Behrengî, öğretmenlik yaptığı dönemde çeşitli yollarla başta Tebriz olmak üzere Tebriz’ in çevre bölgelerini de katarak Güney Azerbaycan masallarını derlemiştir. Behrengî, özellikle yaşadığı dönemde İran’ da Türkçenin yasaklanması üzerine masalları Türkçeyi ve Türk kültürünü yaşatmanın yollarından biri olarak görmüştür. Masalların bu noktadaki işlevinin farkında olan bir halk bilimci olarak Behrengî, eldeki kısıtlı imkânlarıyla masal derlemeleri yapmıştır. Bu konuda kendisine en yakın arkadaşlarından Bihruz Dehkanî yardım etmiştir. Behrengî, öğrencilerinden ailelerindeki yaşlılara gidip onlardan masal dinlemelerini ve bu masalları yazıya geçirmelerini istemiştir. Öyle ki dönemin şartları gereği yaşlı kadınlardan derleme yapamayan Behrengî, çok sayıda masal anlatan bir yaşlı kadının torununa öğretmenlik yapmaktadır. Behrengî bu çocuktan rica eder ve çocuk masalları yaşlı kadından dinleyip yazıya geçirerek Behrengî’ ye teslim eder. Bunun yanında Behrengî, öğretmenlik yaptığı ve köy köy gezip fakir Türk çocuklarına ders verdiği dönemde de bizzat derlemeler yapmıştır. Derlediği bu Türkçe masalları da yine ders verdiği çocukların dil ve kültür eğitiminde kullanmıştır. Türk kültürüyle ilgili hemen hemen her şeyin yasak olduğu bir dönemde ve coğrafyada böyle bir işe kalkışan Behrengî, bu masalları ilk başta Türkçe yayınlayamamıştır. Masalların tamamı Efsaneha-yi Azerbaycan adıyla Farsça olarak yayınlanmıştır. Fakat daha sonra hem Türkiye’ de Türkiye Türkçesiyle Azeri Masalları adı altında, hem de yakın zamanda, orijinal Tebriz lehçesiyle Azerbaycan Nağılları adı altında bu masalların basılma imkânı doğmuştur fakat böyle bir şey Behrengî hayattayken mümkün olmamıştır.
Behrengî, bir derlemeci olmasının yanında öğretmenliğiyle de bağlantılı olarak bir masal anlatıcısıdır. Yukarıda da kısaca bahsettiğim üzere derlediği masalları öğrencilerinin özellikle Türkçe eğitiminde işlevsel olarak kullanmıştır. Tebriz’ de yaptığım alan araştırmasında herkes onun masalcı kimliği üzerinde de durmuştur. Öyle ki masal anlatıcılarının birçoğunun Behrengî’ nin eserlerini okuduğunu öğrendim. Ayrıca birçok kişi onun dinlediği masalları aynı zamanda anlattığını da dile getirmiştir. Behrengî çalışmalarıyla ve bir masal anlatıcısı rol model olmasıyla özelde Tebriz / Güney Azerbaycan, genelde ise İran Türklerinin masalcılığı üzerinde etkili bir isimdir.
