HUKUK
48 mi gibi kritik alanlarda kararları etkileyen bir altyapı konumundadır. Kurumsal itibar açısından esas olan sistemin hata yapmasından ziyade, hata ortaya çıktığında kurumun bunu açıklayabilme kapasitesidir. Yapay zekâ yönetişimi tam bu noktada devreye girer. Yönetişim düzenini kurabilen kurum, kullandığı sistemler bakımından hesap verebilir hale gelir. Yapay zekâdan beklenen fayda ancak sınırları ve kontrolleri belirlenmiş bir kullanımla elde edilir.
Politikadan Yönetişime: Tanıdık Bir Sorunun Yeni Yüzü Kurumsal uyum alanı benzer bir dönüşümü daha önce de yaşadı. Yolsuzlukla mücadeleye yönelik uyum çalışmaları bir değerler beyanı olarak başladı; zaman içinde etik kod, etik hat, risk değerlendirmesi, eğitim ve disiplin mekanizmaları gibi uygulama adımlarıyla bütüncül bir program haline geldi. Kurumlar, kuralları belirlemenin yalnızca başlangıç aşaması olduğunu, uyumun asıl olarak işleyen bir yapının kurulması ve sürdürülmesiyle sağlandığını deneyimle öğrendi. Yapay zekâda ise aynı dönüşüm henüz başlangıç aşamasında.
Yapay zekâda bu dönüşüm, ancak yönetişim düzeninin kurulmasıyla gerçekleşebilir. Yapay zekâ yönetişimi; bir kurumun yapay zekâyı hukuka uygun, etik, güvenli ve hesap verebilir biçimde kullanması için kurduğu politika, rol, süreç ve kontrol bütününü ifade eder. Sistemin geliştirilmesinden satın alınmasına, izlenmesinden gerektiğinde durdurulmasına kadar tüm aşamaları kapsar.
Yönetişim kavramı sıklıkla etik, hukuki uyum ve risk yönetimiyle aynı anlamda kullanılsa da her kavram konuya farklı bir açıdan yaklaşır. Etik, kullanımın adil ve temel haklara saygılı olup olmadığını sorgular; hukuki uyum, mevzuata ve sözleşmeye uygunluğu denetler; risk yönetimi ise olası etkileri ve gerçekleşme ihtimalini değerlendirip kontrol düzeyini saptar. Yönetişim ise bu kavramların hepsini tek bir çerçevede toplayan soruları sorar: Sorumluluk kimde, onay kimde, izleme kimde, müdahale yetkisi kimde ve bunlar nasıl kanıtlanıyor?
Yapay zekâda bu dönüşüm, ancak yönetişim düzeninin kurulmasıyla gerçekleşebilir. Yapay zekâ yönetişimi; bir kurumun yapay zekâyı hukuka uygun, etik, güvenli ve hesap verebilir biçimde kullanması için kurduğu politika, rol, süreç ve kontrol bütününü ifade eder.
Data Initiative, AICDI) raporuna göre; şirketlerin yüzde 43,7’ si yapay zekâ stratejisi açıklarken, stratejisinin belirli bir yönetişim çerçevesine dayandığını bildirenlerinin oranı yüzde 13, insan hakları etki değerlendirmesi yaptığını bildirenlerinin oranı ise 7’ dir. Girişimin AB Yapay Zekâ Tüzüğü ' nün küresel etkisini inceleyen ikinci raporu da benzer bir tablo ortaya koymaktadır: Şirketlerin yalnızca yüzde 12,4 ' ünün insan gözetimi politikası bulunurken; bu politikaya sahip şirketlerin yüzde 48 ' i ise politikayı işletecek operasyonel süreçlerini( izleme araçları, müdahale mekanizmaları, insan onayı gerektiren iş akışları) belgelemiş durumda değildir.
Bu araştırmaların da ortaya koyduğu şekilde kurumlar strateji belirlemek ve açıklamak noktasında değil; açıkladıkları stratejiyi hayata geçirecek prosedürleri ve operasyonel süreçleri kurma noktasında zorlanmaktadırlar. Uygulamaya yansıtılamayan bir strateji, kurum açısından yerine getirilmeyen bir taahhüde dönüşür; kuruma gerekli korumayı sağlamak bir yana, kendisi bir risk kaynağı haline gelir.
Günümüzde yapay zekâ hızla gelişip yaygınlaşırken; düzenleyici çerçevenin teknolojinin hızına yetişememesi, konunun gerektirdiği teknik derinlik ve yapay zekânın kurum içinde sistematik olmayan kullanımı gibi nedenlerle kurumların yönetişim tarafı aynı hızda ilerlememektedir. Thomson Reuters Foundation’ ın UNESCO iş birliğiyle yürüttüğü 2.972 şirketi kapsayan Yapay Zekâ Şirket Veri Girişimi’ nin( AI Company