TÜRKİYE Milliyet
04 18 June 2013
AUSTRALIA TURKISH NEWSPAPER
CAN DÜNDAR
Milliyet
Dört saatin öyküsü
SÜLEYMAN ÜNAL s. unal @ zaman. az
İnanılmaz bir geceydi. Önceki gece yarısı, Taksim’ in ortasında, heykelin hemen dibinde kurulan piyano, adeta uzayıp giden bir sorunu notaya döker gibi hiç ara vermeksizin melodiler çalıyor, çevresinde gençler dans ediyor, anneler elele vermiş, onlara kol kanat geriyordu.
Az ötede, bir grup genç futbol maçı yapıyor, merdivenlerin bittiği yerde horon tepiliyordu.
Aynı saatlerde iki özel uçakla Ankara’ ya giden sanatçılar heyeti i- le Dayanışma temsilcileri, barış için Başbakan’ la 4 saat sürecek görüşmeye oturmuştu bile... Kız evi, naz evi Görüşmeye 3 bakanıyla ve danışmanlarıyla gelen Başbakan, günlerdir süren görüşmeler maratonundan yorgun düşmüştü. Gergindi.
Heyetteki bir bakanın deyimiyle,“ 10 yıldır hiçbir önemli konuda bu kadar uzun toplantılar yapmamıştı”.
Sanatçılardan biri gerilimi düşürmek için,“ Hayırlı bir iş için geldik. İyi bir netice alıp çıkmayı umuyoruz” diye lafa girdi.
Başbakan’ ın hiç o havada olmadığı, cevabından anlaşıldı:“ Kız evi, naz evidir.”“ Haklısınız Başbakanım”
Aslında bu sanatçılar grubunun daha öncekilerden farkı ve asıl başarısı, görüşmeye direniş temsilcilerini de katması oldu.
Başbakan ilk kez konunun gerçek muhataplarıyla buluştu.
Ve“ Haklısınız Başbakanım” dışında sözler duydu. Sanatçılar doluydu: Görüşme öncesi İstanbul Belediye Başkanı’ nı ve Vali’ yi, sonra da Gezi Parkı’ nı ziyaret etmişlerdi. Taksim’ in, Başbakan’ ın sandığı gibi bir“ terör yuvası” değil, coşkulu bir festival alanı olduğunu biliyorlardı.
Başbakan’ ın Topçu Kışlası inadından vazgeçmesini, eyleme destek veren sanatçıları hedef göstermemesini, kutuplaştırıcı söylemine son vermesini, Park’ a polis müdahalesini aklına bile getirmemesini istiyorlardı. O kadar da değil; Başbakan’ la samimi ilişkisi olan bir sanatçı, özel hayata dair düzenlemeler koymasını eleştirdi ve dedi ki:
“ Bir zamanlar‘ Gidip türbanlarını evlerinde taksınlar’ diyenlerle uğraşıyorduk. Şimdi siz, Gidip içkilerini evlerinde içsinler’ diyorsunuz.” Komplo var Ama Başbakan tepkiliydi. Bir konuda eylemci gençlerle aynı
Boğaziçi’ li akademisyenler katılımcı sayısını hesapladı
Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği’ nden Doç. Dr. Taylan Cemgil, Fizik Bölümü’ nden daha önce CERN deneylerine de katılan Doç. Dr. Erkcan Özcan, Siyaset Bilimi’ nden Doç. Dr. Koray Çalışkan AK Parti’ nin Cumartesi günkü Kazlıçeşme meydanında düzenlediği mitingde kaç kişi olduğunu hesapladı.
