Kaybolan Defterler / zine 6.Sayı: Öteki | Seite 60

KANAT-MAK—
GÖRSEL: HENRY MOORE

KANAT-MAK—

AYŞEGÜL TABAK
- Tunca Öğreten’ e –
Daracık bir odanın zemininde başını kollarının arasına almış, yere kapanıp dizlerini içine çekmiş duruyordu. Kıvranma belirtisi yoktu, ancak titrediği belliydi. Bu fiziksel bir acıdan fazlasıydı, daha çok bir sinir sistemi sarsıntısı, evet bir sarsıntı, bir depremdi. Çaresizlik, tükenmişlik, öteki’ ye düşmüşlük alametiydi.
Birden elleriyle başına baskı uygulamaya başladı. Titremesi gittikçe artıyor, acıdan mı ağrıdan mı bilinmeyen bir inlemeyle sızlıyor, ısı ve ter her yerini sarıyordu. O ufacık, karanlık ve pis odada bulunan tek ve küçük pencereden sızan günışığı attıkça o daha da kasılıyordu. Kasılmaktan taşa dönen omuzları titremesini boğdukça dişlerini sıka sıka hırıltıyla inledi bir süre daha, sonra … Sonra bir anda, ne olduğunu bile anlayamadan patladı pürüzsüz sırtı! Omurgasının iki yanında boydan boya iki yarık açıldı. Canı yanıyor, dişlerini daha bir sıkıyor, ter içinde korkudan ağlıyordu.
Sırtından bir çift kanat çıkıyordu.
Bir zaman sonra yere serili kaldı. Orada. Öylece. Yüzüstü. Kolları küçük bir çocuğunki gibi uzanmış, bacaklarındaki kasılma yerini hareketsizliğe bırakmış. Yığılmış. Sırtından etrafa yayılan, kocaman, beyazlı grili, belki on binlerce hafif tüyle bezenmiş iki zarif kanatla uzanmış hâlde. Sessizce. Pencereye benzer delikten sızan ışık hûzmeleri kanatlarına vuruyordu. Uzun, çok uzun zaman uyudu. Çok yorgundu.
Yıllar süren bir uykudan uyanır gibi uyandı. Uzanmış ellerini kapayan kanatlara dokununca irkilerek dizleri üstüne zıpladı. Rüya içinde rüya, kim bilir bir kâbus mu anlaması imkânsızdı artık. Neden sonra kalktı, tarif edemediği çocuksu bir iç sevinç görkemli kanatlarına, evet evet kanatlarına dokundu, okşadı yumuşacık kuş zarifliğindeki tüylerini. Uçabilir miydi? Uçardı. Deneyebilirdi. Ne kaybedecekti ki? Hayatını mı!
Biri görse ne olacaktı peki? Görse? Keşke görse. Biri.
Çatıya çıkmalıydı, o da çıktı. Zor geçtiği dar kapıdan beton düzlüğe ulaştı. Kenara yaklaştı. Aşağıda insanlar böcekler gibi kıpırdanıyor, oraya buraya dağılıyor, bağırışıyordu yine, ama ötede bir yerlerde deniz vardı. Mavi, dingin, ılık deniz. Yutkunup, cesaretini topladı, ha ölecek ya yaşayacak, fakat bu şansı kaçırmayacaktı.

54

6. Sayı Öteki