Kalabalık Dergi Kalabalık Dergi 3. Sayı | Page 39

Kalabalık Temmuz 2013 Çok iyi biliniyor ki Çin işkencesini bir çok türü var. Zamanında bunun için özel aletler bile tasarlanmıştır. Bu aletler belli cezaları ödetmek için yapılmıştır ancak ne var ki o canlıların konuşamamaktan başka işledikleri bir suç bulunmuyor. İşleyebilecekleri en büyük suç sizin işinize engel olmak veya siz kafanızı dinlemek isterken ses çıkarmak olabilir. Bunun için hunharca katledilmeyi hakettiklerini düşünülmesi korkutuyor. “ İnsan Hakları Bildirgesi’nde belirtildiği üzere, işkence neredeyse evrensel olarak çok ciddi bir insan hakları ihlali olarak görülür.” Belki de insanlara yapamadıkları ve içlerinde bastırdıkları bu duygulardan ötürü onların bir canlı olduğunu düşümeyi geçerek bu şekilde bir tatmin yoluna gidiliyor. İlla ki bu kadar yemek isteniyorsa bunun acısız bir yolu pekala bulunabilir. Buradaki amaç yerken alınan zevkten başka hazırlanırken tatmin edilen geçmişin yadiyarı bir alışkanlık iç güdüsü oluyor. Yoksa kendi doğmamış canlısını (4 aylık cenin) yiyebililecek kadar algılarını kaybetmiş bir toplum olmak onca birikime sahip bir geçmişe hiç yakışmayan bir tutum. Buzdolaplarından gelen çığlıklara bu denli sessiz kalmak; her gün onlarca kafesin arka bahçelere giden yolculuklarına göz yummaktır. Bir kez sahip çıkmayı deneyelim… Müge Çisilay ÇAKIR 39