Milliyet Australia Turkish Newspaper 23 July 2013 / 88 | Page 3

23 July 2013 Milliyet

AUSTRALIA TURKISH NEWSPAPER

AVUSTRALYA 03

MÜJGAN KİM mujgankim @ milliyet. com. au

Umuda yolculuk

2002 ila 2004 yılları arasında üç botla 69 mülteci deniz yoluyla Avustralya’ ya gelmişken sadece gecen yıl 278 botla 17 bin 202 mülteci gelmiş. Bu yılın ilk yarısında gelenlerin sayısı ise şimdiden 13 binlere ulaşmış. Yapılan kamuoyu araştırmalarına göre Avustralya’ da yaşayıp vergilerini ödeyen vatandaşlar ise hem bu insanların çektiklerini görmekten, duymaktan, botların devrilip çoluk çocuk bazılarının boğulmalarından bıkmışlar hem de kendilerinin, ülkelerinin, çocuklarının geleceğini daha iyi hale getirmek varken vergilerinin bu insanlara gitmesinden şikayet eder hale gelmişler.

Peki bir insan, bir aile herşeyini ardında bırakarak ve ölümü dahi göze alarak o küçük botlarla, balıkçı tekneleriyle okyanusun dev dalgalarında boğuşarak hiç birşeysiz ve kalabileceği garanti bile değilken neden vatan değiştirmek ister? Nedir bir insana bu kadar zorluğu göze aldıran şey? Yerinden, yurdundan, hayatından memnun kişi göç eder mi? Kim göç etmeyi, mülteci olmayı ister ki? Doğduğundan beri bildiği, tanıdığı yerleri bırakabilmek, dost, akraba ve arkadaşlarını ardında bırakıp ve belki bir daha göremeyeceğini düşünebilmek, kendi dilini, kültürünü, gelenek ve göreneklerini rahatça yapabildiği, kendi çöplüğünü bırakıp başka horozların öttüğü yeni bir çöplüğe orada sesinin çok çıkamayacağını bile bile adım atabilmek risklidir, fazlasıyla cesaret ister.
Hazır salınmış, serpilmiş kökleri koparıp hiç tanımadığın yerlere gitmek, oralarda yeniden kök salmaya, tutunmaya çalışmak güçtür ve acı verir insana. Kendini ezik ve ikinci sınıf hissetmek, birşeylerin eksikliği göçmenlerin yüreklerinden bir türlü söküp atamadıkları duygulardır.
Genelde hayatlarından memnuniyetsiz insanlar daha mutlu olabilecekleri, daha iyi yaşayabilecekleri yerlere gitmek isterler. Onlara gidecekleri ülkeyi değişik anlatanlarda var muhakkak. Mesela kapağı buraya attıklarında çalışmadan işsizlikten maaş bağlanacağını, evinin kirasını bile devletin ödeyeceğini, kısa zamanda zengin olacaklarını, buralarda paraların ağaçlarda yetiştiğini, sağlık ve eğitim hizmetlerinin parasız olduğunu, isteyen herkesin istediğini yapabileceğini filan söylüyorlar. Kendi ülkelerinde kötü şartlarda yaşayan bu gariplerde ölümü göze alarak yollara düşüyorlar. Göç kaçınılmaz olunca insanlar da paramparça oluyor. Bir parçaları doğdukları topraklarda kalıyor hep. Bir yandan yeni bir yurda alışmaya çalışırken diğer yandan önceki yurdundan koptuğuna kahroluyor. Ev, şehir değiştirmek bile zorken ülke değiştirmenin binbir zorluğunu yaşıyor hergün.
Botla gelen kişilerin genelde eğitimleri ya da meslekleri yok, bu nedenle devletin onları kabul etmeyeceğini bilerek kaçak yollarla gelmeye çalışıyorlar ama yeni kanuna göre artık vizesiz bu şekilde gelen göçmenler Avustralya’ da istihdam edilmeyecekler ve burada kalma imkanları olmayacak. Bunda buradaki vatandaşların tepki göstermesinin de etkisi var tabi. Vatandaşlardan kesilen vergilerle bu göçmenlere yardım ediliyor olması bazı kişileri kızdırıyor. Bizden daha zor durumda olan, hayatlarını hep fakirlik ve zorluklarla geçirmiş, yaşama bulundukları coğrafya ve ülke şartlarından dolayı zaten yenik başlamış bu insanlara yardım etmeyi istemiyor tuzu kuru olanlar. Üstelik sesi en çok çıkanlarda işsizlikten, erken yaşta malulen emeklilikten, değişik erkeklerden bir kaç çocuk yaparak ya da eşiyle kendini ayrı göstererek, gerçekte bakmadığı halde engelli akrabasına, yaşlı anne babasına bakıyor gözüküp devletten kanunsuz yollardan para alanlar oluyor.
Önemli olan onların gelip bizlerin yardım edip etmemesi de değil bence, önemli olan ve yapılması gereken akıllı ve düşünme yeteneği verilmiş insanlık olarak, dünya olarak eşitsizliği ortadan kaldırmaya, onların bulundukları ülkelerdeki şartları ve tüm dünyayı daha yaşanılabilir hale getirip düzeltmeye çalışmak. Bir insanın başka bir ülkeye göç etme mecburiyeti olma ihtimalini yok etmek. Yani gelecek için umut vermek ki umuda yolculuklar yaşanmasın. Unutmayın dünyadaki yoksulluk fakirleri doyuramadığımızdan değil zenginleri doyuramadığımızdan kaynaklanıyor.

Hırsız sandılar, yılan çıktı...

Avustralya’ da polisin hırsız girdiğini sandığı mağazadan 5,7 metrelik piton yılanı çıktı.
Queensland Eyalet polis yetkilisi Çavuş Don Auld, Ingham kasabasında hayır amaçlı satış yapan bir mağazaya, haneye tecavüz ihbarı üzerine gelen polislerin, binanın çatısında hasar meydana geldiğini ve yerlerin kusmuğa benzer bir sıvıyla kaplı olduğu binanın içindeyse paramparça olmuş durumda eşyalarla karşılaştığını söyledi. Önce, damdan düşen hırsızın kustuğunu sanan polislerin, ertesi gün pitonun mağaza çalışanlarından biri tarafından fark edilmesinin ardından yanıldıklarını anladığını anlatan Auld, çatıdan mağazaya giren pitonun, tavandan aşağıya düştükten sonra kustuğunun sanıldığını kaydetti. Başı küçük bir köpek büyüklüğünde olan 17 kilogram ağırlığındaki piton, polislerce çağrılan bir görevli tarafından yakalandıktan sonra, yakındaki sulak bir bölgeye götürüldü.