INmagazine 42. Sayı INmagazine Sayı 42 | Page 24

ETİK

Etik Kültürü Tasarlamak: İnsan Davranışı, İK Sistemleri ve Kurumsal Etik

Uyum Prosedürlerinden Kültür Mimarlığına

Bugün küresel iş dünyasında " etik " denildiğinde akla ilk gelen genellikle hukuki mevzuatlar, uyum dosyaları ve imza karşılığı çalışanlara dağıtılan kurumsal bildirgelerdir. Ancak günümüz organizasyonlarında çok net gördüğümüz bir gerçek var: Riskler önemli sayılabilecek oranda artıyor, fakat kurumsal koruma sistemleri aynı hızda gelişmiyor.
22
Yazı
: Serap Manisalı

Şirketlerin en çok etik eğitime yatırım yaptığını(% 59) araştırmalar aracılığı ile görsek de bu eğitimlerin sahada gerçek bir davranış değişikliği yaratıp yaratmadığını ölçme, izleme ve takip etme tarafı hâlâ zayıf kalmaktadır. Oysa ölçmediğimiz, üze rine bilimsel olarak kafa yorup psikolojik ve felsefi temellerle tasarlamadığımız bir yapıyı yönetmemiz ve denetlememiz mümkün olamamaktadır. Bir organizasyonda etik kültürü inşa edecek, onu koruyacak ve sürdürülebilir kılacak olan önemli aktörler İnsan Kaynakları profesyonelleridir. Bu süreçte etiği statik bir " uyum dosyası " veya sadece kriz anlarında işletilen bir cezalandırma mekanizması olmaktan çıkarmak zorundayız. Etik, bir kâğıt parçası değil, bütünsel bir " tasarım meselesidir ".

Türkiye’ de felsefi etiğin öncüsü olan İoanna Kuçuradi’ nin yaklaşımıyla bakarsak; gerçek etik, toplumsal ahlak normlarına körü körüne itaat etmek değil, karşılaşılan her tekil ve benzersiz durumda insan olmanın değerini koruyacak kararı verebilme, yani bir " değer görme” yetisidir. Bireyin bu yetiyle hareket edebilmesi ise, derin psikoloji ekolünün kurucusu Alfred Adler’ in kavramsallaştırdığı " toplumsal ilgi " duygusuna, yani bireysel hırs ve üstünlük çabasını geride bırakarak ortak iyiliğe katkı sunma yönündeki " aidiyet cesareti“ ne bağlıdır. Dolayısıyla etik; sadece birilerinin bizi izlemediği anlarda kurallara uymak değil; o kritik kriz ve baskı anında hem doğru eylemi seçecek " bilgiye " hem de o kuruma ve topluma karşı sarsılmaz bir " aidiyete " sahip olmaktır. Eğer etik davranışı bu yapısal bağlamından koparıp sadece şansa, çalışanların soyut iyi niyetine veya bireysel vicdanlarına bırakırsak, kurumsal geleceğimizi yönetim sistemlerimiz değil, anlık değişen durumlar belirler.
I. İnsan Kaynakları( İK) Yaşam Döngüsünde“ Etik Akışı”: Taşıyıcı Kolonlar İK profesyonelleri için etik, soyut bir felsefi tartışma alanı değil, çalışanın organizasyona adım attığı ilk andan ayrıldığı son güne kadar her sürece nüfuz etmesi gereken dinamik bir akıştır. Çalışan yaşam döngüsündeki her bir İK alt sistemi, etik kültürün inşasında stratejik birer araç ve taşıyıcı kolondur:
• İşe Alım ve Seçme( Kapıdaki Bekçi): Etik bir ekosistem, sadece teknik olarak en yüksek performansı gösteren yetkinlikleri değil, vicdanlı ve dürüst yeteneği organizasyona kazandırmakla başlar. Mülakat süreçlerine entegre edilecek " Değerler ve Tutum Sorgulamaları ", adayın kolektif bir değer