olacakları şartı ile DP-UG’ ye geçtiklerini” iddia e- den Aslanbaba, Serdar Denktaş’ ın 28 Temmuz’ da yapılacak seçimlerde aday olmasını engellediğini öne sürdü. Meclis Başkanı Hasan Bozer, oturuma ara verdi. Milliyet’ e konuşan Ejder Aslanbaba,“ Kaşif ve Denktaş bana rüşvetin yanında, ayrıca maaş bağlama, İskele Belediye Başkanlığı’ na adaylık gibi vaatlerde bulundu” iddialarını ortaya attı.
‘ Viski ve puro aldım’ Kendisine verilen“ 7 bin 700 doları Kaşif’ ten aldığını” savunan Aslanbaba,“ Paranın içerisinden 90 TL’ yi harcadım. Kendime viski, puro, buz, kola ve çerez aldım. Deniz kenarına gittim içtim, helal etsinler” şeklinde konuştu. Aslanbaba yerel bir kanalda ise,“ Ben rüşvet istesem bile veren suçlu değil midir?” dedi. DP-UG Genel Başkanı Serdar Denktaş da, rüşvet iddialarını reddederek,“ Ejder ya iddiasını ispat edecek ya da ülkede kaçacak yer arayacak” dedi. Ahmet Kaşif de, iddiaları“ Ejder benden borç istedi, ben de verdim” şeklinde cevapladı. Rüşvet olayının eski Başbakan İrsen Küçük’ ün“ komplosu olduğunu” öne süren Kaşif,“ İrsen Bey bu işin içindedir. Bunu tezgâhladılar” dedi. Kaşif’ in açıklamalarını reddeden Küçük de, hükümeti“ dolar hükümeti” diye niteledi. Tartışmaların ardından hükümet 26 kabul, 15 ret ve 8 katılmayan ile güvenoyunu aldı. Denktaş da kayıt etmiş Milliyet’ e konuşan Serdar Denktaş,“ elinde Aslanbaba’ nın ses kaydının olduğunu” söyledi. Denktaş,“ Ses kayıtlarını karşılaştıracağım. Montaj var mı bakacağım. Kendisini yıllardır tanıyorum, üçkâğıtcının biri; o nedenle kayıt altına aldım. Bu işin içinde eski Başbakan Küçük var” dedi.
' Gezi barış sürecini raydan çıkarmamalı '
Kuzey İrlanda ' ya barışın getirilmesi sürecinde İngiltere eski Başbakanı Tony Blair ' in sağ kolu olarak görev yapan eski diplomat Jonathan Powell, " Gezi eylemleri, Kürtlerle yürütülen barış sürecini raydan çıkarmamalı " uyarısında bulundu.
Kuzey İrlanda ' da IRA ile İngiltere a- rasında başmüzakereci olarak görev yapan Jonathan Powell, barış süreciyle ilgili MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve AK Parti üst düzey yöneticileriyle görüştü. Görüşme sonrası Hürriyet gazetesi ve İngiliz Guardian gazetesiyle röportaj yapan İngiltere eski Başbakanı Tony Blair ' in sağ kolu Jonathan Powell, Türkiye ' de 30 yıllık çatışmanın sona ermesi için barış sürecine destek verdiğini söyledi. İngiliz Guardian gazetesindeki habere göre, Powell, Gezi eylemlerinin barış sürecini raydan çıkarma riski taşıdığını savundu. Powell, " Türk hükümetiyle insan hakları alanındaki çatışmalar, diyalog sürecini zedelerse bu bir trajedi olur " dedi.
Bu tür süreçlerin, muhalefet partileri dahil, partiler üstü desteğe ihtiyaç duyduğunu belirten Jonathan Powell,“ Tekrar çatışma yaşanmaması için de bir hakem olmalı” şeklinde konuştu.‘ ERDOĞAN DESTEĞİ HAK EDİYOR’ Bu tür süreçlerde, sıklıkla bozucu etkiler ve dış faktörlerin devreye girdiğini ifade eden Powell,“ Umarım burada böyle bir şey olmaz. Başbakan Erdoğan ve Hakan Fidan çok fazla desteği hak ediyor. Öyle bir noktaya gelirsiniz ki, barış sürecinden artık geri dönüş olmaz. Ancak Türkiye’ de bu aşamaya gelip gelmediğimizi bilmiyorum” dedi. İKİ TARAFTA GÜÇLÜ LİDER İHTİYA- CI Başbakan Erdoğan’ ın güçlü bir lider olduğu vurgusu yapan Blair’ in eski sağ kolu Jonathan Powell,“ Barış sürecinde her iki taraftada güçlü lidere ihtiyaç var” ifadesini kullandı.
