—
GÖRSEL: GUY DENNING
ÖTENGRİ
—
PAYANDA
Do ve re. Mi için bir komplo olabilir zaman zaman. Yetkin seslerle birleşen ağıtlar düşündürür kara bir akşamdan çalınan.
Kimsenin beni görmediğini biliyorum. Herkesi kuyunun dibinde su var diye kandırmışlar. Oysa dünya kendi kanları üzerlerinde dönüyor! Bunu anlamak için büyük ufka ihtiyaç duymuyorum, önemli biri değilim, belki de olmamak için melek rolü yapmayı keyifli bulmuyorum. Saatim yok, Günleri bir sonraki anlamsız günlere erteliyorum. Kangren adında bir kuş büyüttü beni, histerik ve mistik her şeyden nem alıyor gözlerim. Kanatlarımı gizlediğimden beri, av niteliği taşıdığım sanılıyor! Verdiğim cevaplar içerleme, sözcüklerim karartı, sökük Ay’ ı dikmek için uzanmışım bir kere? Yapma diyorum, ışığın beslediği anlam, hızlanmış raks değil. Bir kadınla seviştim diye, tutup onu bir mum diye anmıyorum. İnsân çekiyor beni, mıknatısın karanlık tarafıyla, h2o’ ile insan itiyor beni bu sonbuluşa. Gizemli kalmak tarafımı yıktım, asıl şimdi bilinmez ve görünmezim, yakarken genizlerini bir cigara dumanıyla. Çok sersem buluyorum kendimi, dâhi olarak anılmak, sözel sevdamın kanırtısı. Gingsberg kadar delilik sunma derdinde değilim, yaşadığım ânla uyutulmak istemiyorum. Ağzımın içindeki namluya, her gece, boş kovanlarla hislerimi yazıyorum.
Bu kaos zihnimin her yerine dağılıyor. Alarmlar, ışıklar, ritmi uydurulmuş insan sesleri, hiçbir bilgiye hizmet etmeyen, yalnızca çürümeye ve kendi kıçını kurtarmanın erdemli olmak ve el açmamak için elleri kesmenin ahlâklı görüldüğü bir çağda, cinnet getirmiş gökyüzünün, şu ağlamasına bak!
Rahmet bir kan adıdır Doğu’ da, Batı’ da tanrıların çizdiği silâh. Düşünce sistemini oluşturan iki ayrı element gibi, çok vaktimiz yok, hepimiz öleceğiz. Bu bok çukurunda fosil olmayı hak etmeyecek insanlarla, ortak amacı güdeceğiz ölerek. Ya yaşamak, sanılanın aksine bir dokunuş bırakmak, önemle, sanatla, kendini edinmekle. Ne tanrılara ne büyük patronlara hizmet etmediğim için gülümsemelerim hastalıklı, suyun maddesini bozduklarından beri üstüne daha çok düşünür oldum. Felsefenin başlangıcı su ise, kutsal olan bir kuraklıkta damla olmak; işte yüce ışık bu! İçindeki nehri takip et ve yokoluşunu adım adım izle. Sen gerçeğini yaratırken, gerçeklerin tasarlandığını gördüğünde, çocukluğuna dönüp yatağın altına gizlenmek isteyeceksin. Artık çok geç!
Hepimiz bir gün mutluluk denen algı oyununa katılacağımıza inandık. Ses duydukça yineledik kendimizi, aynalarda ışık kırma ânına tanık olduk. Yüzümüzü acıyla sakladık, dumanların etrafında çıkarttığımız sözcükler üstüne bir tarih yazılırdı. Kanıyoruz! ve gerçeği yazmıyor gasteler.
5