INmagazine Sayı 22 Etik ve İtibar Derneği | Page 9

e-ticaret açısından yetersiz kalabilmektedir . Bu noktada rekabet otoriteleri nezdinde , geleneksel kanalların , pazar tanımının dışında tutulduğu bir yaklaşımın hâkim olduğu görülmektedir . Ayrıca , firmaların çevrimiçi satış kanallarının çok taraflı çevrimiçi platformlara rakip olarak görülmediği de baskın görüş olarak karşımıza çıkmaktadır . Dolayısıyla e-ticaret sektöründe , rekabet otoritelerinin dar pazar tanımlamaları yapmaya yatkın olduğu söylenebilecektir . Coğrafi pazar tanımı açısından bakılacak olursa , 4054 sayılı Kanun ’ un kapsam maddesi ile Rekabet Kurumu ’ nun yetkileri coğrafi olarak Türkiye ile sınırlandırıldığından , Rekabet Kurumu küresel çapta faaliyet gösteren bir teşebbüsü inceliyor olsa dahi coğrafi pazarı Türkiye sınırlarını aşacak şekilde tanımlamamaktadır .
E-ticaret sektöründe ortaya çıkan rekabet hukuku endişelerini inceleyecek olursak , çevrimiçi pazaryerleri arasında etkin rekabet ortamının henüz sağlanamamış olmasının sektör özelindeki başlıca rekabet hukuku problemlerinden biri
olduğu görülmektedir . Sektörde faaliyet gösteren çok sayıda firma bulunmasına karşın , çok taraflı çevrimiçi platformlar bakımından durum farklıdır . Çok taraflı çevrimiçi platformların genellikle kendi pazarlarında önemli güce sahip olduğu ve rekabetçi baskının üzerlerinde hiç olmadığı veya çok az olduğu gözlemlenmektedir . Bu durumun başlıca nedenleri , genellikle yeni bir fikir olarak ortaya çıkan çok taraflı çevrimiçi platformların pazar kurucu olması ve dolayısıyla ilk başarılı olan şirketin pazarın neredeyse tamamına sahip olmasıdır . Pazar kurucu rolleri nedeniyle bu platformların doğrudan pazar gücüne sahip olarak oluştuğu söylenebi-
Bu durumun başlıca nedenleri , genellikle yeni bir fikir olarak ortaya çıkan çok taraflı çevrimiçi platformların pazar kurucu olması ve dolayısıyla ilk başarılı olan şirketin pazarın neredeyse tamamına sahip olmasıdır .
7