Akademisyenler, nasıl bir hesaplama yöntemine başvurduğunu ve vardıkları sonucu şöyle anlatıyor: ' Kazlıçeşme’ de miting alanının bulunduğu arazi 17 hektar, yani 170 bin metrekare. Mitingin hava fotograflarının incelenmesini takiben alana kalabalığı yerleştirdiğimizde miting kalabalığının yaklaşık 125 bin metrekareye yayıldığını söyleyebiliriz. Bu hesaba dev platform ve güvenlik bölümü olarak ayrılmış alanlar dahildir ve o alanlarda da miting gerçekleştiği varsayılmıştır. Mitinglere kaç kişinin katıldığı bilim dünyasında 1960’ lardan beri Kalabalık Yoğunluğu Belirlenmesi yöntemiyle hesaplanmaktadır. Literatürde normal kalabalıklar için iki metrekarede 1 kişi, yoğun kalabalıklar için metrekarede iki kişi, çok yoğun kalabalıklar için metrekareye dört kişi ortalaması kabul görmüştür. MAKSİMUM 500 BİN KİŞİ KATILABİ- LİR Yukarıdaki alan hesabına göre Kazlıçeşme miting alanına çok yoğun kalabalık olarak maksimum yaklaşık 500.000 kişi katılabilir. Miting alanı hava fotografı analizimizde miting a- lanının 60 bin metrekaresinin aşırı yoğun, 15 bin metrekaresinin yoğun ve geri kalanın ise düşük yoğunluklu kalabalığa sahip olduğu görülmüştür. Dolayısıyla AK Parti mitingine en fazla 295 bin kişinin katıldığını söylemek i- sabetli olacaktır.'
Arınç: Burası dingonun ahırı değil
Gezi Parkı eylemleriyle ilgili konuşan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, polisten şikayet edenlerin hep yakıp yıkanlar olduğunu iddia etti ve '' Kusura bakmasın, burası dingonun ahırı değil, hukuk devleti '' ifadesini kullandı. Arınç, göstericilere müdahale için TSK ' dan da yararlanılabileceğini belirtti.
Başbakan Yardımcısı Bülent A- rınç, bir televizyon kanalında Gezi Parkı olaylarıyla ilgili soruları yanıtladı. Arınç, " Bir defa polis sokakta seyyar satıcı değil, güvenlik gücü. Kendisine kanunların vermiş olduğu bütün yetkileri kullanacak. Kimse polisten şikayet etmesin. Polisten kim şikayet ediyor? Her şeyi yakıp, döken, ' her yer benimdir, hiç kimse bana karışmasın ' diyen eylemciler. Kusura bakmasın, burası dingonun a- hırı değil, burası hukuk devleti. Bu hukuk devletinde kimin ne yapacağı kurallarla belirlenmiştir " dedi.
fikirdeydi:“ Bu, ağaç olayı değil; bu, Erdoğan’ ı yok etme olayı...”
Kendisine yönelik bir uluslararası komplo olduğuna, dış güçlerin kendisini yok etmek üzere harekete geçtiğine,“ Gezi olaylarının da bunun bir parçası olduğuna” inanıyordu.
Bir bakanın deyimiyle“ Başbakan yok edilmek isteniyor, sanatçılar sessiz kalıyor“ du.
Erdoğan, Gezi’ deki çevrecilerin iyi niyetine inansa da,“ Cehennemin yolları iyi niyet taşlarıyla döşelidir“ diyordu. Karşı şiddet örnekleri“ Keşke polis şiddetinden dolayı ö- zür dileseydiniz” ricasını,“ Bunlar konutumun önünden geçerken hep bir ağızdan ölen anneme küfür edip duvarlara yazdılar. Oysa benim mitinglerimde kimse için böyle bir terbiyesizlik yapmaz, yapamaz“ diye cevaplarken“ karşı şiddet“ ten örnekler verdi.
Çarşı grubunun içinde“ illegal, aşırı uçlar” olduğunu anlattı.
Hafta sonu yapacağı mitinglerin iptalini isteyenlere,“ Asla. Kampanyamı başlatıyorum. Ama gezi eylemi biterse orada bu konuyu açmam” dedi.“ Yalan mı söylüyorum” Ardından polise yönelik şiddete ilişkin Emniyet’ e hazırlattığı, 17 dakikalık bir filmi izletti. Ağır şiddet görüntüleri içeren film izlenirken,“ Bu şiddeti görmezden geldiniz“ diye sanatçılara serzenişte bulundu.
Sanatçılardan biri, gerilimi tırmandırmamak, kutuplaşmayı artırmamak için bu ve benzeri filmleri kamuoyuna göstermemesini rica etti. Son tartışma Başbakan‘ ın önerileri hazırdı: Yargı kararını beklemek, olmazsa halkoyuna gitmek... Bundan ötesine yoktu. Sona doğru Taksim Dayanışma’ dan gelenlerden birinin“ Bu iş, sosyolojik bir hal aldı“ demesi üzerine hepten gerildi.