Aranan adam Venezuella yolunda
Hong Kong, ABD Ulusal Güvenlik Kurumu ' nun( NSA) dünyada milyonlarca kişinin telefon ve internet kayıtlarını izlediği bilgisini basına sızdıran Edward Snowden ' ın " üçüncü bir ülkeye geçtiğini " açıkladı. Rusya ' ya giden Snowden ' ın Küba üzerinden Venezuela ' ya geçeceği bildirildi.
Hong Kong hükümeti tarafından yapılan açıklamada, ABD ' nin iade talebine rağmen Snowden ' ın ülkeden ayrılmasına izin verilmesine gerekçe olarak, " ABD ' nin sunduğu belgelerin Hong Kong hukukundaki yasal gerekliliklere tamamen uygun olmayışı " gösterildi. A- çıklamada, " Snowden ' ın ülkeden ayrılmasına engel olmak için yasal bir dayanağın bulunmadığı " vurgulandı. Rusya ' nın Ria Novosti ajansı, Snowden ' in Rus havayolu şirketi
Aerofloft ' a ait bir uçakla Şeremetyevo havaalanına indiğini duyurdu. Ajansa a- çıklamada bulunan görgü şahidi bir u- çak yolcusu, Snowden ' in diplomatik bir araç tarafından uçağın merdivenlerinde karşılanarak götürüldüğünü aktardı. Rusya basını, " Hong Kong ' dan Moskova ' ya giden Snowden ' in, pazartesi günü buradan Küba ' ya, daha sonra da Venezuela ' nın başkenti Caracas ' a gideceğini " duyurdu. ABD İADESİNİ İSTEMİŞTİ
Brezilya’ da 250 bin kişi sokağa döküldü
ABD ' nin, Snowden ' ın iadesi için Hong Kong ' daki yetkililerle temasa geçtiği bildirilmiş, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Tom Donilon, Amerikan CBS kanalına verdiği demeçte, ABD ' nin, Snowden ' ın mahkeme önüne çıkarılmak üzere Amerika ' ya geri getirilmesi için " iyi bir gerekçesinin " olduğunu ve Hong Kong ' dan zanlıların karşılıklı iadesi anlaşmasını yerine getirmesini beklediklerini belirtmişti. Amerikan basınındaki haberlere göre, ABD yönetimi, Hong Kong ' dan bu konuda hızlı hareket etmesini de talep ederken, üst düzey bir yetkili, Hong Kong ' un kısa süre içinde adım atmaması halinde, bu durumun " ikili ilişkileri karmaşıklaştıracağı ve Hong Kong ' un hukukun üstünlüğüne olan bağlılığına dair soru işaretleri uyandıracağı " uyarısında bulunmuştu. YENİ İDDİALAR Bu arada, Snowden Hong Kong ' da İngilizce yayımlanan South China Morning Post gazetesine yaptığı açıklamalarda yeni iddialar gündeme getirdi. Snowden, " ABD ' nin Çin ' e yönelik bilgisayar korsanlığı hedefleri arasında, ülkedeki cep telefonu şirketleriyle iki üniversitenin de bulunduğunu " söyledi.
Brezilya ' da günler önce toplu taşıma ücreti zammına tepkiyle başlayan ve giderek kitlesel eyleme dönüşen hükümet karşıtı gösteriler dün de devam etti. Yüz binlerce insan hükümeti protesto etmek için sokağa çıktı.
Brezilya polisi, ülkenin 100 ' den fazla kentindeki gösterilere dün 250 bin civarında kişinin katıldığını, önceki günlerle kıyaslandığında gösterici sayısının azalmaya başladığını bildirdi. Eylemci sayısının düşmesiyle gerilimin azaldığı belirtilse de bazı kentlerdeki gösteriler o- laylı geçti. Belo Horizonte kentindeki gösteriler sırasında bariyerleri aşarak bir otomobil bayisine taş atan gruba polisin plastik mermi ve göz yaşartıcı gazla müdahale ettiği, Salvador kentindeki gösterilerin de zaman zaman şiddete dönüştüğü belirtildi. Brezilya-İtalya Konfederasyonlar Kupası karşılaşmasının yapıldığı Salvador’ da da 5 bin kadar göstericinin stada yakın bir bölgedeki anayolu kapattığı bildirildi. Polisin müdahale ettiği kalabalığın daha sonra civardaki bir alışveriş merkezinin otoparkına sığındığı ifade edildi. MİLYONLAR PROTESTOYA KATILDI Eylemler sürerken, haftalık E- poca dergisinin Ibope enstitüsüne yaptırdığı anket, halkın yüzde 75’ inin gösterilere
destek verdiğini ortaya koydu. Barışçı başlayan, ancak zaman zaman şiddete dönüşen gösterilerin sona ermesini isteyen kimi Brezilyalılar, Devlet Başkanı Dilma Rousseff’ in önceki gün halka verdiği reform sözlerine bel bağlarken, kimi göstericiler ve gazeteciler bu açıklamaların tatmin edici olmadığını düşünüyor.