INmagazine 42. Sayı INmagazine Sayı 42 | Page 53

davet eder. Bu çerçevede kendimize şu soruyu sorduk: Atatürk ' ün mirası, etik ve itibar perspektifinden bugünkü kurumlara, iş dünyasına ve kurumsal sorumluluk anlayışına ne söyler?
Cevap, onu yalnızca askeri ve siyasi lider olarak değil; kararlarında, davranışlarında, tutumlarında ve kurumsal inşa anlayışında güçlü bir etik çizgiye sahip bir devlet kurucusu olarak okumaktan geçiyor. Derneğimiz tarafından yayımlanan ve Prof. Dr. Hikmet Özdemir tarafından kaleme alınan Atatürk ' ün Etik Mirası, tam da bu açıdan yol gösterici bir kaynak. Hakikati söyleme cesareti
Atatürk ' ün etik mirasının merkezinde hakikati arama ve ifade etme cesareti yer alır. Bu, kişisel bir erdem olduğu kadar yönetsel sorumluluğun da temelidir: Bir kurumda yanlışlar ancak açıkça görüldüğünde ve adı konulduğunda düzeltilebilir.
Mustafa Kemal ' in 20 Eylül 1917 tarihli politik-askeri raporu bu açıdan çarpıcıdır. Savaşın ağır koşullarında, yalnızca askeri durumu değil; idarenin zayıflamasını, halk ile yönetim arasındaki kırılmaları, rüşvet ve vurgunculuğu da en üst makamlara iletir. Gerçeği yumuşatmaz; fakat sorumluluk bilinciyle konuşur. Bu tavır, bir yöneticinin sadakatinin kişilere değil hakikate ve kurumun geleceğine olması gerektiğini gösterir.
51

Ziyaretimizde, Yönetim Kurulu Başkanımız Rana Günay Hoffman, Yönetim Kurulu üyeleri, mezunlarımız, eğitmenlerimiz ve sekretarya ekibiyle birlikte Aslanlı Yol ' dan tören alanına geçerek Atatürk ' ün mozolesine çelenk bıraktık. Ardından Misak-ı Milli Kulesi ' n- deki özel deftere, Başkanımız Rana Günay Hoffman tarafından derneğimiz adına düşüncelerimiz kaleme alındı.

Anıtkabir ' in mimarisi, sessizliği ve duygusal yoğunluğu, ziyaretçiyi sadece geçmişe değil bugüne ve geleceğe de bakmaya
Yıllar sonra İzmir ' de söylediği " Birbirimize daima hakikati söyleyeceğiz " cümlesi bu çizginin sürekliliğini ortaya koyar. Hakikatin konuşulamadığı yerde etik kültür gelişemez. Hataların saklandığı, risklerin bastırıldığı kurumlarda itibar yalnızca görünürde korunur; gerçekte ise aşınır. Bugünün iş dünyasında bu ilkenin karşılığı, çalışanların çekinmeden konuşabildiği, ihlallerin üzerinin örtülmediği ve yönetimin kötü haberi cezalandırmak yerine doğru şekilde ele aldığı bir kültürdür.
" Yarının adamı olmak ": Kısa vadeli çıkar karşısında karakter Mustafa Kemal ' in genç bir subay olarak Şam ' da yaşadığı olay, etik karar alma bakımından son derece öğreticidir. Havran ' da devlet adına yürütülen bir uygulamanın gasp ve suistimal niteliği taşıdığına tanıklık eder; işin sonunda bazı subaylara pay dağıtılır. Arkadaşı Müfit Özdeş, kendisine düşen altınları alıp almamayı sorar. Mustafa Kemal ' in yanıtı bir