Milliyet Australia Turkish Newspaper 18 June 2013 / 83 | Página 3

18 June 2013

Milliyet

AUSTRALIA TURKISH NEWSPAPER

GÜNDEM 03

MÜJGAN KİM mujgankim @ milliyetweekly. com. au

Soykırım yalanına geçit vermeyiz

Ayarımızı bozdular

Geçtiğimiz hafta sonu Melburn Exhibition Center’ da yemek ve şarap festivali vardı. Birçok yemek stantlarının yanı sıra değişik ülkelerin yemeklerinin satıldığı yerlerde gözüme çarptı. Dağıtılan kitapçıkta ise normalde üstünde durmayacağım ama bugünlerde ki hassasiyetimden dolayı başka bir gözle bakıp hissettiğim bir cümle dikkatimi çekti. Global düşünün, deneyin, saygı gösterin diyordu. Tabi onlar birbirimizin yemeklerine, çeşitliliğe karşı saygı amacıyla yazmışlardı ama bunu her alana genelleyebiliriz, genellemeliyiz diye düşünüyorum.

Bizler çok kültürlü bir ülkede yaşıyoruz. Eğer küçük ve sadece sizden olan bir çevreye takılıp kalmadıysanız etrafınızda değişik insanlar göreceksinizdir bu ülkede. Kültürleri gelenekleri farklı, dilleri farklı, dinleri farklı, bazen kılık kıyafetleri farklı, düğünleri cenazeleri farklı, yemekleri farklı insanlar yaşıyor burada ve tüm dünyada. Mesela karşıdaki uzun elbiseli, çocuğu türbanlı Hintli komşudan baharatlı yemek kokuları, onun yanındaki Çinli komşudan sarımsaklı yemek kokuları, yandaki Avustralyalı komşudan barbekü kokuları, öbür yandaki Yunan komşudan çevirme kokuları geliyor. Kimisininkini yiyebiliyorum, kimisininkini tadamıyorum bile. Aynı bazı arkadaşlarımın yoğurdu tuzlu düşünemedikleri için milli içkimiz! ayranımızı içemedikleri gibi. Düğünlerinde erkeklerin etek giydikleri İskoçyalı, takke giydikleri Yahudi arkadaşım da var, cenazesi toprağa ayakta gömülen adalı arkadaşım ya da yakılıp kül olmayı tercih eden Hintli de var. Ama herkes birbirine saygılı yaşıyor ve kimse birbirinin ayarlarıyla oynamıyor, değiştirmeye, kendine benzetmeye çalışmıyor.
Yiyemediğim halde bana zorla ballı tavuk yedirmeye, içemediği halde başkasına zorla ayran içirtilmeye kalkışılırsa, istemediği halde üç çocuk için, kürtaj sezaryen için diretilirse, kırmızı ruj sürdü, eteği kısaydı diye yasaklar getirilmeye çalışılırsa, arkadaşının elini tuttu, şort giydi diye bir insan ahlaksız ilan edilirse, her içki içen alkolik, her başı açık kadın satılık kadın diye düşünülürse nerede kalır bizim insan sevgimiz, bizim birbirimize saygımız, yaratandan ötürü yaratılanı sevişimiz? Ne zaman insanları değiştirmeye başlar, onların özgürlüklerine ve kendilerine saygı duymaz dünyayı kendinden ibaret zannedersin işte o zaman sorunlar başlar, barış içinde yaşayamaz olur, birbirinin yalnızca kötü taraflarını görürsün. Sadece kendinin iyi olduğunu, kendi yemeğinin en iyisi, kendi kültürünün en güzeli olduğunu iddia edersen ve her millette aynı şekilde düşünmeye başlayıp üstünlüklerini kanıtlamaya kalkışırsa ve hatta bunun için zor kullanırsa barış içinde yaşayan çok kültürlü ülke mi kalır ya da barış içinde yaşayan dünya mı kalır? Tam tersine orada kargaşa çıkar, orada anlaşmazlık olur, orada özgürlükten demokrasiden bahsedilemez artık, hatta savaşlar çıkar ki masum protestoları mumla arar hale geliriz.
