Milliyet Australia Turkish Newspaper 11 June 2013 / 82 | Página 5

Reklamlarınız için
11 June 2013

Milliyet

AUSTRALIA TURKISH NEWSPAPER

GÜNDEM 05

SÜLEYMAN ÜNAL s. unal @ zaman. az

Herkesin dersi kendine

Taksim’ de“ gezi parkındaki ağaçların kesilmesine engel olacağız” diyerek başlayıp daha sonra tüm Türkiye’ ye yaygınlaştırılmaya çalışılan olayların, herkesin“ ders alabileceği” noktanın çok ötesine seyretmesi sağduyulu insanları huzursuz ediyor.

Gezi parkı tepkisini fırsat bilerek, olayları tüm Türkiye’ de kaos ve kargaşa çıkarmak şeklinde yaygınlaştırmak isteyenlerin etkili oldukları kesimleri harekete geçirdikleri fark edildi.
Bir müddettir“ uyuyan hücre” gibi sessiz çalışan iş, politika, sanat ve tabi medyadaki aktörleriyle, büyük bir fırsat yakaladıklarını düşünerek tüm gücüyle Türkiye’ yi germeye çalışanlar“ eski Türkiye değil” diyorlar ama aslında onlar için de, herkes için de Türkiye eski Türkiye değil.
Mesela, politikacılardan bazılarının son olaylardan kendileri için rant elde etmeye çalışması, sandıktan iktidar veya güçlü parti olarak çıkamayacaklarını düşünerek ellerini ovuşturması eskiden de vardı. Bu yüzden her on yılda bir yapılan darbelerin arka planında bazı sivillerin askerleri durmadan“ Ne zaman memleketi kurtaracaksınız?” diye tahrik ettiklerini biliyoruz. İhtilal veya darbe yapan askerlerin hatıralarında kendilerine yapılan böyle telkinlerin ve tahriklerin boyutlarını görmek mümkün.
Şimdi artık asker ortada görünmüyor, askerden umudu kesenler de farklı yollar denemek zorunda kaldılar. Ergenekonun sınırlı da olsa dizginlenmesi, teknik imkânlar ve Anadolu insanının görev yaptığı alanların ve sayılarının artması gibi olumlu gelişmeler askerleri kışkırtanların işini zorlaştırdı. Aynı zamanda, Türkiye’ yi demokrasi ortamından çıkarıp kargaşaya sürüklemek isteyen“ eski derin devlet anlayışının” bundan sonra daha profesyönel yolları deneyeceği son gezi parkı olaylarından sonra iyice anlaşıldı.
Geçmişteki gibi, kısa sürede oturduğu yerden bir gecede halkın cebinden milyonları kasasına indirmek isteyen, mevcut Türkiye’ nin ekonomi, sosyal ve diğer alanlardaki gelişmesini beğenmeyen işadamlarından bazıları da son olayları fırsat bilerek harekete geçtiler. Borsa gibi hassas dengeler sarsılsın diye beklediler. Ellerindeki imkânları, çok açıktan değil ama olayların büyümesi ve özellikle dış dünyada Türkiye aleyhine olması için kullanıyorlar. Oysa bu insanlar son on yıl içinde de çok kazandılar fakat eskisi gibi ülke yönetiminde söz sahibi olamamaktan rahatsızlardı.