Ayağa kalkıp,“ Hepiniz üstüme geliyorsunuz. Sabahın 3’ ü olmuş. 15 saattir buradayım. El insaf“ diyerek gergin toplantıyı noktaladı. Film iptal Bunca gerilimin üstüne, ertesi gün
Başbakanlıktan bir haber geldi:
Başbakan, sanatçıların ricasını kabul etmişti. Polise yönelik şiddete dair film, basına dağıtmayacaktı. Gezi’ nin havası Sabah 3.30’ da sanatçılar heyeti Başbakanlık kapısında açıklama yapılırken, Derya Sazak‘ la Taksim meydanındaki börekçide piyano konserini dinleyerek haber bekliyorduk.
Bir cep telefonunun ekranından izlediğimiz Halit Ergenç‘ in ilk cümleleri umut doluydu.
Derya, o anda“ Yıldırım Baskı” kararı aldı. Başlığı temkinliydi:“ Gezi’ de umutlu son” Sonra sabah 04’ te Gezi Parkı’ na çıkıp nabız ölçtük.“ Gezi“ nin kafası karışıktı. Çevremizi saran yüzlerce genç tartışmaya koyuldu. Bir kısmı,“ Bu baskı ortamı bitene dek eyleme devam kararlılığında olduklarını” söylerken, bazısı“ Alacağımızı aldık“ havasındaydı.
Her kafadan bir ses çıkıyor, her yeni ses, bir öncekinden daha yeni bir talep öne sürüyordu.
Onlara,“ Türkiye’ ye inanılmaz bir eylem örneği verdiklerini, isteklerinin büyük bölümünü kabul ettirdiklerini, sadece parkı değil, özgür bir gelecek ümidini de yeşerttiklerini” anlattım.
Seslerinin bütün dünyadan duyulmuş, Başbakan’ ın direnişin boyutunu anlamış olmasını kutlayarak, kaybettikleri arkadaşlarını anarak, Gezi’ de beton tehdidi bitmezse yeniden buluşmak üzere bu eyleme zafer havasında ara vermelerinin herkese umut vereceğini söyledim.
‘ Son 2 günde Türkiye’ de insanlık suçu işlendi’
Gezi Parkı eylemlerine yapılan biber gazlı müdahaleye tepki gösteren CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, hükümeti hedef aldı. İnce, İstanbul Valisi Mutlu’ yu, Devrik Irak lideri Saddam’ ın“ Kimyasal Ali” sine benzetti.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Gezi Parkı eylemleriyle ilgili olarak Meclis ' te basın toplantısı düzenledi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ' ın, " kamu imkanlarıyla " i- ki gündür meydanlarda olduğunu savunan İnce, şöyle devam etti: " Faşist diktatörler yapar bunu ancak. Kenan Evren ' in de Hitler ' in de referandumu var. Halk hareketine karşı miting yapıp sonra referandumdan bahsetmek, tam diktatörlerin işidir. Gezi Parkı ' nı vatandaşlardan boşaltmak önemli değil Başbakan, önemli olan vatandaştaki gerilimi boşaltmak. Son iki gündür Türkiye ' de insanlık suçu işleniyor. Revirlere müdahale yapılması, kapalı alanlara gaz sıkılması, evlere gaz atılması, insanların otele kıstırılması insanlık suçudur. Kimyasal maddeler kullanıldı. Saddam ' ın‘ Kimyasal Ali ' si vardı, Recep ' in de kimyasal Avni ' si var artık. Kimyasal Avni bilsin ki o güvendiği Recep iktidardan düştüğünde mahkemelerde yargılanacaktır." Türkiye’ de, toplumun yalan üzerinden dizayn edilmek istendiğini ileri süren İnce,“( Camide bira
GÖSTERİLER NE ZAMAN BİTE- CEK? Taksim Gezi Parkı olaylarının ne zaman biteceğinin sorulması ü- zerine ise Arınç, olayların başladığı günden bu yana geçen süreci hatırlattı. Bu süreç içinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ ın olaylarla yakından ilgilendiğini,“ ben olayın tarafıyım” diyen herkesi davet ederek, görüştüğünü dile getiren Arınç, bu görüşmelerden de yargı kararının bekleneceği, artık eylemlerin bitirilmesi yönünde o- lumlu yaklaşımlarla sonuçlandığını bildirdi. Ancak uygulamanın böyle gerçekleşmediğini belirten Arınç,‘ Sorun sadece Gezi Parkı değil’ diyenlerin, Gezi Parkı’ ndan hükümeti yıkma teşebbüsü ve güçlü bir hareket meydana getirmeye çalışanların veya sokakları işgal ederek hükümete karşı direnmeyi kendilerine yol olarak seçenlerin, eylemi devam ettirmeyi seçtiğini ifade etti. Parka müdahalenin ardından marjinal grupların polisle çatışmaya girdiğini, ancak güvenlik güçlerince dağıtıldıkların aktaran Arınç, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ nin de Gezi Parkı’ nı düzenleyerek, ağaçlandırma çalışması yaptığını söyledi.
