Kalabalık Dergi Kalabalık Dergi 3. Sayı | Page 33

Kalabalık Temmuz 2013 İşin en güzel tarafı şimdi başlıyor, özgürlük dediğimiz o şey 53 yaşında gelip yapışıyor yakasına Pu-Yi’nin. Bahçıvanlık her majestenin harcı değildir ne de olsa. Son sahnede ziyaret etmeyi de unutmuyor tahtını. Ama o taht artık, allanmış pullanmış müze olmuş, kırmızı kurdelelerle çevrilmiş çevresi. Müze bekçisinin çocuğu, ufak oğlan, izin vermiyor tahta çıkmasına, ufak ufak küçük oğlanlığı geliyor ilk sahnelerden aklınıza, vahvahlanmak ne hacet, koca majeste kutu çıkartıyor tahtın altından. Bir çekirge kaç yıl yaşayabilir? Film bitse de merak edersiniz, yahu bir çekirge? El insaf… Son sahnelere doğru Maoculuğa da değinmeden edememiş belli ki Bertolucci. Ucundan da olsa o devrime bir kapı aralığı açıklığıyla bakmış, bir pazar cümbüşünde geçerken Kızıl Muhafızlar, ironisini de oturtmuş İmparatorumuzun ‘ne kadar da gençler!’ lafına. Filmde sonrasında ne oldu bu İmparatora, belli değil. Ben söyleyeyim: arşivci olarak çalıştı ve tekrar evlendi. 1964 yılında “Hayatımın ilk yarısı” isimli üç ciltlik otobiyografisini yayınladı. 61 yaşında Böbrek kanserinden vefat etti. ABD yapımı bu film ne kadar yansızdır diyebilirsek artık ,o kadar da yanlıdır. Çin halkına kasıtlı olarak aşılanan uyuşturucu bağımlılığı, tahtın varisi denilen yeni doğmuş bebeğin aşılanarak öldürülmesi, ’Bütün Asya bizimdir!’e dair laf cambazlıkları… Filmdeki ‘Çin’e te ͱ