KYM Haber 34.Sayı Mayıs-Haziran-Temmuz 2014 | 页面 59
Ahmet Yenilmez
Ramazan; dün yaşanmışları, bugün yaşananları ve yarın gelecekte
yaşanılmasını hayal ettiğimiz birçok şeyin muhasebesinin yapıldığı
bir aydır bana göre. Ben de yakın
zamanda anacığımı kaybettim.
Onun hazırladığı sahur ve iftar
sofralarını hatırlıyorum çocukluğumdan. O öğleye kadar oruç tuttuğum çocukluğumu hatırlıyorum
ve bugün daha da gelişmiş olan
idrakimle zamanın muhasebesini
yapıyorum. Bu muhasebeyi doğru
dürüst yaptığımız zaman da Ramazan ayını bir başka şekilde geçiriyoruz. Belki normalde 11 ayda hissedemediğimiz yokluğu, paylaşmayı,
sabrı, Allah için sevmeyi, O’nun
için aç kalmayı ve bunun gibi pek
çok şeyin bu şekilde muhasebesini
yapmış oluyoruz. Bu sayede geleceğe dair dualar ediyoruz. Düşünsenize iftarı beklerken ettiğiniz duayı... Geleceğe dair niyazlarımız var
Ramazanlarda.
Hep veren verdiğini zanneder.
Oysa hayır işlerinde alan verir...
Burada dünyaya dair bir şey veriyorsunuz belki ama sonrasında
daha fazlasını kazanabiliyorsunuz.
Ne verirseniz bir fazlasını alır, telafi
edersiniz bu dünyada. Ancak alan
verebildiği zaman siz de sevabını
kazanmış olacaksınız. Hele hele bu
verdiğiniz kişi bir yetim olursa; bir
verdiğinizde karşılığında ne kadar
alırsınız bilemiyorum… O yüzden
verdikçe verelim ki; alan da bir gün
bize verebilecek duruma gelsin...
Cenab-ı Allah kazanç için bundan
daha iyi bir fırsat verir mi? Bunu iyi
değerlendirmek lazım.
Anacağım Ramazan’da yufka
açardı. Benim çocukluğumdaki
Ramazanlar da hep yaz mevsimine
denk gelirdi. Ordu’da geçti çocukluğum. Hem fındık hazırlığı yapılır,
hem de Ramazan hazırlığı yapılırdı
o zamanlar. Tabii köy yeri, yokluk
zamanları… Her zaman yufka ve
börek yiyemiyordu insan. Bu yüzden sahura kaldırılamadığım zamanlarda hep anacığıma buğz ederdim. Tüm amcalarım, kuzenlerim
beraber aynı evde kalıyorduk. O
zamanın Ramazan sofralarında
dedem başımızda, babaannem yanımızda, büyükler sofrada, biz çocuklar da onların yanında olurduk.
Şimdi hep o sofralar gözümde canlanıyor. Bir de dömbelek diye bir
gelenek vardı. Davul eşliğinde kapı
kapı dolaşarak maniler söylediğimiz
güzel bir gelenekti. “Sefta da geldik
kapınıza, selam verdik hepinize, selamımızı almazsanız, o da sizin keyfinize…” Bu mani eşliğinde davulla
kapı kapı dolaşır para ve yerini tutabilecek küçük küçük şeyler toplardık. Vermeyenlerin ayakkabılarını
çalardık. Ramazan’da haytalık dolu
o günlerimi sıkça hatırlıyorum.
Ramazan Özel | Sayı 34 | Mayıs-Haziran-Temmuz 2014
59