Kaybolan Defterler / zine 6.Sayı: Öteki | Page 62

leri. Sonra nereden çıktıysa bir ateş yandı oyuğun öbür yanında, yaklaştı. Gözünü ateşe dikip kıvılcımların bir biri üzerinden atlayışına baktı uzun uzun, gözlerinden sicim gibi yaşlar aktı. Isındıkça güzelim kanatları sızım sızım ağrımaya başladı. Öyle acıyordu ki canı, hani kesip atsa da rahatlasa istiyordu artık. Yüzü üstüne boylu boyunca uzandı, çaresizce gözlerini yumup bir başka rüya için dua etmeye başladı.
***
-Yoğun bakıma aldık, bağışıklığı zayıflamış, o yüzden vücudu iltihaplı yarayı kaldıracak halde değildi, ciddi bir tedaviye ihtiyacı var.
-Tamam tamam. Sivil adamlarımız olacak hastanede kuş uçmayacak yakınında, bilginiz olsun da!
-Anladım. Biz elimizden geleni yapacağız iyileşmesi için.
**-Bu hasta işkenceden gelmiş, baksana sırtına yarılmış iki yandan. Çok ateşi vardı, zor düşürdüler üç günde.
-Ne fena! Ne yapmış ki bu kadar eziyet etmişler acaba?
-Bilmem. Gazeteciymiş galiba.
- Kesin çok kötü bir şeye bulaşmıştır bu. Yoksa ne diye işkence falan yapsınlar ki! Şu sargı bezini uzatsana.
-Al canım … Valla hiç bilmiyorum ne yazdığını, ama tekrar geri dönecek iyileşince. Siviller bekliyor koridorlarda. Kendine gelince geri götürecekler. Muhakkak konuşturacakları bir mesele vardır. Daha çok dayak yer bu.
-Yazık, ama tabii hak ettiyse bilemem. **
Kanatlarında bir sıcaklıkla uyandı. Ağrısı dinmiş, üşümesi geçmişti, yalnız biraz sızısı vardı artık. Başını şöyle geri çevirince birden kocaman bir vaşakla karşılaştı. Bu kediden büyük, kaplandan küçük çevik yaratık nereden bulmuştu onu! İrkildi, kalbi gümbürdedi birden. Öyle ya ilk kez vaşak görmüştü hem de gelip tüylerini yalarken! Hayvan irkilmedi. İki adım geriledi gözünü gözüne dikip baktı. Sönmüş ateşin yanında iki yavru vaşak oynaşıyor, yuvarlanıp duruyordu. Sessizce başını yeniden toprağa koydu. Vaşak da gelip tüylerini yalamaya devam etti.
**
-Nasıl durum?
-İyi. Zor da olsa toparladı. Arada kendine geliyor, ama kanatlar, vaşaklar diye bir şeyler söyleyip tekrar uyuyor. Bugün yarın ayılır tamamen.
-Ne biçim adam ya, rüyası bile saçma sapan.
-Ayılınca size haber veririz.
**
Gözünü açtı, rüya bitti. Hastane odasında olduğunu idrak edince aklı gitti birden! Tüm o dayaklar, tacizler, işkenceler aktı gözünden. Buz gibi oldu nefesi. Kesildi. Tek kelime etmemişti, ama daha fazla işkenceye nasıl yetecekti gücü, nasıl dayanacaktı! Ne anlatacaktı bu heriflere, gizli saklı yoktu. Her şey ortadaydı. Ortada olanı yazmıştı, herkesin bildiğini fotoğraflamıştı. Neyi itiraf edecekti? Kime çalıştığını sorup durmuşlardı, kendime dedikçe demir çubuklarla yürümüştü üzerine o sıska, sevimsiz herif. Gücünü elindeki sopadan alanlar ordusu! Aklının mahsulü değildi hiçbiri belgeli, kanıtlı işlerdi. Akıllarınca bir itiraf alacak, başkaları için menfaat karşılığında yalan haber, belge yayınladığını söyletip sıyrılacaklardı. Kimbilir belki gerçekten başka şeyler bildiğini sanıyorlardı.
**
-Bugün ayılır muhakkak.
-Doktor ayılsa da ayılmasa da taburcu edecek bugün. Yeter artık, demişler.-Aklı varsa konuşur.-Öyle …
Hemşirelerin yaklaştığını duyunca gözünü yumdu; iki yavru vaşak sönen ateşin kıyısında annelerinin koynunda uyukluyordu.
Kanatları, aklını orada terk edip kurumuştu.
# İtirafEdiyorumBenGazeteciyim

56

6. Sayı Öteki