Behrengî’ nin masalcılığıyla ilgili son önemli nokta ise onun masal yazarlığıdır. Behrengî’ nin hemen hemen tüm eserleri masal formatındadır. En popüler eseri Küçük Kara Balık bile bir tür masal olarak kabul edilebilir. Öyle ki bu hikaye, Türkiye’ deki çalışmalarda değinilmeyen bir nokta olarak, bir masal geleneğiyle başlamaktadır. Anlatı Çille Gecesi başlar ki Azerbaycan için en önemli ritüellerden biridir. En uzun gece kabul edilen ve birçok geleneğin, ritüelin yaşatılıp icra edildiği bu gecede en önemli unsurlardan biri masal anlatmaktır. Küçük Kara Balık’ ın başlangıcında da böyle bir masal anlatımı geleneğine gönderme yapılmaktadır. Küçük Kara Balık, birçok masal motifine ve tabii ki alegoriye sahip olan bir hikâye olmakla birlikte metnin içinde aslen bir geleneğe oturtulmuş bir masal anlatısıdır. Hikâyenin bir yerinde Küçük Kara Balık sularda gezinirken hikâyesinin bilinmesini, macerasının anlatılmasını ve bu maceranın mesajının birilerine ulaşıp birilerini etkilemesini istediğini belirtmektedir. Her hikâye, tabii ki masal da, anlatıcısı kadar dinleyicisiyle vardır. Anlatı anlatıldığında, dinleyiciye / okuyuca ulaştığında ve ona dokunup onda bir etki bıraktığında tamamlanır. İşte Küçük Kara Balık’ ın masalı da aslında anlatının sonundaki Küçük Kırmızı Balık’ la tamamlanır. Masal bittiğinde tüm balıklar uyumaya giderken bir Küçük Kırmızı Balık uyuyamaz ve tıpkı Küçük Kara Balık gibi derin denizleri düşünmeye başlar. Behrengî’ nin Küçük Kara Balık masalı, Küçük Kırmızı Balık’ la tamamlanır ve yeni bir masala doğru yol almaya başlar.
Bir diğer masal eseri olarak Keloğlan’ dan bahsetmek gerekir. Behrengî, Türk Dünyası’ nda yaygın bir şekilde bilinen bir masal tipi olan Keloğlan masalını da yeniden işleyerek yazmıştır. Öyle ki masalın içine ideolojik görüşlerine uygun eklemeler yapmıştır ve Keloğlan’ ı zenginden alıp fakirlere dağıtan bir tip olarak ele almıştır. Behrengî, Keloğlan’ ı zenginler, ağalar, hanlar ve beyler karşısında halkın bir sembolü olarak görmüş ve bir Keloğlan masalıyla bu konulardaki fikirlerini çocuklara aktarmayı hedeflemiştir.
Behrengî’ nin masal yazarlığı noktasında Bir Şeftali Bin Şeftali ve Ulduz Kız’ la ilgili hikâyelerini de anmak gereklidir. Özellikle Ulduz Kız’ da birçok masal motifine yer veren Behrengî, derlediği masallarda yer alan birçok motifi hikâyesinin kurgusuna yerleştirmiştir. Behrengî tüm bu üretimlerinde masalları işlevsel kullanmıştır. Çocuklar için yazan Behrengî bu noktada en önemli aracın masallar olduğunu fark etmiş ve hem dil / kültür noktasında hem de ideolojik görüşlerini yansıtma ve yaşadığı dönemdeki çocukların sorunlarına çözüm bulma noktasında masalları kullanmıştır.
Peki yukarıdaki geniş girişle Behrengî’ nin bağlantısı nasıl kurulabilir? Özellikle Batı merkezli isimlerin tamamının ülkemizde de tanındığı ve okunduğu bir gerçek. Bu konuyla ilgili en ufak bir sıkıntı göstermek yanlış olacaktır. Elbette tüm bu eserler bilinmelidir, okunmalıdır ve özümsenmelidir. Lâkin gözümüzü Türk Dünyası’ na çevirdiğimizde henüz tam olarak sahiplenmediğimiz, incelemediğimiz ve tam hak ettiği yere oturtamadığımız birçok değerimiz olduğu kesindir. İşte Samed Behrengî de bu değerlerden biridir. Samed Behrengî yaşadığı dönemde Türk kültürü için çabalamış, Türk kültürü için çalışmış ve Türk kültürünün eserleri üzerine incelemeler, eserler vermiş bir isimdir. Behrengî’ nin“ İranlı bir yazar” noktasında bırakılmaması gerekmektedir. Samed Behrengî, tıpkı Grimmler gibi, tıpkı Perrault gibi, tıpkı Eflatun Cem Güney gibi bir“ masalcı” dır. Bunun yanında Eflatun Cem Güney gibi bir Türk masalcısıdır. Onun bu şekilde anlaşılıp, algılanıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Samed Behrengî, Tebrizli bir Türk masalcısıdır.
24