Kaybolan Defterler / zine 6.Sayı: Öteki | Page 31

ÇAMAŞIR

TELİ

BEYZANUR BALA artık kağıt kokusunu almıyordum tenim teknolojilere yapışıyordu beynimin etrafında koruma kalkanları ne kadar postformal bakılırsa bu şehre bu şehir bir o kadar kovar içinden susuz yürümeye aç balkonları bir anda kısalan şiir tek içimlik zifiri sert sigara bir yanımda opus magn mu provaları diğer yanımda sayfalardan rezerve edilmiş ismet özel propagandaları içine düşülmüş bu yeni düzenin yontusunda kıvrılmış bir demir gibiydi ruhum artık kalem kokusunu almıyordum saçım makinelere karışıyordu beynim orada yıkanıyordu ve kurutmak için de alternatif akımlar gerekiyordu gerek yoktu çamaşır teline çamaşır teli güruhsuz göçebe kuşların kanatlarının yakılması vakti gelir her gece aklıma bunca samimiyetin ilhakı yine berkitiliyordu bazı şeyler bazı şeyler elimden tutup ölüme götürüyordu artık toprak kokusunu almıyordum o denli alışılmıştı yoksulluğum onca zevkten sonra bir tırtıl olabilmek için duaya durmak hayır, pragmalarım için esas duruşa geçmek jüpiter kadar tersti bana yürünecek yol kalmamıştı tükenmişliğinin içinde yalnızca, yalnızların mekanı olmuştu dünya yalnız ve yalnızlıkla zalimleşmiş kişilikler onlar kağıt kalem kokusuyla propaganda yapıp düşlerimizi ilhak etmenin sınırlarından geçtikten sonra tüm bu kuş göçlerinin alımsızlığının yanı sıra bir baharı közlüyorlar midemde dumanı toprağa tütüyor onlar böyledir çamaşır telinde kuş kanatlarını kurutup kan sıçratırlar barışın orta yerine ki barışın en orta yeri düşselliğimizin kalbinde yine seviyoruz, sevişiyoruz bunca savaşa karşın yine bahçelerimizde elmalardan dökülmüş kırlangıç çiçekleri hissetmeye çalıştım ve seslerden yutkundum devrimi düşündüm çamaşır telini toprağı anlamazlar diyordun bizi anlayamazlar boşver diyordum tıngırdatmalarına bir sigara çakıp damnant quod non intelligunt

25