Sanat dünyası ise yıllarca sol kökenli anlayışın hakim olduğu alan olduğu için en kolay harekete geçirilen kesim oldu. Gerçi sanatçılar arasında darbeler zamanında yaşanılanlardan ders alanlar, olayların masum“ gezi parkına sahip çıkma” dışına çıktığını görünce, destek vermemeye başladılar. Aynı şekilde spor dünyası da gelişmeler karşısında“ kullanılmak istemiyoruz” diyerek açıklamalar yaptı.
Türkiye’ de son on gündür meydana gelen olaylardan en fazla“ zevk alanlar” arasında bir kısım medyanın olduğu dikkati çekiyor. Medya patronlarının aynı zamanda farklı alanlarda işlerinin olması sebebiyle bir müddettir susan bazı çalışanlar, gezi parkı olayının büyümesi ve provokatif eylemlerle devamlı gündemde tutulması için elinden geleni yapma gayretinde oldular. Facebook, tweetter, internet siteleri vasıtasıyla gazetelerinde yazamadıklarını oralarda yazmaya çalışan medya çalışanlarından bazılarının,“ istediğimizi yazarız” anlayışı eski günlere özlemlerini hatırlatıyor. Eskiden muhafazakar kesimle alakalı yalan haberlerinden dolayı tenkit dahi edilemiyor, hatta ödül bile alıyorlardı.
Bazı gazetelerin internet siteleri ise basılı gazetelerinde görülmeyen haberlerin altına yerleştirdikleri provokatif yorumlarla olayların artmasına çalışıyorlar. Olayların içinde olanlarla ilgili olumsuz haber, yazı veya fotoğraf kullanılmazken, eylemcilerden farklı düşünen sanatçı, politikacı veya sıradan vatandaş aleyhine her türlü hakeret içeren yayınları, yorumları veya düşünceyi ve yalanı aktarmakta sakınca görmüyorlar. Üstelik bunun adına da“ gazetecilik böyle olur” diyorlar. Birkaç yıl önce,“ halk” için“ bidon kafalı” diyen“ gazeteci” kimlikliler, son olaylarda“ halk” kavramını göklere çıkarmaya çalışıyorlar.
Bugünlerde yaşananların farklı bir benzerini Türkiye gördü aslında. Cumhuriyet mitingleri yaparak, muhafazakâr bir Cumhurbaşkanı seçtirmemek için her yerde harekete geçenlerin istedikleri olmadı, aksine o vesile ile Türkiye bazı özgürlük düzenlemelerinin kısa zamanda yapılması gerektiğini anladı. Neticede, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül seçildi ve ayrıca gelecek seçimin halk tarafından yapılması referandumla netleşti.
Son olaylardan sonra, ülkeyi yönetenler başta olmak üzere aklıselim sahibi herkes“ derin güçlerin” derinde kalmadıklarını gördüler. Fırsat gözleyenlerin en masum hareketi veya tepkiyi kendi lehlerine çevirmek için her yolu mübah saydıklarına bir kere daha şahit olundu.
Türkiye, bu zamana kadar çok şeyleri atlattı, bunları da atlatır inşallah. Önemli olan bu olaylar vesilesiyle hiçbir şeyi küçük görmeden dersler alınmış olsun …