İşte çözüm çok basitken yani sadece birbirine saygılı olmak yeterliyken bu saygıyı birbirlerinden esirgeyenleri anlayamıyorum ben. Başkalarının da hakkı olduğunu, onların da insan olduğunu düşünemeyenleri anlayamıyorum. Hele hele bu ülkede, Avustralya’ da yaşayıp, bu ülkenin tüm modernliğinden, tüm haklarından, tüm gelişmişliğinden, bütün özgürlüklerinden yararlanıp kendi vatanındaki yasaklara sahip çıkanları, kendi ülkesindeki dayatmalara, diktatörlüğe sahip çıkanları, kendi ülkesindeki özgürlük karşıtlığına sahip çıkanları, kendi ülkesindeki Kürt Türk, Alevi Sünni, kapalı açık ayrımcılığını burada da sürdürmeye çalışanları hiç mi hiç anlayamıyorum. Bunları çok istiyor ve destekliyorsanız neden böyle modern ve özgür bir ülkede ve üstelik bu ülkenin hiç bir zaman sizin istediğiniz şekilde olmayacağını bile bile yaşamayı tercih ediyorsunuz? Bazı gençlere bakıyorum kendileri gece kulüplerinde ellerinde biralarla ama ülkesindeki içki yasağının ateşli savunucusu; süslü, açık, özgür, modern yabancı kızlarla birlikteler ama ülkesindeki ruj, etek boyu, kürtaj, ahlak yasaklarının önde gelen savunucusu. İnsanların ayarlarıyla oynayıp bozmaya, insanları değiştirmeye çalışanlar; olmuyor bu çifte standartla olmuyor. Unutmayın ayarını bozduğun kantar gün gelir seni tartar demiş bizim atalarımız.
NSW Parlamentosu’ nun Ermeni, Süryani ve Yunan Sözde Soykırım kararını kabul etmesine karşı 16 Haziran Pazar günü binlerce kişi NSW Parlamentosu önünde büyük bir protesto gösterisi düzenlendi. NSW’ de bulunan Türk sivil toplum kuruluşları, dernek ve vakıfların katılımıyla düzenlenen protesto gösterisine yaklaşık 2000 kişi katıldı.
Birinci sayfadan devam
Protesto gösterisine katılanlara hitaben bu gösteri yürüyüşüne destek veren sivil toplum örgütleri ve dernek yöneticileri kısa birer konuşma yaparak NSW Parlamentosu’ nun almış olduğu bu yanlış kararı kınadıklarını ve bu konuda demokratik platformda her türlü mücadelenin yapılacağını söylediler. Yapılan konuşmalarda Ermeni, Süryani ve Yunan sözde soykırım kararına karşılık Türkiye ve Avustralya’ nın Çanakkale’ den gelen dostluğuna vurgu yapıldı ve 2015 yılında yapılacak olan 100. yıl törenlerine kadar çalışmalara devam edileceği açıklandı. NSW Parlamentosu önünde çeşitli sloganların atılmasından sonra kortej eşliğinde Hyde Park’ a doğru yürüyüşe geçildi. Bu sırada NSW Polisi yolu trafiğe kapatarak güvenlik önlemleri aldı. Yaklaşık 30 dakika süren bir yürüyüşten sonra Hyde Park’ a gelen göstericiler burada da çeşitli sloganlar atarak sözde Ermeni soykırım tasarısını kınadılar. Hyde Park’ ta açılan bilgilendirme masalarında Avustralyalılara bu konu hakkında bilgiler verildi ve Avustralyalılardan imza kampanyası için imzalar toplandı. Gösteri herhangi bir o- lumsuz olay olmadan bitti. Protesto gösterisi sonunda görüşlerini aldığımız birçok vatandaşlarımız böyle bir milli davada farklı görüşlere sahip birçok sivil toplum kuruluşunun bir araya gelmesinden dolayı duydukları memnuniyeti dile getirdi. Öte yandan birçok kuruluşun desteklediği bu mitinge katılımın çok daha fazla olması gerektiği, özellikle Avustralya’ da doğup büyüyen gençlerin bu konuda daha fazla duyarlı olması gerektiğinin altı çizildi.