Ve bir erkekten çok bir yunustur Jacques. Onlar kadar duyarlı, zekidir aynı zamanda. Belki de Johanna’ yı Jacques’ a tutkuyla âşık eden, bir erkeğin en saf, en güzel halini görmüş olmasıdır.
İnsanın en güzel, en anlamlı olduğu anlardan biri de yaptığı işe her şeyden soyutlanarak konsantre olduğu halidir çoğu zaman. Geride kalanlar silikleşir, yanında duran sevgili, seninle konuşan insanlar, uçuşan martılar … İki adamın, denizi kadınlardan bile çok sevişine, denize hayatın kendisinden bile daha çok değer verişlerine tanık oluruz. Her ne kadar verdikleri değerin anlamı farklı olsa da denizin de hayatın bir parçası olduğunu fark etmemeleri, kadınla, denizle, hayatla ve aşkla bir bütünlük yaratmayı unutmuş olmaları Enzo’ nun ölümüne, Jacques’ ın da mental anlamda derinlik sarhoşluğunda boğulmasına yol açar. Yönetmenin de filmin sonunu Jacques’ ı yunuslarla kavuşturup, az önce hamile olduğunu öğrendiği Johanna’ yı yukarıda bıraktırmasının sebebi budur adeta. Âşık olduğu kadın ve doğacak çocuğu yukarı çıkmak için yeterince iyi sebepler midir? Bu sorunun cevabı da seyirciye bırakılır.
Johanna, Jacques’ ı kazanmaya çalışır, kendisini dinlemesi için(!) denize atladığında ondan beklentilerini söyler: birlikte bir hayat, araba, ev, bebekler … Bir hayat kurmak ister, birlikte yaşlanacakları uzun bir hayat. Jacques ise öylesine özgürdür ki, her şeyden kopuk ama evrenin merkezine bir o kadar da yakındır. Johanna’ ya âşıktır fakat ne kadar özgür olabilir ki bir kadın ve erkeğin aşkı, denize duyulan sevdanın yanında?
Filmdeki Enzo Molinari karakteri, Jacques’ ın tam tersi bir portre çizer. Günümüz insanının başarıyı kazanmakla eşdeğer görmesi ve kendine özgürlük yanılsaması içinde bir kısır döngü yaratması, Enzo’ nun deniz ile dalmak arasında kurduğu ilişkiye benzer. Jacques, Enzo için hem hayran olduğu kadim bir dost, hem de dünya şampiyonu olmakla arasındaki tek engeldir. Bilinçaltı Enzo’ yu kandırmayı başarır ve asıl kazancın dostluk olduğunu göremez. Kazanmak kelimesine yüklenen yanlış anlamlar onu da ele geçirir. Enzo ise bu hırsını canıyla öder.
Enzo’ yu denizin almış olmasına anlam veremez Jacques ve gecenin bir yarısı dalmak için hazırlanır. Soğuk, karanlık bir akşamdır ve Enzo’ nun ölümünden henüz birkaç saat geçmiştir. Jacques’ ın bu saatler içerisinde odasında gördüğü rüya ise filmin en etkili sahnelerinden biri. Tavandan deniz dolmaya başlar odanın içine, deniz ters dönmüştür sanki. Gök deniz olmuştur, varoluş da denize hapsedilmiştir. Jacques ile deniz ilişkisini en yoğun hissettiğimiz andır, birbirlerinin iliklerine işlemiş iki su.
Johanna peşinden gider Jacques’ ın, onu durdurmaya çalışır.
37