anımsatmaya yarayabilir ancak. Benim yaptığım da bu. Yoksa tek başına hiç kimse dile yön verme gücüne sahip değildir. Her dile o dili konuşanların sahip çıkması gerek. Bu kapsamda gençlerin görevi de
saygı göstermeyenin kendisine saygısı yok demektir. Bu kişi yazar ya da şairse bu durumda yapabileceği en iyi şey, yazmaktan vazgeçmesi olabilir ancak.
4. Türk Dil Kurumu’ nun çalışmalarını değerlendirir misiniz? dillerini başka dillerin boyunduruğu altına sokmamak, kendileri için istedikleri özgürlük ve bağımsızlığı dilleri için de istemek … Çünkü dillerin de hem özgür olmaya hem de bağımsızlığa ihtiyacı var. Bu ihtiyacı yerine getirecek olanlar da gençlerden başka kim olabilir?
3. Günümüzün yazar, şairlerine yapabileceğiniz eleştiriler nelerdir? Sizce bugünün yazarları dil açısından iyi bir örnek teşkil eder mi?
Yazar ve şairler de halkın konuştuğu, toplumun iletişimini sağlayan dilin içindeler. Bu dilin sözcükleriyle yazıyorlar; bu dilin sözcükleriyle düşünüyorlar. Kısacası, toplumun diline ne oluyorsa onların diline de o oluyor. Dildeki kirlenmeden bağımsız hareket etmeleri söz konusu değil. Ancak onlardan beklentimiz, Türkçeyi kullanmakta gösterilen umursamazlığı göstermemeleri. Bütün işlerini dille, dil üzerine, dilin içinde görebileceklerinin bilincinde olmalarını beklemek en doğal hakkımız. Çünkü anlatılacak olan, ne kadar önemli, ne kadar büyük, ne kadar olağanüstü olursa olsun dille, sözcükler kullanılarak anlatılabilir ancak. Her insan gibi yazar ve şairler de en iyi kendi anadillerinde düşünür, hayal kurar, kurgu yaparlar. Anadiline
Şu anda içinde bulunduğumuz durum, ortam, koşullar Türk Dil Kurumunun birçok görevi üstlenmesini gerektiriyor. Kurum bu görevlerini yerine getiriyor mu? Bu soruya“ Evet” yanıtını vermek çok zor. Sözgelimi Türkçe için bir tehlike hemen kapımızın önünde durmakta. İlkokullara konması düşünülen Arapça dersi Türkçeyi yeniden Arapça sözcüklerle doldurmaya aday görünüyor. Dünyanın egemen gücü ABD’ nin dili olarak bütün ülkelere dayatılan İngilizceden dilimize sözcük aktarmanın önüne henüz geçememişken yeniden bir Arapça saldırısı Türkçeyi geri dönülmez biçimde hırpalayabilir. Bunun önlemini şimdiden alma görevi elbette TDK’ nindir. Hiçbir dile karşı değiliz. Arapça öğrenmek isteyen de öğrensin ama okullarda öğretilmesi, Arapçanın arkasına devlet desteğini alarak Türkçeye saldırması anlamına gelir ki TDK’ nin karşı çıkması, önlemek için elinden geleni yapması gereken bir durumdur.