içtilar, bayrak yaktılar...) Lanet olsun bunları yapanlar varsa. Kınıyoruz tabii ki. Başbakan’ ın görevi bunları konuşmak değildir, bunları kim yaptıysa bulmaktır” dedi. Polisin, Divan Otel’ i önünde, göstericilerden olduğu için türbanlı bir kadını copladığını dile getiren İnce,“ Başbakan, Kabataş’ taki türbanlı kadını savunuyor a- ma Divan Oteli önündeki türbanlı kadını savunamıyor. Memleketi mezhep olarak böldün, türbanlı kadınları bile ikiye böldün. Senden yana olursa düzgün, senden olmazsa tu kaka” diye konuştu.
İstanbul’ un bir günü
16 Haziran Pazar günü İstanbul’ da üç farklı ortam vardı. Birincisi, günlerdir devam eden“ gezi parkı” protestosu ve sonu şiddete vardırılan sokak eylemleriydi.
Çevreci olanların iyice azınlığa düştüğü, Türkiye’ yi karıştırmak isteyen terör örgütlerinin fırsatı değerlendirmek için tüm güçlerini kullanmaya çalıştığı İstanbul’ da, Taksim dışında diğer ana merkezlerde de polis ve eylemciler arasında çatışma yaşanıyordu. Günlerdir olaylardan uzak durmak isteyen halkın, İstanbul’ un sakin yerlerinde Pazar günlerini geçirmek istedikleri görüldü. Yani, Taksim’ de meydana gelen olaylar bölge dışındaki halkın aslında pek de umurunda olmadı. Deniz kenarındaki veya diğer yeşillik alanlarda klasik piknik yapanların manzarası görülüyordu.
Bir gazete muhabiri,“ Türkiye, İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerde Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar böyle manzaraların sık sık görüleceği söyleniyor, devam eder mi?” diye sordu.
Soruya verdiğim cevapta, daha önceki yazılarımda dile getirdiğim gibi, bu zamana kadar yapılan Cumhurbaşkanlığı veya kritik seçimlerden önceki i- ki yılın maalesef hep olaylı geçtiğini hatırlattım.
Türkiye’ deki bazı seçimlerde, anarşi ortamı varsa zaten bir şey yapmalarına gerek olmuyor, o kargaşa ortamında bazılarının istediği oluyordu. Ortam sakinse ses bombası falan atılıarak veya hayali irtica vs. çıkarılarak arzu ettikleri şekilde yönlendirmeye çalışıyorlardı. Şimdilerde ise, teknoloji gelişti, mobese kameraları, cep telefonları ve diğer imkânlar çıkınca eskisi gibi provokatörlük yapmak kolay olmuyor.
Eskiden, kendilerine sağlanan ayrıcalık sebebiyle herhangi bir iz bırakmadan olay mahallinden uzaklaşıyorlardı. Daha sonra kim olduklarını söyleseler bile hemen serbest bırakılmamaya,“ tutanak tutulmaya” ve kim oldukları duyulmaya başlandı. Üstelik hapis cezası da almaya başlayınca klasik metotlarından vazgeçtiler.
