38
Jacques:— Gidip görmeliyim.— Neyi göreceksin? Görülecek bir şey yok! Orası kapkaranlık. Soğuk. Yapayalnız olacaksın. Bense buradayım. Gerçek olan benim! Yaşayan benim. Johanna ağlamaya başlar. Jacques tepkisizdir.— Seni seviyorum Jacques. Hamileyim. Beni duydun mu? Jacques dalış için hazırdır. Kafasını sallar, sevdiği kadının elini tutar. Johanna anlamıştır, onu bırakmaktan başka şansı yoktur. Sevdiği adamı yalnızca özgür bırakırsa, o yine sevdiği adam olarak kalacaktır.— Git. Git ve gör aşkım.
Luc Besson balıkgözü lensleriyle, canlı-mavi renklerle ve Akdeniz pırıltısıyla bizi sürekli filme davet eder. Jacques ve Enzo gibi paletlerimizi ıslatırken, kendimizi dalmaya hazır hissetmeye başlarız. Besson, filmi yaparken uzun süre ara vermek zorunda kalmış çünkü tıkanmış. Filmdeki Jacques’ a esin kaynağı olan gerçek Jacques Mayol, Besson’ u birlikte dalmaya ikna etmiş. Ancak bundan sonra ne anlatmak istediğimi buldum, diyor Besson.“ Anlatmak değil, hissettirmek istiyorum, denizin uçsuz bucaksızlığını ve gerçekliğini.”
Eric Serra’ nın harika film müziklerini de unutmamak gerek. Besson, Leon ve Angela filmlerindeki müzik zevkini burada da konuşturmuş. Filmle böylesine bütünleşen, müziği her dinlediğinizde kendinizi okyanusun derinliklerinde ya da Sicilya’ da, mükemmel güneşin altında yunuslar ve Jacques’ la hissettirmek ustaca bir aklın yapabileceği iş.
Yunanistan, 1965 … Küçük bir Fransız çocuk, Jacques, Yunanistan’ ın deniz kokulu büyülü sokaklarında koşturur, arkadaşları denizde parlak bir şey gördüklerini söylediklerinde bir yunus görmeyi bekleyen ve heyecandan ağzı kalbinde atan Jacques denize koşar; sanki biraz daha hızlanmazsa deniz ondan kaçacakmışçasına. Oysa su hiç kaçmaz, hep Jacques’ la kalır. Sicilya’ da, Yunanistan’ da, Peru’ da ve rüyalarında …
Aynı anda bunca saf, masum ve özgür olabilirmiş bir insan. Belki de sadece Jacques böyle olabilir. Çünkü Enzo’ nun dediği gibi:“ O bir insan değil, farklı bir dünyadan.” Ve belki de gerçekten dünyada Sicilya’ dan daha güzel bir yer yoktur.