Reklamlarınız için

0412 896 091 0404 485 066

Örgütler“ Gezi” yi ele geçirdi

Bazı sol örgütlerin Taksim’ i bayraklarıyla donatıp meydanın çevresine barikatlar kurması eylemci kitlesini rahatsız etti. Aydın ve yazarlar, bu sol grupların Gezi Parkı eylemini anlamadığını düşünüyor.
Polisin Gezi Parkı’ ndan çekilmesinin ardından Taksim’ de karnavalları andıran görüntüler oluştu. Toplumun her kesiminden binlerce insan gün boyu Gezi Parkı’ nda düzenlenen etkinliklere katılıyor. Parkta tango gösterileri de var yoga dersleri de. Diğer yandan çeşitli radikal sol ve sosyalist çevreler de meydanı pankart ve flamalarıyla donattı. Bazı gruplar ise meydanın çevresine barikatlar kurarak yüzleri maskeli ve elleri sopalı mensuplarını barikatların önüne dikti. Sosyalist grupların meydandaki varlığı Gezi Parkı’ ndaki renkli kitle tarafından tepkiyle karşılanıyor. Yazar ve gazeteciler, meydanda militarist bir görünüm sergileyen sosyalist çevrelerin Gezi Parkı’ ndaki direnişi hiç anlamadığı görüşünde. Birikim Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ö- mer Laçiner: Taksim Meydanı’ na örgütsel pankart asan ve kendi damgalarını vurmaya çalışanlar en az hükümet kadar bu o- layın aslı mahiyetinden uzaklar. Hükümet nasıl burada olayın sosyolojik temellerini büyük bir gayretle görmezden geliyorsa buradaki insanlar da bu çok özel hareketi görmezden geliyorlar, ihmal ediyorlar. Eylemleri kendi siyasi örgütlenmeleri için kullanıyorlar. Buradaki insanlar iktidarı ele geçirmek gibi bir amacı yok bir değer siyaseti sürdürüyorlar. Bu örgütlerin tavırları Gezi’ deki yeni akıma zarar verir. Gezi’ de bu yeni akımı başlatanların o örgütlerin damgasını vurma çabasından rahatsız olacaklarını düşünüyorum. Ufuk Uras: Eski Türkiye ve yeni Türkiye Gezi Parkı’ na da yansıyor. Bu yüzden siyaseten oraya gelip puan toplamaya çalışan e- ğilimler oradaki o nabzı tutamıyor. Maalesef ilk başta başlayan ekibin barışçıl, sivil uyarılarına kulak asmıyorlar. Halbuki Gezi Parkı Hareketi’ ni hareket yapan oradaki bu yenilikçi unsur. Geri kalanı buradan yararlanmaya çalışan bildiğimiz oportünist, pragmatik geçmiş döneme ait siyasi unsurlar. Gazeteci Yazar Taha Akyol: Özellikle toplumsal desteği olmayan marjinal gruplar bu tür ideolojik ve örgütsel gösterilerle Taksim’ deki gerçek, modern protesto niteliğinde hareket yapan insanların eylemlerine gölge düşürüyorlar. Gerçek halk hareketi diyebileceğimiz hareket bu tür ideolojik davranışlardan rahatsız oluyor. Taksim Dayanışması Bileşenleri: Taksim Dayanışmasında şöyle bir karar alındı bütün guruplar için mümkün olduğunca temsil düzeyinde katılım sağlanması, siyasi partiler, dernekler, meslek örgütleri, sendikalar olabilir herkesin temsiliyet düzeyinde yer alması ve genel olarak koordinasyonun sağlanması ve bunun bir halk hareketi olduğunun vurgulanması yönünde.

Bülent Arınç: Birilerinin bizi silkelemesi lazım

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç,“ İstanbul’ da biraz ötede başka duygular içinde olan topluluklar var. Onlar da kendilerince tatmin oluyorlar. Sloganları var, sosyal medyadan paylaştıkları var. Birilerinin bizi u- yarması, silkelemesi lazım. Ne yapıyoruz, nasıl yapıyoruz? Her yaptığımız işin veya yapamadıklarımızın hesabını vermek çok önemli " dedi.