Ortalığı karıştıranların, eskiden hapis cezası alsalar bile ön kapıdan girdikleri görülürdü ama hapishanedeki durumları bilinmezdi. Tahliye günü gelince kahraman olarak yeniden eski karıştırma vazifelerine başlarlardı. Şimdi, hapse girişleri gibi hapishanede ne yaptıkları, nerede kaldıkları, yeme ve içmelerini herkes biliyor. Tahliye olurken de aynı şekilde ne durumda oldukları görülüyor.
Klasik metotların işe yaramadığını görenler artık interneti yoğun kullanmaya çalıştılar. Beyaz, gri, sarı veya diğer renklerde gruplandırdıkları isimlere mensup olanlar, en az riskli olarak gördükleri internet ortamında harekete geçtiler.
Son gezi olaylarıyla birlikte, Cumhurbaşkanlığı seçimi, Kürt meselesinin çözümü ve uluslar arası güç dengeleri, küresel ekonomi lobisi ve başka hesapları olanlar, fırsatları ortaklaşa değerlendirmeye çalışıyorlar.
İstanbul’ da Pazar günü ikinci kalabalık ortam AK Parti tarafından Kazlıçeşme’ de yapılan miting oldu. Yüzbinlerce insanın katıldığı mitingde, halk herhangi bir gürültü veya rahatsızlık yapmadan alana gelerek Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ ı dinledi ve sakin şekilde dağıldılar. Erdoğan,“ Sandıktan başka yol arayanlara geçit yok” dedi. Başbakan yaptığı konuşmada, gezi parkı bahanesiyle Türkiye üzerinde bir oyun oynandığını belirtti ve bu oyunda rol oynayan çevrelerden hesap soracağını ifade etti. Başbakan’ ın bu sözleri, özellikle Ankara’ da iktidar çevresine fısıldanan“ Artık, eski darbe heveslileri kalmadı” gibi lafları edenlere mesaj oldu denilebilir.
İstanbul’ daki üçüncü kalabalık ortam ise 140 ülkeden yarışmacıların katıldığı 11. Türkçe Olimpiyatları’ nın kapanış töreninin yapıldığı Atatürk Olimpiyat Statı’ nda görülmeye değerdi.
80 bin kişilik stada 250 bin kişi gelince onbinlerce insan, stad dışına kurulan dev ekranlardan gösteriyi izledi. 20 yıl önce söylenen“ Gün gelecek stadlara sığmayacaksınız” sözlerini, bu kalabalıkla birlikte yeniden dinleyenler, duygulandı. Stadın dolacağı öncesinden belliydi. Çünkü, bizim gibi yurtdışında yaşayan gazetecilere, stadyuma önceden gelmemiz gerektiği hatırlatılmıştı. Nitekim bazı arkadaşlarımızın çok arzu etmelerine rağmen kapanış törenini stad dışında seyretmek zorunda kaldıklarını öğrendim.
Türkçe Olimpiyatlarının kapanış törenlerine katılan Başbakan Erdoğan’ ın, burada yaptığı konuşmada,“ Bize, çirkinlikler arasında güzeli gösterdiniz” sözleri dikkat çekiciydi.
Atatürk Olimpiyat stadında kapanış törenleri sırasında ve bittikten sonra yüzbinlerce insan herhangi bir rahatsızlık vermeden evlerine dağıldılar. Onlar evlerine giderken, yarışmaya katılmak için 140 ülkeden gelen çocuklar, kısa sürede arkadaş olduklarına sarılarak ve ağlayarak veda ediyorlardı.
İstanbul, bir günde bunları yaşadı.
AVUSTRALYA SYDNEY, MELBOURNE ' DE YAŞAYAN TEKNİK RESSAM ABİM İSMAİL ORHAN ERYILMAZ ' IN VEFATI SONRASI, TÜRKİYE ' DE YAPILMASI GEREKEN ÖLÜM VERASETİ VE MİRAS İŞLERİNİ HALLEDEBİLMEM AMACIYLA; AYŞE ERYILMAZ, FEYRUZ ERYILMAZ, CEM ERYILMAZ ' A ULAŞMAM GEREKMEKTEDİR. TANIYAN KİŞİLERİN BU KONUDA YARDIMCI OLMALARINI ÖNEMLE RİCA EDERİM.
FEVZİ KEMAL ERYILMAZ + 90 537 254 42 76 / + 90 216 483 46 35 / nalan. saricicek @ tst-tamsan. com