Gezi eylemine sessiz kalan 4 il

İçişleri Bakanı Muammer Güler ' in Gezi Parkı protestolarının 77 ilde eylemlere sebep olduğunu açıklaması, eylemlere katılmayan dört ilin hangi iller olduğu sorusunu gündeme getirdi.
Akşam gazetesi, " Gezi Parkı " eylemlerine ses vermeyen illerin Şırnak, Bingöl, Bitlis ve Muş olduğunu tespit etti. Bu illerin AK Parti ve BDP ' li vekileri neden Gezi eylemlerine destek verilmediğini yorumladı. AK Parti Şırnak Milletvekili Mehmet Emin Dindar ve Bingöl Milletvekili Eşref Taş, " Vatandaş çözüm sürecinin zarar görmesinden korkuyor. Bir de 90 ' lı yıllarda terör nedeniyle asker orman yaktı, köy yaktı... Neden Batı ' daki insanlar o zaman tepki göstermedi, sokağa dökülmedi diyor " yorumunda bulundu. BDP Muş Milletvekili Demir Çelik ise bir kısım marjinal grupların Gezi Parkı eylemleri üzerinden çözüm sürecine karşı duruş ortaya koymalarından dolayı mesafeli durma kararı aldıklarını söyledi. AK Parti Bitlis Milletvekili Vedat Demiröz de, " Vatandaşlarımızın yüzde 96 ' sı, Bitlis de dahil, çözüm sürecine destek veriyor. Barış ortamını görüce bu tür şeylere prim vermiyor " dedi.
Akabe Vakfı tarafından düzenlenen“ Hıtamuhu Misk-Esmai Hüsna” programında konuşan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Gezi Parkı eylemleri konusunda“ Birilerinin bizi u- yarması, silkelemesi lazım. Ne yapıyoruz, nasıl yapıyoruz? Her yaptığımız işin veya yapamadıklarımızın hesabını vermek çok önemli” dedi. Arınç, Kuran okunmasıyla başlayan programda Gezi Parkı protestoları hakkında şunları ifade etti:“ Böyle bir toplantı Türkiye’ nin de içinde bulunduğu ortamda ne ifade ediyor diye aklıma geldi. Düşününüz ki hemen İstanbul’ da biraz ö- tede başka duygular içinde o- lan topluluklar var. Onlar da kendilerince tatmin oluyorlar. Sloganları var, sosyal medyadan paylaştıkları var. İnandıkları yaşam tarzı içerisinde onları mutlu eden olaylar var. Bir başka yerde çatışma var, kavga var, nefret var. Birbirlerinin boğazlarına sarılıyorlar. Bir başka yerde bütün bunlardan habersiz yaşayan insanlar var. Ama biz buraya geldik, burayı tercih ettik. Buradan hepimizin alacağı çok büyük dersler var. Günlük meşgaleler içerisinde, bugün kulluk vazifelerimizi hatırlayabilirsek hepimiz için dünya ve ahret saadetine vesile olacak. Olayları anlamak i- çin buna ihtiyacımız var. Birilerinin bizi uyarması, silkelemesi lazım. Ne yapıyoruz, nasıl yapıyoruz? Her yaptığımız işin veya yapamadıklarımızın hesabını vermek çok önemli.” Kendimize gelelim Yaşanan olayların insanları kendilerine getirmesi gerektiğini söyleyen Bülent Arınç,“ Böyle sohbetleri, kitapları o- kumalı ve dinlemeliyiz. Biz kimiz, ne yapıyoruz, nasıl yapıyoruz, yapmadıklarımız var mı, mevki makam peşinde miyiz, birilerinin bizi sarsması lazım” dedi.
İDRİS MUSLU idris @ milliyet. com. au

Serbest ticaret anlaşmaları

Serbest Ticaret Anlaşmaları( STA) özellikle gelişmiş olan bir çok ülke tarafından önemsenmektedir. Ülkeler arasındaki ticaretin artış göstermesine ve aynı zamanda söz konusu ülkeler arasındaki ilişkilerin gelişmesine katkı sağlamaktadır. Bu bağlamda bir çok ülke potansiyel ve stratejik olarak kendi ülkesine yakın görmüş olduğu ülkeler ile Serbest Ticaret Anlaşmaları gerçekleştirme yolunu tercih etmektedirler. Türkiye ve Avustralya arasında imzalanmış olan herhangi bir STA’ nın olmaması bir eksiklik olarak görülmelidir. Her iki ülke arasındaki ticaretin belirli bir seviyenin üzerine çıkamamasının nedenlerinden birisinin de STA’ larının olmaması olarak değerlendirebiliriz.

Türkiye, sadece Avrupa Birliği’ nin STA müzakereleri yürüttüğü ülkelerle STA imzalayabilmektedir. T. C. Ekonomi Bakanlığı’ nın internet adresinden elde edilen bilgilere göre“ Bugüne kadar, AB üyelikleri nedeniyle STA’ ları feshedilen 10 adet Merkezi ve Doğu Avrupa ülkesi hariç, 19 ülke ile STA imzalanmıştır( EFTA, İsrail, Makedonya, Hırvatistan, Bosna ve Hersek, Filistin, Tunus, Fas, Suriye, Mısır, Arnavutluk, Gürcistan, Karadağ, Sırbistan, Şili, Ürdün, Lübnan, Morityus ve Güney Kore). Söz konusu STA’ lardan, Lübnan ile imzalanan Anlaşma dışındaki 18 ülke veya ülke grubuyla STA’ ları yürürlükte olup, Lübnan Anlaşması taraflarca iç onay sürecinin tamamlanmasının ardından yürürlüğe gireceği belirtilmiştir. Güney Kore ile imzalanan STA 1 Mayıs 2013 tarihinde, Morityus ile imzalanan STA ise 1 Haziran 2013 tarihinde yürürlüğe girmiştir.” Bu anlaşmaların imzalanmış olması ülkemiz açısından güzel gelişmelerdir. Az önce belirtmiş olduğum ülkeler içerisinde STA’ mızın olduğu tek komşu ülkemiz olan Suriye ile olan Serbest Ticaret Alanı Tesis Eden Ortaklık Anlaşması 6 Aralık 2011 tarihinde askıya alınmıştır. Sanırım bu askıya alınma nedenini bir çok okurumuz çok iyi bir şekilde tahmin edebiliyordur ve o yüzden açıklamaya gerek yok diye düşünüyorum.
Diğer taraftan, Avustralya’ nın şu an için yürürlükte olan STA’ larının sayısı 7 olarak belirtilmektedir. Yeni Zelanda, ABD, Tayland, Singapur, Şili, Malezya ve ASEAN ülkeleri ile STA’ ları bulunan Avustralya, toplam dış ticaretinin yaklaşık % 28’ lik bir kısmını bu ülkeler ile gerçekleştirmektedir. Ayrıca Avustralya’ nın şu an görüşme aşamasında olduğu STA’ ların sayısı ise 9’ dur.
Genel olarak STA’ ların ülke ticaretinde sadece ekonomik açıdan değil kültürel ve sosyal açıdan da ülkeler arasında yakınlık sağladığını görüyoruz. İki ülke arasındaki karşılıklı yatırımların ve ticaretin artmasında öne çıkan STA’ ları bir çok ülke ciddiye almakta ve özellikle komşu ülkeler ile arasındaki ilişkileri hem ticari hemde siyasi anlamda yakın tutmaya tercih etmektedir. Sevgiyle kalın, Çocukluğumuzdaki en güzel şarkılardan birisi olan“ Tohumlar Fidana, Fidanlar Ağaca, Ağaçlar Ormana Dönmeli Yurdumda, Bir Tek Dal Kırmadan, Ormansız Kalmadan, Her insan bir Fidan Dikmeli Yurdunda” diyerek herkesi kucaklıyor ve selamlıyorum.

Müzakereler kilitlendi

Hükümet ve Taksim Dayanışması arasında yapılan müzakereler kilitlenme aşamasına geldi. Uzmanlar kışla yerine plaket koymayı önerdi. Kadir Topbaş ise kışla için yeni proje açıkladı.
Taksim Dayanışması ile çözüm için görüşme yapan hükümet heyeti netleşti. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ ın da katıldığı görüşmelere AKP Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Darbeleri Araştırma Komisyonu Başkanı Nimet Baş katıldı. Görüşmelerde Taksim Dayanışması’ ndan alınan öneriler AKK MYK toplantısında Başbakan Erdoğan’ a iletildi. Gezi Parkı’ na Topçu Kışlası’ nın yapılmaması için mücadele eden mimarlar, şehir plancıları, akademisyenler ve sanatçıların olduğu 85 kurumun yer aldığı Taksim Dayanışması hükümet temsilcilerine Gezi Parkı’ nda çözüm önerilerini anlatıyor. Önceki gün AKP Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Eski Bakan ve Darbeleri Araştırma Komisyonu Başkanı Nimet Baş ve Kadir Topbaş’ ın olduğu heyet Taksim Dayanışması’ ndan davet ettikleri üç temsilciyle görüşmeye başladı. Fikir ve talepleri alındı İlk görüşme Numan Kurtulmuş ve Kadir Topbaş’ la yapıldı. Bu görüşmede temsilcilerin şehir ve mimarlık konusundaki fikirleri, talepleri ve çekinceleri alındı. Temsilciler de toplantıda başta Gezi Parkı projesi olmak ü- zere tartışma konusu olan projelerle ilgili fikirlerini iletti. Görüşmede Topbaş’ ın olaylardan rahatsızlığını belittiği de ifade ediliyor. Dün öğle saatlerinde yapılan ikinci görüşme ise Sadullah Ergin ve Nimet Baş’ la gerçekleştirildi. Ergin ve Baş, temsilcilerle polis şiddetini, gaz kullanımını, gözaltıların durumunu konuştu. Ergin’ in toplantıda polis şiddetinden kendisinin de rahatsız olduğunu açıkladığı öğrenildi.